Yaşanan farklı hadiselerin birbiriyle bağlantısını görebilmek bütünü görebilmektir. Bütünü görebilmek ise parça hadiselere gösterilecek tavrın doğru olmasını belirler.
Sırasıyla birkaç farklı hadiseyi parça parça ele alırsak:
1-Rusya-Ukrayna-Avrupa savaşının geleceği bölgede yaşanan ve yaşanma ihtimali olan birçok hadisenin tetikleyicisi durumunda. Önceki yazımızda değindiğimiz gibi, şuan Avrupa ülkelerinin ağırlıklı odak noktası Rusya ile olası bir savaş. Öyle ki birçok Avrupa ülkesi halkına yeterli derecede gıda enerji aleti nakit birikimi ve sığınak yapmaları konusunda uyarıda bulunacak kadar işi ciddiye alıyor.
Rusya ile Avrupa arasında yaşanabilecek bir savaşta Türkiye’nin NATO üyeliğinden dolayı taraf olması istenecektir. Kaldı ki ABD ve Avrupa’nın uzun zamandır Rusya’nın karşısına Türkiye’yi çıkartmayı hedeflediği gizli bir bilgi değil. Hamdolsun devletimiz bu konuda yapılan baskılara boyun eğmediği gibi kendi şartlarını da dayatabilecek pozisyona erişti.
2- İsrail ile olan mesele. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Türkiye bir savaşa mecbur bırakılırsa bunun doğrudan veya dolaylı sorumlusu ve faili İsrail-Siyonistler olacaktır. Osmanlı’nın çöküşünde oynadıkları rol gizliydi, bu sefer açıkça karşımızdalar.
İsrail ve suç ortağı ABD-Avrupa’nın uzun yıllardır planlayıp her türlü destek verdiği neredeyse 50 yıllık projeleri “Terörsüz Türkiye” hamlesiyle çöp olmak üzere. Ülkemizi bölme planlarıyla yola çıkıp başaramayınca sınırımızda tampon oluşturmak için PYD-PKK ile kurmak istedikleri PKK devleti, Suriye’nin gerçek sahipleri iktidara gelince elbirliğiyle tasfiye sürecine girdi. Suriye ve Türkiye’nin birlikte hareket ederek sorunu çözme yoluna sokması İsrail ve Siyonist Avrupa tarafından kolayca yutulacak bir durum değil.
İsrail’in amacı Arzı Mevud-Büyük İsrail’i gerçekleştirmek. Bunun için çok uzun zamandan beri bölgede her ülkeyi istikrarsızlaştıracak veya kontrol edebilecek unsurları tohumladı yetiştirdi kullandı. PKK-PYD hikayesi de böyleydi. Neredeyse 50 yıllık bir proje olan PKK-Kürdistan devlet projesi Suriye devrimi ve Türkiye’nin üstün çabası fedakarlık ve feraseti ile çözüme kavuşmak üzere.
Mazlum Kobani’nin PYD’yi tasfiye edip Suriye’ye entegre olma kararı sonrasında İsrail-Mossad öncülüğünde Avrupa başta olmak üzere çeşitli yerlerde yeni türetilen kişi ve guruplarla süreç akamete uğratılmak isteniyor.
Öyle ki, Tel Aviv Üniversitesi'ne bağlı Moshe Dayan Merkezinin organizasyonunda Mossad ajanları “Yahudi-Kürt” konferansı düzenleyerek zaten kontrollerinde olan bazı Kürtleri de dahil edip yeni bir terör süreci başlatma hevesine girdiler.
Kürt kimliği kullanan ama aslında ya Yahudi yahut Ermeni kökenli bazı kişilerin, özellikle Alman istihbaratının uzun yıllardır kullandığı, kendilerini İslam dışı olarak kabul eden bazı mezhepçi gurupların ve düşman istihbaratçılarıyla birlikte hareket eden Fetöcü unsurların da bu çerçeveden faaliyet göstermeleri dikkatlerden kaçmamalıdır.
Terörsüz Türkiye için gösterilen çabayı baltalamak isteyen, Türk ve Kürt milletinin kanıyla beslenen ve karanlık odakların sabotaj faaliyetine alet olan bu unsurlara en çok da Kürt kardeşlerimiz tepkilerini göstermelidir. Çünkü arkasında Mossad’ın, emperyalist Batı’nın olduğu hiçbir adım Anadolu insanının hayrına olmaz, olmamıştır.
İsrail açıktan süreci baltalamak isterken Avrupa, özellikle Almanya Fransa ve İngiltere daha sinsi hareket ediyor. Açıktan yapmamaları terörü destekler pozisyona düşmek istemedikleri için değil. Bu onlar için hiçbir zaman sorun olmadı. Sadece Rusya karşısında Türkiye ye muhtaç oldukları için şu konjönktürde ses çıkartamıyorlar.
3-Rusya ile savaş ihtimalinden dolayı Türkiye’ye karşı Batı’dan istediği desteği alamayan Yunanistan büyük bir gafletle İsrail’in maşası, Türkiye’ye karşı kullanmak istediği tetikçisi durumuna düşmek üzere. İsrail ile Yunanistan’ın yaptığı silah anlaşmaları ve Akdeniz üzerinde kendilerince kurmak istedikleri oyun, daha da ötesi Kıbrıs Rum kesiminin adeta İsrail için tahsis edilmesi meselenin rengini değiştirmekte. Muhtemeldir ki İsrail, Türkiye’ye karşı Batı bloğunun desteğini almak için Yunanistan’ı önden sahaya sürme planı yapıyor. Maalesef Yunanistan kendisini Türkiye ile yarıştırma hevesiyle ciddi anlamda bir çöküş yaşayacağının farkında bile değil.
Bu noktada Kıbrıs çok ciddi şekilde değerlendirilmeli ve ısrarla söylüyoruz sadece askeri anlamda değil, halk olarak vatansever inançlı ve şuurlu insanların sosyal yapıya sirayeti ve organize olması sağlanmalıdır.
4- Ülkemizdeki gündeme bakınca, devlet durumun ne kadar ciddiyetindeyse millet de o kadar uzağında sanki. Seçim manipülasyonları devreye sokulmuş, milletin odağı başka yönlere çekilmiş ve yine kullanışlı kukla bir iktidar planları da yapılmış görünüyor. Ayrıca Terörsüz Türkiye planından rahatsız olan ama “terörü destekliyoruz” diyemedikleri için habire gündemi farklı şekilde manipüle edenler de özellikle önemsenmeli.
Bu hadiselerin hepsi, gizli veya açık şekilde aynı hedefe matuf bir bütünün parçalarıdır. Bütüne nispetle ele alınması gereken meseleler.
Çok ciddi bir savaş sürecine gidiyor dünya. Hemen her ülke bu durumun farkında olarak hazırlık yapıyor. Çünkü kim daha hazır ve mukavemetliyse savaşın sonucunda ayakta kalacak ve daha güçlü şekilde yoluna devam edecek.