“Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın, o aldatma ustası da Allah hakkında sizi kandırmasın.” (Fatır 5)
Ey insanlık… Ey çağın gürültüsü içinde hakikati duyamayan kalabalıklar… Allah’ın bu hitabı bugün belki de her zamankinden daha canlı, daha sarsıcı, daha yakıcıdır. Çünkü insanlık ilerlediğini sanarken aslında derin bir aldanışın içine sürüklenmektedir. Teknoloji arttı ama huzur azaldı. Binalar yükseldi ama vicdanlar çöktü. Bilgi çoğaldı ama hikmet kayboldu. İnsan, elindeki cihazlarla dünyaya hükmettiğini sanıyor; oysa kendi nefsine söz geçiremiyor.
Dünya hayatı dışarıdan bakıldığında süslü bir vitrin gibidir. Parlak görünür, cazip görünür, insana kendisini vazgeçilmez hissettirir. Fakat iç yüzüne bakıldığında fanilik, yorgunluk ve boşluk görülür. Nice servet sahipleri vardır ki geceleri uyuyamaz. Nice makam sahipleri vardır ki güven içinde yaşayamaz. Nice şöhret sahipleri vardır ki bir odada yalnızlıktan çürür gider. Çünkü dünya, kendisine gönül veren hiç kimseyi doyurmamıştır.
Allah Teâlâ başka bir ayette şöyle buyurur: “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme ve mal-evlat çoğaltma yarışıdır.” (Hadid 20)
Bugünün insanı tam da bu yarışın içinde tükenmektedir. Daha büyük ev, daha yeni araba, daha yüksek maaş, daha fazla takipçi, daha çok görünürlük… İnsanlar yaşamak için değil, başkalarına gösteriş yapmak için yaşamaya başladı. Bir lokma ekmeğe şükreden gönüller gitti, yerini her şeye sahip olup yine de mutsuz kalan kalpler aldı. Sofralar büyüdü ama bereket küçüldü. Kalabalıklar arttı ama dostluk azaldı.
Şeytanın insanı kandırma yöntemi artık kaba ve açık değildir. Eskiden putlara çağırıyordu, bugün ise konfora çağırıyor. Eskiden inkâra çağırıyordu, bugün ertelemeye çağırıyor. “Daha gençsin, sonra tövbe edersin” diyor. “Herkes böyle yaşıyor” diyor. “Kalbin temiz olsun yeter” diyor. “Allah affeder, bu kadar da olur” diyor. Böylece insanı günaha değil, gaflete sürüklüyor. Çünkü şeytan bilir ki gaflet içinde yaşayan insan, günah işlediğini bile fark etmez.
Allah buyuruyor: “Şüphesiz şeytan sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman edinin.” (Fatır 6)
Ne acıdır ki bugün birçok insan düşmanını dost edinmiş, dostunu yük görmüştür. Nefsinin isteklerini emir kabul etmiş, Rabbinin emirlerini ağır görmüştür. Helali zor, haramı kolay sanmıştır. Oysa insanı yıkan şey çoğu zaman büyük günahlar değil; küçük görerek sürdürdüğü alışkanlıklardır.
Muhammed Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Dünya müminin zindanı, kâfirin cennetidir.” (Müslim)
Çünkü mümin bu dünyayı eğlence alanı değil, imtihan meydanı bilir. Burada kalıcı olmadığını bilir. Her nimetin hesabı olduğunu, her sözün yazıldığını, her davranışın karşılığı bulunduğunu bilir. Bu yüzden mümin rahatına değil rızaya taliptir. Alkışa değil Allah’ın hoşnutluğuna taliptir.
Yine Efendimiz (sav) buyurmuştur: “Benim dünya ile ne işim var? Ben dünyada bir ağacın gölgesinde dinlenip sonra yoluna devam eden yolcu gibiyim.” (Tirmizî)
Fakat bugün insanlar gölgeyi ev sandı. Misafirhaneyi memleket sandı. Geçici olanı kalıcı zannetti. Mezarlıkların yanından geçerken bile kendisine sıra geleceğini düşünmez oldu. Oysa ölüm, zengine fakire, gence yaşlıya, güçlüye zayıfa aynı kararlılıkla yürümektedir.
Allah buyuruyor: “Her nefis ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmrân 185)
Bu ayet bir ihtimal değil, kesin hükümdür. Ölüm herkesin kapısını çalacaktır. O gün ne banka hesabı konuşacak, ne makam kartviziti, ne çevre, ne şöhret, ne soyadı… Sadece amel defteri açılacaktır. İnsan kendi elleriyle ne hazırladıysa onunla yüzleşecektir.
Allah buyuruyor: “Kim zerre kadar hayır yapmışsa onu görür, kim zerre kadar şer yapmışsa onu görür.” (Zilzal 7-8)
Demek ki küçümsediğimiz iyilikler kaybolmuyor. Gizli bir sadaka, samimi bir dua, bir yetimin başını okşamak, kırık bir kalbi onarmak… Hepsi yazılıyor. Aynı şekilde hafife alınan günahlar da kaybolmuyor. Kul hakkı, kibir, iftira, faiz, haksızlık, riya… Hepsi kayda geçiyor.
Ey insan… Uyanma vakti gelmiştir. Namazı erteleme. Tövbeyi yaşlanınca yapılacak iş sanma. Haramı normalleştirme. Kul hakkını küçümseme. Kur’an’sız bir hayatı başarı zannetme. Dünya seni kullanmadan sen dünyayı kullan. Malın sahibi ol ama kölesi olma. Makamı taşı ama ona tapma. İnsanların övgüsünü değil, Rabbinin rızasını ara.
Bugün dünya sana gülümseyebilir. Yarın toprak seni bağrına alacak. Bugün insanlar seni alkışlayabilir. Yarın melekler ömrünü nerede tükettiğini soracak. Bugün şeytan sana umut satabilir. Ama yarın seni yalnız bırakacaktır.
Allah Teâlâ şeytanın kıyamet günündeki sözünü haber verir: “Benim sizi zorlayacak gücüm yoktu. Ben sadece çağırdım, siz de geldiniz.” (İbrahim 22)
Öyleyse hakikat açıktır. Allah’ın vaadi gerçektir. Ölüm gerçektir. Hesap gerçektir. Cennet gerçektir. Cehennem gerçektir.
Yalan olan tek şey, bu dünyada sonsuza kadar kalacağını sanan insanın gafletidir.