15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçmiş ve tüm gerçekler ortaya saçılmasına rağmen hala kontrollü mü kontrolsüz mü tartışmasının devam ediyor olması çok ama çok üzücü.

Yaşanılan gerçeklerin bizzat özneleri olarak bu gerçeği görmeli iç ve dış düşmanlarımızı daha fazla sevindirmemeliyiz.

Ülkemiz son çeyrek yüzyılda bölgesinde sürekli güçlenerek İsrail ve ABD için tehdit olmaya başlaması ile düğmeye basıldığını düşünüyorum.

ABD’nin beslediği karga bu kez vesayet değil FETÖ terör örgütü. Bu örgüt diğerlerinden çok farklı özelliklere sahip. Askeri vesayetin giderek etkisizleştirildiği bir dönem için yıllar önceden ilmek ilmek örülmüş ve hazırlanmış yeni bir aparat.

ABD’nin çocuklarının nerede ise her 10 yılda bir ülkemiz demokrasisine yaptıkları balans ayarlarından istedikleri sonuçları alamamaya başlaması, Erdoğan döneminden beklentilerin de giderek zayıflaması ve hatta "One Minute" çıkışı ile sükûtu hayal ile sonuçlanması ile bu yepyeni bir süreç başlatılıyor.

Şeytanın aklına gelmese de ABD ve İsrail’in aklından hiç çıkmayan bu yepyeni sürecin baş aktörünü gözleri gibi koruyan MOSSAD ve CIA ilmek ilmek ördüğü örgüte verilen görev için düğmeye bastığında hata payının olmadığına inansa da evdeki hesabın çarşıya uymadığını gördü.

Günümüze kadar yaptıkları balans ayarlarının kusursuz olmasının verdiği rahatlık ile akla hayale gelmeyen olmayacak bir şey oldu. Vatanperver bir binbaşımızın yerinde ve zamanında ihbarı ile devletimiz duruma vakıf oldu.

Kontrollü diyenler aslında zekâları ile değil akıllarının süzgecini kullansalar dediklerine pişman olurlar ama maalesef kimi kininden, kimi de hainliğinden bu süzgeç yerine yapay zekâ kullanarak hala devletimizi suçluyor.

Yaşanılan sürecin bizler özneleriyiz. Özne olmanın riskleri var ve gerçekleri görmede hata payı da yüksektir. Tarih bu süreci objektif ve nesnel olarak yazacak.

Her şey "One Minute" başladı desem yalan olmaz. Cumhurbaşkanımızın Siyonist Perez’in gözlerinin içine bakarak söylediği sözler hem tarihi hem de ülkemizin kaderini değiştirdi.

Cumhurbaşkanımızın dünyayı beşten büyük görmesi ve BM de dünya zindelerinin gözlerinin içine ok gibi batırdığı Ortadoğu ve Filistin gerçekleri ile ilgili konuşmalarına daha fazla tahammül edemeyen ABD ve İsrail düğmeye bastı basması ada kaderin üzerindeki kader her şeyi alt-üst etti.

Ne kudret ve kuvvet nede ham hayaller hepsi altüst çok şükür bugünleri gördük.

Gün geçmiyor ki bu din soslu örgütün yeni bir ihaneti yeni bir planı ortaya çıkmasın.

İhaneti nedeni ile hapsedilmiş cezasını çekmiş ve çıkmış bazı tanıdıkların yaşanılan süreç ile ilgili düşünceleri sorulduğunda fikirlerinden zerre olsun vazgeçmediklerini işitince devletimizin teyakkuz halinde duruşunu takdir ediyorum.

Kontrollü mü kontrolsüz mü tartışmalarının yersizliği tüm açıklığı ile belli ve bu tam bir ihanet darbesiydi. Başarılı olsalardı ülkemiz yeniden 1918 li yıllarda olduğu gibi parçalanacak kendi derdine düşürüldüğü içinde ne ABD ne de İsrail’e tehdit olmayacaktı.

Suriye, Libya, Somali, Sudan ve tüm mazlum coğrafya zalimlerin film stüdyosu olup kan gölü içinde olacaktı.

Bu gerçekliği görmeyen nankörlerle yaşıyor olsak da gören mazlumlardan dolayı da mutluyuz.

Ülkemizi ve içimizi karartan yerli görünümlü azgın azınlığın tüm entrika ve oyunlarına ve kitlelerine rağmen cennet vatanımız etrafındaki ateş çemberinin ortasında vaha.

15 Temmuz kontrollü mü şüphesini taşıyan okurlarıma TRT-1 ve TRT tabii de gösterimde olan Asırlık Gece belgesel dizisini izlemelerini tavsiye ederim.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.