Değerli okurlarım, zaman makinasının hızına yetişmenin giderek zorlaştığı bir sürecin içinden geçildiğinden olsa gerek, sapla saman karıştırılıyor ve doğruyu bulmanın deveye hendek atlatmaktan daha zor bir hale geldiği günleri yaşıyoruz.

Genç cumhuriyetimizin son çeyrek asrına sığmış yaşam kalitemizi artıran sayılamayacak kadar fazla nimetlerin içinden geçiyoruz. Balık bilmese de Hâlık bilir misali ortaya saçılan hizmetleri nankörler görmüyor diye görmeme lüksümüzün olmadığını düşünüyorum.

Eski Türkiye özlemcileri görmesin ama görenler var çok şükür. Nimet denizinde yüzmelerine rağmen üç maymun oyunu oynayanları huzursuz eden gelişmeleri son günlerde giderek artan sıklıkta görüyor olmak bendenizi ziyadesiyle mutlu ediyor.

15 Temmuz hain darbe girişiminin onuncu yılında TRT televizyonları için hazırlanmış ve halen yayında olan ASIRLIK GECE belgesel filmini izlemeyenlerin baştan sona izlemesini tavsiye ediyorum.

Eski Türkiye günlerini çok gerilerden günümüze getirmek yerine son günlerin ana gündemi üzerinden bir tahlil bile çeyrek asra bakış açımızı olumlulamalı.

Geciken adalet adalet değildir mottosuna rağmen başlatılan temiz eller operasyonu ve faili meçhul dosyaların yeniden açılması sürecinde cesurca açılan dosyaların ucunun varacağı yerler gözetilmeksizin dolu dizgin gidilmesini de önemseyenlerdenim.

Devletin dini adalettir kelamı kibarı Hz Ali Efendimize aittir.

Sağlıkta alt yapıda ve hatta savunma sanayiinde ülkemizin geldiği yer takdire şayan.

Ancak talim terbiyede, değerler eğitiminde ve hatta manevi kalkınmada yaya olduğumuzda açık seçik ortada.

Nicelikte mesafeler katetmiş olabiliriz ancak nitelik konusunda hâlâ yaya olduğumuz gerçeğini akılda tutmakta yarar var.

Ülkemiz dışardan görenlerin imrendiği ama içten içe çürümeye ve çürütülmeye çalışanlarında var güçleri ile gerilere götürmeyi başarmak için çalıştıkları bir stüdyo haline getirilmek isteniyor.

Suçu tamamen dış güçlere atacak değilim. Son çeyrek asırda bu alanda çalışması gerekenlerinde büyük sorumlulukları olduğunu düşünüyorum.

Ülkemiz için sık tekrar edilen ve benimde kabul ettiğim bir gerçeklik var.

Ülkemizin hâini ve hâdimi çok.

Bunu en çok 15 temmuz darbe girişiminde bizzat gördük. Kelli felli hainleri etkisiz hale getiren hâdimleri gördükten sonra ülke geleceğimizin emin ellerde olduğunu kabul edenlerdenim.

İlk çözüm sürecini 2013 yılında baldıran zehiri de olsa içeceğim cesareti ile başlatan Erdoğan’ı o günlerde yalnız bırakanlar aradan geçen yıllar içinde gerçeği anladı ve ikinci çözüm süreci başlatıldı.

467 vatanperver milletvekilinin oyları ile çerçeve yasa TBMM de kabul edilerek yeni bir süreç başladı.

Süreci çözümsüzleştirmek için var güçleri ile çalışan yerli ve yabancı mahfiller bu sefer başaramayacaklar gibi görünse de dikkatli olmakta yarar var.

Nitekim sû uyur düşman uyumaz sözünün evrensel geçerliliği var ve önemsenmesi de gerekir.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.