0
Bütün gazetelerin elini ayağını çektiği, yayıncıların fırsat bulunca terk etmeye devam ettiği Babıali'ye, bir dostumuz postunu serdi. İyi de etti. Edebiyatçı, araştırmacı ve gönül insanı Hayri Ataş'tan bahsediyorum. Onun yeni kurduğu Post Yayınları'ndan söz edeceğim. Yakın dostlarına umumiyetle "Azizim!" diye hitap eder Hayri Bey, sonra da sohbeti koyulaştırır. Bir ideal, dava ve hedef adamıdır. O kadar gözükara olmasa böyle bir zamanda yayıncılığa soyunur mu? Hem de kültür yayıncılığına! Ama ondaki mücadele azmini, büyük gayreti ve iyi niyeti biliyorum. İnşallah başaracak ve Post adıyla kurduğu yayınevi, dosta da, ağyara da kendisini kabul ettirecektir.
Geçenlerde Cağaloğlu'ndaki mekanını ziyaret edip kendisine 'hayırlı olsun' dileğinde bulundum. Benden hemen sonra, oğlu yazarlığa heveslenmiş bir baba geldi. Meğer genç yazarımız Hayri Hoca'nın talebesi imiş. Yurtiçinde de, yurtdışında da kalem ehli talebeleri, dostları çok. İnşallah kısa zamanda bir çok eseri kültür hayatımıza kazandırır. Ben şimdiden neşrettiği kitapları kısaca tanıtayım. En azından görevimi, şimdilik yapmış olayım. Hayri Hoca gibi yayın dünyasına yeni giren insanlar kanaatimce birer öncü müteşebbistir. Onları teşvik etmek, onların yanında olmak gerek. Allah Postnişin'imizin yardımcısı olsun. İşte Post Yayınları'ndan okuyuculara kazandırılan ilk eserler:
Ahmed Bin Ya'kûb Tarihi: Dr. Buğra Atsız'ın imzasını taşıyan eser. Orijinali, yani eski harflerle yazılmış olan kısmı 36 sayfadan ibaret olan bu kısa tarih dünyadaki tek nüshadır ve bir başka kopyası bulunana kadar da öyle kalacak gibi görünüyor. Osmanlı tarihinin en karanlık ve kargaşanın hüküm sürdüğü dönemlerinden biri olan 17. yüzyılın kısa bir özetidir ve Sultan IV. Murad Han, İbrahim Han ve IV. Mehmed'in ilk saltanat yıllarını ihtiva ediyor. Eserin müellifi Ahmed Bin Ya'kub hakkında ise fazla bir şey bilinmiyor.
Rus Harcında Eriyen Türkler Ya da Türk Soylu Ruslar: Sebahattin Şimşir'in eseri. Kitap, Türkiye'de Türk tarihi alanında bilinen ezberleri bozacak bir çalışma olarak görünüyor. Araştırma, tarih ve siyaset alanında Viyana'dan beri geri tutulan Türklerin aslında dünya tarih ve kültürünün ne ölçüde merkezinde olduğunu gösteriyor. Bize dikte ettirilen batı eksenli tarih anlayışından farklı olarak, doğru tarihi okumak ve öğrenmek isteyenler için.
Osmanlı'nın Son Cihan Projesi Kudüs Selahaddin Eyyubî Külliye-i İslamiyesi: Prof. Dr. Kenan Ziya Taş'ın kitabı. Selahaddin Eyyubi Külliye-i İslamiyesi, 1915 yılında Kudüs'te kurulan bir Osmanlı okulunun adıdır. Ancak bu, sıra dışı bir okuldur. Bu okula yüklenilen misyon, yazı başlığında manasını bulan, daha açık ve geniş bir ifadeyle Türk ve İslam dünyasının lideri olduğunun farkında olarak, yeniden bir cihan hakimiyeti tesis etme projesidir. Sözün burasında: "Davamız kuru kavga ve cihangirlik davası değildir, İ'la-yı Kelimetullahdır. (Bizim yolumuz Allah yolu ve maksadımız Allah'ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir.) diyerek hareket eden Fatih Sultan Mehmed'in tarif ettiği mana ile bu kavramı anlamak gerek.
İnsan Denizi: Azerbaycan edebiyatının güçlü kalemi Vagif Sultanlı'nın yazdığı romanda 1980'li yıllarda Azerbaycan'da cereyan eden hadiseler anlatılmakta ve idam cezasından kurtulan bir insanın kaderindeki yabancılaşma meselesinin edebî ve felsefi boyutu ortaya konulmaktadır. Türkiye Türkçesine Parvana Bayram aktardı.
Çerağlar Uyanırken: A.Yılmaz Soyyer'in, ismini Bektaşi ayin-i cemlerinde çerağların uyandırılışından alan romanı. Çerağlar Uyanırken Bektaşiliğin yeniden uyanış döneminin acılarını, sevinçlerini, aşklarını ve İstanbul kültürünün çeşitli yansımalarını anlatan bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Sinema diline de yakın olan roman zevkle okunmaktadır. Soyyer'in ikinci eseri Semah Aşka Doğrudur yine bir roman. Kendilerine Alevî denilen vatandaşlarımızın günümüzdeki hikayesidir. Ülkemizin meçhul bir dağ köyünde geçen bir meseldir bu. 27 yıldan beri Bektaşîlik üzerine çalışan ilahiyatçı bir akademisyen olan yazar, romanda 'Dede torunu' bir veterinerin toplumunun, inançlarını ve ibadetlerini kaybetmeden yaşaması için verdiği mücadelenin hikayesini anlatıyor.
Tevarihi-i Deşt-i Kıpçak: Abdullah Bin Rıdvan Osmanü'l- Kırımî'nin bu eserini Rasih Selçuk Uysal yayına hazırlamış. Eser, Osmanlının Kefe Valisi Rıdvan Paşa'nın oğluna aittir. Kaptan Hüseyin Paşa'ya sunulan eser, aslında Hafız Muhammed Taşkendî ve Şeyh Ahmed Bin Ömer Bin Arab Şah Ensarî'nin eserlerinden yararlanmakla birlikte, daha ziyade müellifin babasından duyduğu ve kendisinin şahit olduğu olayları ihtiva ediyor.
İllüzyonlar Çemberinde İslam: Hasan Hüseyin Yıldız'ın eseri. Eserin tanıtımından okuyoruz: "Geleceğimizde İslam'ın rolünün biraz da İslam etrafındaki puslu havanın dağıtılmasına bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Son zamanlarda İslam adına konuşanları kendi grubunun geleneksel söylemlerini güncelleyenler, tüm yorum biçimlerine karşı çıkma adına bölünmeyi körükleyenler ya da kurtuluş için kendi yorumlarını vesile ilan eden yegane hakikatçiler vd. şeklinde özetleyebiliriz."
Küçük Prens: Fransızca özgün adı: Le Petit Prince, Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan ve 1943'te yayımlanan hikaye.
Dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biridir. Eserde bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılıyor. Sahra Çölü'ne düşen pilotun Küçük Prens'le karşılaşması ile başlayan kitap, 27 bölümden oluşuyor. İlk defa 1943'te yayımlanan hikaye, 210 ayrı dil ve lehçeye çevrildi; tiyatro ve sinemaya uyarlandı.
İletişim: Alemdar Mh. Ticarethane Sk. Tevfik Kuşoğlu İş Hanı 11 / 31 Sultanahmet – Fatih / İstanbul. Tel. 02125127020 E-posta: [email protected]