Kürtçede “hattın altı” anlamına gelen bu kelime, yalnızca bir coğrafyayı tarif etmez. Bir sınırın ikiye böldüğü hayatları, kimlikleri, hafızayı ve ortak geçmişi de içinde taşır. Bu yüzden kitabın adı, daha ilk anda okuyucuyu anlatılacak hikâyenin eşiğine davet ediyor.

Mahmut İrtem'in "Binxet: Kimlik, Statü ve Entegrasyon Ekseninde Suriye Kürtleri" adlı çalışması benim için işte böyle bir eser oldu.

Katıldığımız bir toplantının ardından Mahmut Bey kitabını imzalayarak bana hediye etti. Sohbetimiz sırasında “Kitabı okuduktan sonra yapacağın değerlendirmeye özellikle önem veriyorum.” dedi. Düşüncelerime değer verdiğini bilmek, kitaba karşı sorumluluğumu daha da artırdı. Ben de kendisine bunun aceleyle okunup kenara bırakılacak bir çalışma olmadığını söyledim. Daha kapağını açar açmaz üzerinde durulması gereken önemli bir kaynak bulunduğunu hissetmiştim.

Nitekim öyle de oldu.

Bir haftada okunabilecek hacimdeki bu çalışma, yaklaşık bir ay boyunca çalışma masamın üzerinden inmedi. Bazı sayfalarını yeniden okudum, kenarlarına notlar düştüm, altını çizdiğim satırlara tekrar döndüm. Zaman zaman kitabı kapatıp sadece düşündüm.

Şunu da belirtmek gerekir ki Binxet, Suriye'deki tüm etnik unsurları ayrıntılı biçimde inceleyen bir çalışma değil. Eser, merkezine Suriye Kürtlerini alıyor. Kürt meselesini çevreleyen zemini anlamaya imkân sunan önemli bir çalışma niteliği taşıyor.

Kitabı bitirdiğimde zihnimde oluşan ilk kanaat şuydu.

İrtem, aslında iki, hatta üç kitaba konu olabilecek bir birikimi tek ciltte toplamayı başarmış.

Baas rejiminin tarihsel serüveni tek başına kapsamlı bir araştırmanın konusu olabilir. Suriye Kürtlerinin kimlik ve vatandaşlık mücadelesi başlı başına ayrı bir kitap hacmine sahiptir. Kimlik, statü ve entegrasyon tartışmaları ise müstakil bir çalışmayı taşıyabilecek derinliktedir. İrtem bütün bu başlıkları birbirinden koparmadan aynı tarihsel çizgide buluşturuyor.

İşte bu yüzden Binxet'i yalnızca bir kitap olarak değerlendirmek eksik kalır.

Bu çalışma, kronolojik bir tarih okuması sunuyor.

Olayları neden-sonuç ilişkisi içinde ele alıyor.

Geçmişle bugünü aynı çizgide buluşturuyor.

Bugünü anlamak için okuyucuyu yıllar öncesine götürüyor.

Bugünü anlatmıyor.

Bugünü hazırlayan tarihi anlatıyor.

Suriye üzerine çok şey yazıyoruz.

Çok şey konuşuyoruz.

Her gün yeni analizler yapılıyor.

Ancak bunların önemli bir bölümü günü yorumlamakla sınırlı kalıyor.

İrtem ise günü değil, süreci anlatıyor.

İç savaşın başladığı noktaya değil, o savaşı hazırlayan şartlara bakıyor.

Baas rejiminin kuruluşundan itibaren şekillenen siyasal yapıyı ele alıyor.

Kürtlerin yaşadığı kimlik sorunlarını.

Vatandaşlık meselesini.

İnkâr politikalarını.

Devletin güvenlik anlayışını.

Bütün bunların yıllar içinde nasıl bugüne taşındığını kronolojik bir bütünlük içinde değerlendiriyor.

Bu yönüyle Binxet, yalnızca bilgi vermiyor.

Bir bakış açısı kazandırıyor.

Mahmut İrtem'i yakından tanıyan biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki bu çalışma masa başında hazırlanmış bir metin değil.

Yıllara yayılan bir saha tecrübesinin ürünü.

İrtem uzun yıllar haber ajansı yöneticiliği yaptı. Gazeteci kimliğiyle Suriye'yi ve bölgeyi yakından takip etti. Aşiret liderleriyle, kanaat önderleriyle ve siyasi aktörlerle görüştü. Röportajlar gerçekleştirdi. Bölgenin nabzını yerinde tuttu.

Bu yüzden Binxet'i okurken sahadan süzülmüş gözlemler eşlik ediyor.

Kitabın satır aralarında gazetecilik refleksini, araştırmacı titizliğini ve tanıklığın ağırlığını aynı anda hissettim.

Kitap boyunca beni etkileyen en önemli hususlardan biri de meseleye yaklaşım biçimi oldu.

Suriye'yi tek bir kimlik üzerinden okumuyor.

Tek bir aktöre indirgemiyor.

Çünkü Suriye tek renkli bir ülke değil.

İrtem de bu büyük resmi kaybetmeden ilerliyor.

Çünkü Ortadoğu'yu anlamanın yolu, parçaları tek tek incelemekten önce bütünü görebilmekten geçiyor.

Hiçbir savaş bir gecede başlamıyor.

Hiçbir toplumsal kırılma da kendiliğinden ortaya çıkmıyor.

Her olayın bir hafızası var.

Her hafızanın da bir tarihi.

Binxet, işte o tarihin izini sürüyor.

Baas rejiminin oluşturduğu siyasal düzeni anlatırken yalnızca devlet mekanizmasını ele almıyor. Bu düzenin toplum üzerinde bıraktığı izleri de ortaya koyuyor. Kimlik sorunlarını, vatandaşlık meselesini, aidiyet duygusunun nasıl aşındığını ve devlet-toplum ilişkisindeki kırılmaları aynı tarihsel çizgi içinde değerlendiriyor.

Üstelik bunu hüküm veren bir dille değil, anlamaya çalışan bir bakış açısıyla yapıyor.

Bugün Suriye denklemini yalnızca iç dinamiklerle açıklamak mümkün değil.

Rusya.

İran.

ABD.

Fransa

İsrail.

Bölgesel ve küresel aktörlerin tamamı bu denklemin içinde.

İrtem bütün bu ilişkileri tarihsel arka planıyla birlikte ele alıyor. Özellikle yeni Şam yönetiminin uluslararası meşruiyet arayışı, yaptırımların kaldırılması, yeniden inşa süreci ve bölgesel normalleşme çabalarına ilişkin değerlendirmeleri kitabın dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor.

Savaşlar yalnızca şehirleri yıkmıyor.

Toplumsal hafızayı yeniden şekillendiriyor.

Bu yüzden kitabı okurken sık sık durdum.

Bir cümlenin altını çizdim.

Bir paragrafın kenarına not düştüm.

Bu çalışma, bir solukta okunacak değil, dönüp dönüp başvurulacak bir kaynak.

Şunu özellikle ifade etmek isterim.

Binxet, yalnızca Suriye Kürtlerini anlatan bir kitap değildir.

Suriye'nin yakın tarihini.

"Ortadoğu'nun" kırılgan siyasetini.

Kimlik tartışmalarını.

Devlet-toplum ilişkisini.

Bölgesel güç mücadelesini.

Geleceğe dair muhtemel senaryoları anlamak isteyen herkes için önemli bir başvuru kaynağıdır.

Binxet, benim için işte o kitaplardan biri oldu.

Suriye'yi anlamak isteyen herkesin kütüphanesinde bulunmayı hak eden, bugünü anlamak için dünü anlatan, sahadan beslenen ve kronolojik bütünlüğüyle öne çıkan önemli bir çalışma.

Kıymetli arkadaşım Mahmut İrtem'i, yılların saha tecrübesini, gazetecilik birikimini ve araştırmacı titizliğini böylesine kapsamlı bir çalışmada buluşturduğu için gönülden tebrik ediyorum.

Binxet, yalnızca bugünün okurlarına değil, yarının araştırmacılarına da ışık tutacak, Suriye üzerine yapılacak çalışmalarda uzun yıllar başvurulacak eserlerden biri olacaktır.

Kalemine bereket kıymetli arkadaşım.

Yolun açık, okurun bol olsun.