Sudan Geçiş Egemenlik Konseyi Başkan Danışmanı Sayın Amgad Fareid Eltayeb Idris ve Sudan'ın İstanbul Başkonsolosu Sayın Osama Mahjoub Hassan Dirar ile kapsamlı bir istişare gerçekleştirdik. Görüşmemiz, Sudan'ın içinde bulunduğu siyasi, askeri ve insani tabloyu bütün yönleriyle değerlendirdiğimiz verimli bir fikir alışverişi oldu.
Türkiye'de Sudan, çoğu zaman birkaç dakikalık haber bültenleriyle gündeme geliyor. Oysa konuştuğumuz tablo, ekranlara yansıyan görüntülerden çok daha derin ve karmaşıktı. Sudan bugün sadece bir iç savaş yaşamıyor, aynı zamanda Afrika'nın en önemli jeopolitik mücadele alanlarından biri olarak ağır bir insani bedel ödüyor.
Heyetin aktardığı değerlendirmelere göre, Sudan Silahlı Kuvvetleri son dönemde sahada önemli ilerlemeler kaydetti. Başkent Hartum'un büyük bölümünde kontrol yeniden sağlanırken, meşru devlet kurumlarının faaliyetlerini yeniden tesis etme yönünde önemli adımlar atıldı. Aynı değerlendirmelerde, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (RSF) önceki döneme kıyasla önemli ölçüde güç ve alan kaybettiği ifade edildi. Ancak heyet, askeri gelişmelerin tek başına Sudan'ın sorunlarını çözmeye yetmeyeceğinin altını özellikle çizdi.
Çünkü geride yıkılmış şehirler, çalışamaz hale gelmiş hastaneler, eğitimden mahrum kalmış milyonlarca çocuk ve üretimden kopmuş tarım arazileri bulunuyor. Bir ülkenin yeniden ayağa kalkması, yalnızca cephede kazanılan başarılarla değil; hayatın yeniden normalleşmesiyle mümkündür.
Görüşmede en fazla üzerinde durulan konu ise hiç şüphesiz insani krizdi. Sudan'da milyonlarca insan bugün gıda, temiz su, sağlık hizmeti ve güvenli barınma imkânından yoksun durumda. Yerinden edilen aileler geçici kamplarda yaşam mücadelesi veriyor. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar savaşın en ağır yükünü omuzlarında taşıyor. Sağlık sistemi büyük ölçüde zarar görmüş, eğitim hayatı kesintiye uğramış, ekonomik hayat ise neredeyse durma noktasına gelmiş durumda.
Heyetin üzerinde önemle durduğu bir diğer husus, Sudan'da yaşananların yalnızca iç siyasi çekişmelerle açıklanamayacağıydı. Sudan'ın sahip olduğu stratejik konum, Kızıldeniz'e açılan kıyıları, doğal kaynakları ve geniş tarım arazileri nedeniyle uzun yıllardır bölgesel ve küresel güç mücadelelerinin odağında bulunduğunu ifade ettiler. Bu nedenle ülkede yaşanan her gelişmenin, yalnızca Sudan'ın değil, tüm bölgenin geleceğini etkileyen bir boyuta sahip olduğunu dile getirdiler.
Heyetin değerlendirmelerine göre, dış destek gördüğü belirtilen silahlı yapıların gerçekleştirdiği saldırılar ve terör eylemleri, ülkedeki insani yıkımı daha da derinleştirdi. Sivillerin hedef alınması, yerleşim yerlerinin tahrip edilmesi, yağma olayları ve kitlesel göçler Sudan'ın sosyal dokusuna ağır zarar verdi.
Görüşme sırasında, yakın zamanda Sudan'a gerçekleştirdiğimiz ziyaretten ve sahada yürüttüğümüz çalışmalardan da bahsetme imkânı bulduk. Sayın Amgad Fareid Eltayeb Idris ve Sayın Osama Mahjoub Hassan Dirar, Sudan'da bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmaları yakından takip ettiklerini ve bu faaliyetler hakkında bilgi sahibi olduklarını ifade ettiler. Sahada ortaya konulan samimi gayretlerin Sudan halkı nezdinde karşılık bulduğunu ve yürütülen çalışmaların memnuniyetle karşılandığını dile getirdiler.
Görüşmenin en dikkat çekici başlıklarından biri de insani yardım kuruluşlarının Sudan'daki katkılarıydı. Heyet, bugüne kadar yürütülen insani yardım çalışmalarından duydukları memnuniyeti dile getirirken, bundan sonraki süreçte yardımların niteliğinin geliştirilmesi gerektiğini özellikle vurguladı. Sudan'ın artık sadece acil insani yardımlara değil, kalıcı kalkınma projelerine ihtiyaç duyduğu ifade edildi. Eğitim yatırımları, okulların yeniden inşası, hastanelerin kurulması, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, temiz su projeleri, tarımsal kalkınma çalışmaları, mesleki eğitim merkezleri ve temel altyapı yatırımları, ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için öncelikli alanlar olarak değerlendirildi.
Heyet, yardım kuruluşlarının sahip olduğu tecrübe ve güvenilirliğin Sudan halkı tarafından yakından bilindiğini belirterek, bu kuruluşların uzun vadeli projelerde daha fazla rol üstlenmesini arzu ettiklerini ifade etti. Onlara göre Sudan'ın yeniden inşası, yalnızca bugünün yaralarını sarmak değil; gelecek nesiller için güçlü ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmektir.
Sudan halkı bugün yalnızca savaşın izlerini silmeye değil, yarınını yeniden kurmaya çalışıyor. Bu nedenle Sudan'a verilecek en büyük destek, sadece acil yardımlarla sınırlı kalmamalı; eğitimden sağlığa, altyapıdan üretime kadar uzanan kalıcı projelerle geleceğe yatırım yapılmalıdır.
Temennimiz, Sudan'ın en kısa zamanda huzur ve istikrara kavuşması, insanların güven içinde evlerine dönebilmesi, çocukların yeniden okullarına kavuşması ve ülkenin yeniden üretim ve huzur iklimine ulaşmasıdır.