0
Yalanın genel olarak tanımı; bir başka kişiyi veya kişileri aldatmak amacıyla bilinçli olarak ve gerçeğe aykırı olarak söylenen sözlerdir. Bu tanıma uyan yalanlar karşısısında büyük kırgınlıklar ve sorunlar yaşanabilmektedir. Bu kırgınlıkların giderilmesi ise çok uzun zaman alabilmekte ve hayatımızı kötü yönde etkilemektedir. Yalan hayatın gidişatına engel olmakta ve bir çok insanın da maduriyetine neden olmaktadır. Aslında insanların temelde güvensizlik duygusundan dolayı yalana baş vurduğu bilinmektedir.
Bir de suya sabuna dokunmayan, kimseyi rahatsız etmeyen sadece o anı kurtarmak amaçlı söylenen yalanlar vardır. Bu türden olan yalanlara ise günlük hayatımızda sıklıkla başvurulduğuna şahit olmaktayız. Böylesi yalanların hayatımıza çok fazla girmesi, aslında modernizme uyum sürecinde insanın bir şeyleri kaybetme korkusu ve kendine olan güvensizliğinden kaynaklanmaktadır. Tam anlamıyla bireyselleşememek ya da tam anlamıyla da gelenek ve kültürden kopamamış olmak bu türden yalanların hayatımıza girmesini kolaylaştırmaktadır. Geleneksel kültürün çok fazla hakim olduğu yerlerde de yalana baş vurmaya pek gerek duyulmamaktadır. Çünkü yalanın ortaya çıkması, kişinin üstünde büyük bir baskı unsuru oluşturmaktadır.
Sosyolojik olarak değerlendirildiğinde; insan bireyselleştikçe, kendisine olan güveni artar ve bir başkasına bağımlı yada iç içe yaşamaktan uzak olmayı tercih ettiği düşüncesi ağır basar. Batı ülkelerinde de bu durum çok yaygındır ve batıda insanlar çok fazla bireyselleştikleri için, zorda kaldıkları zaman işi kılıfına uyduracak yalanlara baş vurmaya ihtiyaç duymazlar. Kendileri ile ilgili durumları net bir şekilde açıkladıkları gibi, karşısında muhatap olduğu kişi de herhangi bir alınganlık göstermeye lüzum duymaz. Bu da kişinin bir sonra atacağı adımda nasıl bir iletişim modeli seçeceğini belirler. Fakat bizim ülkemizde veya yakın çevremizde işini kılıfına uydurmak amaçlı rahatlıkla söylenen yalanlara sıklıkla rastlanmaktadır.
Bu yalanlara sıklıkla baş vurmanın nedeni, kişinin yakın ilişkide olduğu insanları kaybetmekten korkmasıdır. Doğruyu söylediği zaman muhatap olduğu kişinin kendisine kırılacağını, ve kendisiyle olan ilişkisini keseceğini düşünmektedir. İletişimde olduğu kişinin sevgisini veya güvenini kazanmak için kılıfına uygun yalanlara baş vurulmaktadır. İnsanın üst benlik anlayışının çok güçlü olmasından da kaynaklanır. Yani çok otoriter yetişinler tarafından büytülmüş olmak, insanın hata yapma hakkını elinden alır. Böyle bir durumda kişi kendisine otoriter tutum sergileyen ebeveyn ve ebeveyn figürleri ile baş edebilmek için bu türden yalanlara meyl etmeye başlar.