0

Erzurumlu hafıza arkadaşı sorar:

-Hafız sen o kadar övinisen, de bakim, "vennaziati nez'en mi, nüz'en mi?

-Ula sakat, bunu bilmeye ne var. "Nüz'en" olur mu, "Vennaziati nez'en" tabi…

Soruyu soran alaylı bir tebessümle hafızın kibrini söndürür:

-Yanıldın hafız, "vennaziati ğarken" olacaktı, bilemedin…

Bizim bayram tartışmamız yaşanan bu olayı bana hatırlattı.

Sahi bizim birbirimizi arayarak, ziyaret ederek tebrik ettiğimiz, sevinç ve mutluluk hisleriyle coştuğumuz bu günler, ne günleriydi?

Biz hangi bayramı kutladık?

Şeker bayramı mı?

Şükür bayramı mı?

Ramazan bayramı mı?

Bilin bakalım hangisi?

El-cevap: Hiçbirisi…

Fıtır bayramı.

Bu tartışmadan en sağlam ve kesin bir sonuca varılmak isteniyorsa cevap, d şıkkı.

Ramazan ayında farz olan orucu tuttuğumuzdan dolayı hemen akabinde gelen bayrama Ramazan Bayramı diyoruz. İslam dünyasında genel olarak İydu'l-Fıtr olarak isimlendirilmekte.

Fıtr sözlükte "orucu açmak", fıtrat da "yaratılış, hilkat, tiynet" anlamına gelir. Fitre; fıtrat sadakası, yaradılış atiyyesi olarak tanımlanır.

Bu kelimeler hep birbiriyle bağlantılı.

Toplumumuzda Ramazan bayramı olarak kullanılması anlamlı, anlaşılır bir nitelemedir. Bir ay boyunca Ramazan ayında oruç tutan Müslümanlar, sonunda bayram yapmakta, bunu da oruç ayıyla bağ kurarak isimlendirmektedirler. Gayet kabul edilebilir, ibadetin adına uygun bir isimlendirmedir.

ŞEKER BAYRAMI İFADESİ NEREDEN ÇIKTI?

Ben bu isimden hiç hazzetmem, kullanılmasını asla doğru bulmam, ibadetin ruhuna da uygun görmem. Ancak buna karşı çıkarken de bir hakikati görmem gerektiğini belirtmem gerekiyor:

Peygamber Efendimiz aleyhiselatu vesselam, Ramazan ayının bitip Şevval'e girmemiz ve dolayısıyla bayramı idrak etmemizle birlikte bir tavsiyede bulunur. Sabah, yenilecek ilk şeyin tatlı bir şey olmasını, elbette pratik ve herkesin kolayca ulaşabileceği bir tatlı olarak da hurma yememizi önerir, tek sayıda hurma yemeği, bir, üç, beş… gibi rakamlarla hurma yememizi tavsiye ettiği gibi uygular da. Hiç kimsenin kesin konuşamayacağı ama hemen de reddedemeyeceği bir hakikat şudur: Efendimiz Aleyhisselam'ın bu tavsiyesi, İslam toplumunda bayramın gelişiyle birlikte tatlı kültürünü de getirmiştir. Müslümanlar, hem kendileri hem de misafirleri için tatlı hazırlamaya ve yine pratik bir ikram olarak da, özellikle de çocuklar şeker sunmaya başladılar. Zamanla da bu köklü bir gelenek halini aldı.

Diyeceğimiz o ki; ramazan bayramıyla tatlı/şeker bağlantısının kurulması Peygamber Efendimizin sünnetine dayanıyor.

Peki öyleyse önemli sayıda Müslüman, şeker bayramı ifadesine niçin gıcık oluyor, benimsemiyor?

Sebebi açık: bu ifade cumhuriyet dönemiyle birlikte özellikle seküler çevreler, oruçla bir bağı olmayanlar tarafından bilerek isteyerek kullanıldığı için bizde alerji yapıyor. Adeta dini günlerin içini boşaltarak, ladini bir mahiyete götürdüğü için sıcak bakmıyor, hatta yer yer şiddetli tepkiler veriyoruz.

Kullanmamalı mıyız?

Orucu, ramazanı, bayramı bir kültür değil de inanç olarak gören, inananlar elbette kullanmamalı. (Kullanırsa da dinden çıkmaz, günaha girmez ama yanlış yapmış olur.)

Şükür bayramı ifadesi zaten kullanılmıyor. Şeker bayramı ifadesinin şükürden geldiği yorumu da çok makul gelmiyor ama Murat Bardakçı'ya da selam ederiz. O, sever böyle bağlar kurmayı…

İydu'l-Fıtr ifadesi orjinaldir, kimse laf edemez ancak Türkçe kavramlaşmadığı için, sadece bilmekte fayda var.

Ramazan bayramı da ülkemizde yaygınlık kazandığı ve mübarek ayın ismi olduğu için makuldür, meşrudur. En iyisi buna devam etmek.

Ne diyelim?

Şeker bayramınız kutlu olsun.

Şükür bayramınız daim olsun.

Ramazan bayramınız mübarek olsun.

İyd mübarek, kullu a'm ve entüm bihayr inşallah…