0
Lozan'ın boğazımıza dayadığı bıçak yüzünden tam bağımsız hareket edemeyince; külhanbeyi gibi Boğaz'dan salına salına ve küstahça geçen gemiler defalarca İstanbul'a tehlike yaşatmıştı… Lozan'ın iplerini saldığı azgın ve tehlike dolu gemiler adeta Boğazdaki Osmanlı mührü olan saray ve yalıları ortadan kaldırmak için kılavuz kaptansız dalışlar yaparak, kazalara ve defalarca İstanbul'un yüreğini ağzına getirmeye sebep olmuşlardı…
1979 Kasım ayının ortalarıydı İstanbul boğazında Independenta tanker kazası olmuş ve ham petrol yüklü tanker korkunç bir patlama ile günlerce çayır cayır yanmıştı… Karadeniz'den gelen Yunan bandıralı adı Evriyali olan kuru yük gemisine çarpan Rumen bandıralı Independenta sabaha karşı kulakları sağırlığa, bakışları endişeye teslim edecek bu patlama ve haftalarca İstanbul'un üzerine örtülen siyah yorgan olan dumana ve ürküten alevlere sebep olmuştu… Havada nefes almayı zora sokmuş zararlı parçacık, denizde ise canlıları yok eden yayılmış petrol… Kısaca bir Lozan keleği daha… O zamanlar ellerin elinde olan Boğaz'ın ne tehlikede olduğu gerçeği zihnimizde hep diriydi... Saçımızda jöle yoktu ama aklımız memleket meseleleri ile doluydu delikanlı yaşlarımıza rağmen… Erken yaşlarda anlamıştık Lozan'ın ne büyük tuzak olduğunu…
Şimdi böyle bir hatıra nerden aklıma gelmişti? Bazen hatıralar bir hakikati tutuşturur… CHP'de bu milletin geleceğinde, umutlarında, değerlerinde bir Kılavuz kaptan almaya gerek görmeden, her önemli mevzuda infilak etmiş, milletin havasını suyunu bozmuştur… Bu milletin inancı, örfü CHP'ye hiç kılavuz olmamıştır… Milletin arzusunu kendine yol gösterici kabul etmemiştir… Bizden görünüp, hep küffarın arzusuna göre hareket etmiş; bize ait görünen boğazdan beş kuruş faydası olmadan geçen gemiler gibi… CHP içinde halk kelimesi olduğu halde bizim gibi görünüyor ve güya yandım yandım cumhuriyete sahip çıkıyor ama hiç bizden değil ve yol yordam gösteren kılavuzu, değerleri yoktur. Yol bilmez, iz bilmez, değer bilmez CHP gelip gelip bu milletin hayrına olacak şeylerin tam orta yerinde patlayıveriyor…
Kılıçtaroğlu soğuk algınlığından korkmuş, uçan kuştan rahatsız olurum endişesi ile meydanlara çıkmamış; doğruları anlatarak bir meydan muharebesi vermemiş, 18 maddeyi güzelce çalışmamış, buna rağmen CHP'nin cığızlanma karnesine bir çentik daha ilave etmiştir... Şimdi referandum yenilgisine dayanamıyor; halkı sokaklara çağırıyor, meclisi çalıştırmayız diyor ve hiç alakasız yerlere başvuruyor…
Sonuç: 16 Nisan 2017 referandumu neticesi "Evet" olarak ortaya çıkmıştır. Darbelere dur diyen ve beklentisiz vatan sevdalısı olan Anadolu insanı Yüzde 51,5 "Evet" diyerek, demokrasi ve tam bağımsızlık için mükellef bir sofra kurmuştur, yüzde 58,5'a gel kardeşim, buyur beraber yiyelim demiştir... Seksen milyona hayırlı olsun ve gelecek nesillere güzel bir miras olduğunu da unutmayalım. Ak Parti ve MHP'nin gayreti ve sağduyulu Anadolu insanının feraseti ile geleceğimiz çok başlılıktan- çok eşlilikten kurtarılmıştır.
Nasıl Boğazda kapıcı tanınmayınca haram lokmalar-tankerler geçiyor CHP'de bu milletin değerlerine sırt dönerek başkalarına göz kırparak tarih sahnesinden geçiyor… Bu iki sıkıntıdan kurtulmak inşallah yakındır. Birinden yiğit Erdoğan'ın dahiyane ortaya koyduğu Kanal İstanbul ile kurtulacağız… CHP'den ise şuurlu ve vatana sahip çıkan CHP'liler vesilesi ile kurtulacağız… Zira bizden görünen bu ikisinin zararı bizlere çok olmuştur…