0

Çocukla iletişimde gelişim sürecini izlemek, psiko-sosyal özelikleri bilmek, hayatı boyunca meydana gelen değişimi izleyebilmek ergenlik dönemi başta olmak üzere anne ve babaya düşen sorumluluktur. Çocuk kişiliğini ana- babasının kendisine verdiği terbiye ve davranış biçimiyle yansıtır. Çocuk ilk döneminden itibaren çevresinde yaşayan insanların davranış ve tutumlarını taklit eder. Bu taklit önce anne ve baba imajı ile başlar. Kişilik doğrudan doğruya anne- babanın çocuğu ile karşılıklı kurduğu ilişkiden etkilenmektedir. Ebeveynlerin kendi aralarında gerekse çocuklarıyla karşılıklı kurduğu iletişim biçimi, çocuğun gelecekte tutum ve davranışlarını belirlemektedir. Çocuğun gelecekte ana ya da baba rolünün temelleri ebeveynleri ile olan ilişkileri atılır.

Çocukta stres faktörü

Çocuğun gelişiminde ebeveynlerin en etkili rolü, çocuklarına sağlıklı rol ve model olmalarıdır. Eğer bu süreçte aksaklık meydana geliyorsa, karı-koca iletişim çatışmaları, ilişkilerinde uyum sorunları yaşıyorlarsa ortaya çıkan sorunlar çocukta stres faktörüne yol açar. Ebeveynlerin otoriter-baskıcı, koruyucu-bağımlı tutumları çocuğun özgüvenin gelişiminde, benlik saygısının oluşumunda aksaklık meydana getirir.

Çocuk ihmal ve istismarı

Kendine güvenmeyen, benlik saygısı gelişmemiş çocuk bağımlı ilişkilere açık olabileceği gibi, kişilik bozukluğu gösteren yetişkinler tarafından ihmal ve istismara maruz kalmaya açık olur. Ebeveynleri tarafından yeterli düzeyde sevgi görmeyen, öz güven duygusu desteklenmeyen çocuk, aile ve toplumsal ilişkilerinde ilgiyi kaybetme korkusuyla sınırlarını ortaya koymada güçlük çeker. Üstelik iç içe ve uygun mesafenin olmadığı aile içi ilişkilerde yetiştirilen çocuk istismarı durdurmakta zorlanır.

Sağlıksız aile sistemi çocuğun istismarına zemin hazırlar. Sağlıksız aile anne ve/veya baba çocuklarıyla ilişkilerde sınırlarına özen göstermezler. Çocuğu gelişim sürecinde tanımaya ve anlamaya çalışmak, farklılarına saygı göstermek yerine nesneleştirerek ihmal ve istismar ederler.

İstismar gören istismar gösterir

İstismar eğilimi gösteren kişilerin geçmişte, çocukluk döneminde istismar gördüğünü, istismarın öğrenilen bir davranış olduğunu görüyoruz. Kişilik, duygusal, sosyalleşme sürecinde sorun yaşayan yeterli düzeyde sağlıklı ilişki kuramayan yetişkin, kendisinden daha güçsüz, otorite ve baskı kurabileceği cinsel fantezilerini kolayca yaptırabileceği küçük çocuklar üzerinde istismar uygulama eğiliminde olabilir.

İstismarcıların özellikleri

İstismar eğilimi olan kişi benlik saygısı gelişmediği gibi, kişilik bölünmeleri yaşar. Algı, muhakeme ve değerlendirme yetisini kaybetmiştir. Çocuklar hazlarının nesnesi konumunda algılar. Yetişkin, yaşına uygun partnerlerle eşit düzeyde sağlıklı ilişki kurabilme becerisine sahip olmadığı için çocukla kolay ilişki kurabileceği yanılgısına düşer.

Çocuğun ilgi ve sevgi ihtiyacını kendi duygusal ve cinsel haz arzularını gidermede kullanır, bu tutumlarının temelinde kendi eksik, tamamlanmamış sevgi ihtiyaçlarını karşılama ve ego bütünlüğünü koruma çabası vardır. Çocukluğunda istismar edilerek parçalanan ego, yetişkinlik döneminde istismar uygulayarak yeniden inşa etme fırsatı edinir.

Çocukluğunda travmatize edildikleri için öğrendikleri yöntemle kendi benliği ve bütünlüğünü bir başka çocuğu travma tize ederek tamamlama çabası içersinde istismar eder.