0

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir karar verdi. Buna göre Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi zorunlu olmaktan çıkarılmalıymış.

Bu karar üzerine bazı çevrelerde, çok tehlikeli ve tiksindirici tartışma yeniden başladı ve kokmuş bir nakarat tedavüle girdi: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi hemen kaldırılsın!

Emriniz olur beyler. Başka ne istersiniz?

İsterseniz, dini, ahlakı da kaldıralım. Tek parti döneminde olduğu gibi "Allah" demeyi de yasaklayalım, camileri de kapatıp, ezanları susturalım, Kur'an-ı Kerim'leri samanlıklara saklayalım!...

Okullarda dini eğitimden mahrum bırakılan yavrularımızın önündeki engeller kaldırılacağına, yeni engellerin getirilmeye çalışılması akıl almaz bir olay.

Sağlıklı din öğretiminden mahrum bırakılan gençliğimizin, daha çok din bilgisi alması için çaba harcanması gerekirken seçmeli din dersi tam bir cinayete teşebbüs.

Sultan Ahmed camiine, en kalabalık olduğu bir saatte bomba atmak ne kadar büyük ve vahim bir facia ise, din derslerini zorunlu olmaktan çıkarmak ondan da daha beter bir durumdur.

Allah aşkına hangi akla hizmet edilmeye çalışılıyor?

Bunu dayatan AB'ye "evet" diyenlere yazıklar olsun.

Bunu isteyen seküler, pozitivist ve materyalist derin güçlere boyun eğenlere yazıklar olsun.

Bunu isteyen siyasi irade sahiplerine, milyon kere, milyar kere yazıklar olsun.

Hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı çok önemli bir aşamadan, sınavdan geçmektedir.

12 Eylül zihniyetinin zorunlu hale getirdiği din öğretimi ortadan kaldırıldığı takdirde, Fatiha'dan, namazdan, İslam ahlakından uzaklaşan her bir gencin vebali buna sebep olanların üzerinde olur. Ve dünya ahirette bundan yakalarını kurtaramazlar.

Bu aşamada, derslerini asıp alem yapmaya gidenlere kimse kızmasın.

Barlarda kafayı çekip sarhoş olanları kimse yadırgamasın.

Birbiriyle kavga eden, öğretmenini bıçaklayanı kimse ayıplamasın.

Bu gençlerde de hiç saygı kalmadı diye kimse hayıflanmasın.

Genç fidanların, bonzai, uyuşturucu kullanmalarına kimse kahretmesin.

Kısacası gençlerin göstereceği olumsuzluklardan kimse şikayet etmesin. Daha doğrusu bu yanlışı gerçekleştirenlere, bu karara destek verenlere kimse kızmasın.

İşin acı ve üzücü yanı da şu: Bazı sözde dindar insanlar bile bu dersin seçmeli olmasını dillendirmeye başladılar. "Dinde zorlama yoktur" ayetini yanlış yorumlayarak, isteyen dini bilgileri alsın, isteyen almasın diyebilmektedirler. Oysa gençlerimize İslam Dini olmak üzere diğer dinler hakkında bilgi vermek, İslam ahlakının temel esaslarını öğretmek hem anne babanın hem de devletin görevidir.

Bazı Alevi vatandaşlarımızın, kendilerini ayrı bir din mensubu gibi göstermeye çalışmaları ise tam bir garabettir. Alevilik, İslam toplumu ve kültürünün bir parçasıdır. Yine bazıları, Aleviliği ateizmle kardeş yapmak istemektedir ki bu da azim bir saptırma ve Aleviliğe büyük bir hakarettir. Evet Sünnilikten farklı bazı adet ve kanaatlere sahip oldukları bir realitedir. Ama Aleviliği hiçbir kişi ve kurum İslam dışı gösteremez. Bu konuda sağduyu sahibi alevi kardeşlerimize tarihi bir sorumluluk düşmektedir.

Şunu da hiçbir zaman unutmamak lazım ki; kişi başına düşen milli gelir 10 değil 100 bin dolar da olsa, enflasyon sıfırın altında da olsa, bütçemiz fazlalık da verse, Din dersini kaldırmanın getireceği vebal onları kabrinde rahat bırakmaz.

Bu iş çocuk işi değildir. Yap boz işi değildir.

Bu hataya düşülmemesi dileğiyle…