Bir tarafta fon vurgunları, diğer tarafta futboldaki rezillikler!
Ve “çaresizlik” içinde çırpınan medyamız!
*
Gündem maddelerimiz hep karanlık:
Yenidoğan çetesi,
Uyuşturucu operasyonu,
Fon vurgunu,
Yasa dışı bahis.
Belediyelerde hırsızlıklar…
Şüpheli ölümler…
Hep karanlık, hep karanlık!
Gençlere rezil olduk!
Hep onları suçlardık.
Konforlu alanımızdı bu.
“Şimdiki gençler zora gelmiyor azizim!”
“Ahlâk elden gitti azizim!”
Dur biraz bakalım!
Memleketi bu duruma gençler mi getirdi yani?
Hemen yerin içine onlar mı etti?
Biz ettik.
Bizim nesil!
Genç dediğiniz üç beş sene evvelki çocuk.
Onlara…
“İşte size izleyeceğiniz filmler” diyen biziz!
“Benim memurum işini bilir!” diyen biziz.
“Amaca giden her yol mübahtır!” uygulamalarının faili biziz.
Kumarı, yasal kumar, yasadışı kumar diye ayırarak “bir türünü” teşvik eden biziz!
Başımızdaki örtünün, çenemizdeki sakalın hakkını veremeyen biziz.
*
Bizim nesil!
*
Kendimizi “Biz de kötü miras aldık!” diye avutalım mı?
Yok, hayır.
Miras kötü değildi.
Bizim gençliğimizde, evet, statükonun zulmü, baskısı vardı…
Evet, o baskılara direnmek çok zordu.
Bunlar böyleydi ama o günlerde örnek almaya değer şahsiyet de çoktu.
Genç bir muhabirken kalbimi titreten nice “Dindar” tanıdım.
Nice örnek insanla konuştum.
Vefatlarının üzerinden seneler geçmiş bazı büyüklerimi andıkça, “Bizim gençliğimizde hiç de azımsanmayacak kadar çok örnek şahsiyet varmış!” diye düşünüyorum.
Bu meslekte bizden çok daha tecrübeli olan ağabeylerim arasında da nice fedakâr, cefakâr insan vardı.
Onlarla oturur, dertlerimizi konuşurduk.
Şahsi problemlerimin çözümü için bana yardımcı olan, tecrübelerinden faydalanmamı sağlayan nice güzel insan tanıdım.
Başkasının derdini kendi derdiymiş gibi dert edinen insanlardı onlar.
Ölçüde, tartıda haksızlık etmemek için kılı kırk yaran erkekler ve kadınlar tanıdım.
Faizci kapitalist sistemin insanı, piyasayı boğduğu bu ortamda ticarette harama sapmamanın yolları üzerine saatlerce konuşan, tartışan insanlar tanıdım.
İyi birer anne, baba olmanın yollarını öğrenmek, öğretmek için çırpınan insanlar tanıdım.
Bunlardan her yerde vardı.
İstanbul’da, hatta Ankara’da da vardı!
Şimdi…
“Para arttıkça erdem azalıyor!” gibi bir durum karşımızdaki.
Genelleme yapmak istemem ama ben hep böyle örneklere denk geliyorum.
Benim gördüğüm, gündeme de yansıyor zaten.
Gündem maddelerimiz hep karanlık:
Yenidoğan çetesi,
Uyuşturucu operasyonu,
Fon vurgunu,
Yasa dışı bahis...
Belediyelerde hırsızlıklar…
Şüpheli ölümler…
Hep karanlık, hep karanlık!
Çocuklar, gençler böyle bir ortamda büyüyor.
Ve biz…
Koca göbeklerimizi çıkartıp…
“Bu gençlikte de hiç iş yok azizim!” diyoruz.
Biz bize bırakılan mirası hoyratça harcadık.
Şimdiki çocuklar, gençler bakalım kendilerine bırakacağımız kötü mirasla neler yapacaklar?
Allah onlara kolaylık versin.
İşleri düzeltmeleri hiç de kolay olmayacak!