Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Hoca, yolundaki engelleri aşarak bir şeyler yapmaya çalışıyor ama…

Çok zor işler bunlar…

Merhum Ferdi Tayfur’un dediği gibi…

Engeller var, engeller var, engeller var!

*

12 yıl mecburi eğitim meselesi!

Koca koca insanların “mecburen” okula gönderilmeleri epeyce garibime gidiyor.

Yaşın on sekize gelmiş…

Okulda ruhun sıkılıyor, istemiyorsun…

Mecburen gönderiyorlar!

Kanuni mecburiyet var.

Gitmemenin cezası var!

Lise mecburi!

Bu iktidardan evvel “kesintisiz 8 sene olan” okul mecburiyeti, “kesintili” 12 yıla çıkartıldı.

Çıkartıldı da ne oldu?

Çok şey oldu.

Bir kere, okumak isteyen ve istemeyen gençler aynı sınıflarda toplandı.

Okumak isteyenler can kulağıyla ders dinlemeye, not almaya çalışırken…

Okumak istemeyenler dersi kaynatmak, huzuru bozmak için ellerinden geleni yaptı.

Öğretmenler de okumaktan nefret edenlerle uğraşırken okumak isteyenlerle ilgilenemez hale geldi.

Okula kanun zoruyla gönderilen koca koca insanlar, dışarıda yapacak işleri olmadığı için…

Olmadık “arkadaşlar” edindi.

Okul dışındaki boş vakitlerinde kötü arkadaşlarla takıla takıla iyice bozuldu.

Şiddete meyletti.

Öğretmenler de, dışarıdan kötü kötü alışkanlıklar getirmiş kocaman insanlarla uğraşmaktansa çoğu zaman görmezden gelmeyi tercih etti.

Onlar mecburen böyle yapınca da, mecburen okula gidenler iyice şımardı.

Öğretmeni “yıldırdığını” düşünerek, iyice havalara girdi.

Öğretmen bu tavırlara dayanamayıp sert çıktığında da, işler iyice çıkmaza girdi.

Okullardan neler geliyor neler; bazı “zoraki öğrencilerin” en berbat iftiralarına uğrayan öğretmenler!

Aile boyu perişan edilen öğretmenler!

*

Okumak isteyenle okumaktan nefret edeni aynı mekanda toplarsan sonuç ne olur?

Her iki taraf için de perişanlık!

Okullarda huzursuzluk!

Üniversiteye taşınan problemler!

*

Ah bir şeyler değişse.

Çocuklar zamanında kabiliyetlerine göre yönlendirilse.

Mühendisliğe eğilimi olan oraya, ara elemanlığa eğilimi olan da buraya sevk edilse.

Mecburi eğitim eskiden olduğu gibi 5 yıla indirilse…

Hadi en fazla 8 yıl olsa…

Meslek eğitimi cazip hale getirilse, şimdiki gibi “ağırlıklı olarak haylazların toplandığı” bir yer olmaktan çıkarılsa…

Zamanında yönlendirilen gençlerin kollarına birer altın bilezik takılsa...

Üniversite öğrencisi sayımızın fazlalığıyla övünmekten vazgeçsek!

Usta, kalfa sıkıntısı çekmesek.

Hayata çok geç olmadan atılan gençlerimiz, zamanında yuva kurabilseler…

Milyonlarca mesleksiz lise ve üniversite mezunumuz olmasa…

Bunların kahir ekseriyeti “devlete kapak atmaya” çalışmasa…

Olmaz mı?

Olmuyor demek!..

Neden olmuyor, niçin olmuyor?

“Bakış açısı” yanlış da ondan olmuyor.

Eğitimde, Yerli ve Milli hamleler…

Hayattan kopuk olmayan eğitim…

Eğitimi “okulla sınırlandırmayan” bakış açısı…

Ah bir olabilse…

Ah bir aşabilsek statükoyu…

Ah bir el uzatabilsek gençliğimize!

Pardon,

Ah bir kaldırabilsek önlerine koyduğumuz engelleri!