Bugün, WhatsApp’ta kurulan gruplardan bahsedeceğim. Birkaç yıl önceydi. İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün daveti üzerine bir mekânda beş on kişi buluşmuştuk. Bir arkadaşımız, yapılacak faaliyetle ilgili olarak grup kurmanın iyi olacağını söyleyince bir dekanımız, “Of, yine mi! Artık takip edemiyoruz.” demişti. Dekanımızın ne kadar haklı olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Neredeyse erken uyanan, grup kurup tanıdıklarını ekliyor.

Evet, birçok meselede olduğu gibi bunda da ölçüyü kaçırıyoruz ne yazık ki… Önemli olan bunu başlatmak değil ki… Birkaç saniyede kurarsınız. Ya onu ahenkle, intizamla devam ettirmek! İşte bu, hiç de kolay değil. Benim kurduğum beş grup var. “Eyüpsultan’ın Ebedî Sakinleri”, “İstanbul Sohbetleri”, Fatih’in Ebedî Sakinleri”, “Sultanahmet Sohbetleri”, “Yazı Editörlük ve Medya Kursu”.Gruba alacağım kişiyi mutlaka arar iznini isterim. Asgari bir nezaket kuralıdır bu. Dengeli kullanılırsa grupların hayırlı ve faydalı bilgiyi yaydığına inanıyorum. Bazen arayıp ulaşamadığınız tanıdıklarınızı bu mecrada buluyor, onlarla irtibat kurup hasret giderebiliyoruz, fena mı?

Öncelikle grup kuranların bazı temel kurallara uyması lazım:Kimi ekleyecekse, kendisini arayıp izin almalıdır. Akraba, dost, arkadaş da olsa bu hususa önem vermelidir. Zira kişi, belki girmek istemeyecektir. Sonradan ayrılmalar sancılı olabiliyor. Kurucu, muhatabına izahatta bulunmalı; bu hizmetin kuruluş amacını, grupta kimlerin olduğu bilgisininet bir şekilde vermelidir. Bu görüşme yapıldıktan ve izin alındıktan sonra elbette arkadaşların, dostların ve yakınlarınbir yerde buluşması güzeldir ama kurallara uymak şartıyla.

Bu mecralarda sıkı kurallar olmalı. Mesela sabah çok erken ve gece geç saatlerde paylaşım yapılmamalı. Zira o saatte istirahat hâlinde olanlar vardır. Telefonun sesini kısmamışsa rahatsızlık verebilir. Paylaşımlara sabah en erken saat 9’da başlanabilir. Gece de 23.00’ü geçmemeli, hatta mümkünse saat 22.00’de kesilmeli. Konular mühim. Bir kültür sanat sitesi kurulmuşsa burada birileri habire siyasi paylaşım yapmamalı. Zira tartışmalar başlıyor, tatsızlıklar oluyor. Yönetici olarak uyarıyorsunuz ama dinlemiyor, bildiğini okuyor. Mecburen atıveriyorsunuz. Ezcümle, grup yönetmek çetin iştir.

Bazıları sesli paylaşım yapıyor. O da ayrı bir gaile… Kişinin sıhhî bir mecburiyet yoksa doğru değil bu. Sık sık video paylaşanlar var. Belki linkleri verilebilir ancak grupları ağırlaştıran bu videoların paylaşımı da mahzurlu. Hele o lüzumsuz tartışmalar, münakaşalar… Bazen kalpler kırılıyor, dostluklar bozuluyor. Geçen benim de başıma geldi. Bir ahbabım grup kurmuş, haberim olmadan beni de eklemişti. Paylaşım yapmasına da imkân sağlamıştı. Güzel, ben de bir yazı paylaştım. Ancak kısa bir süre sonra silindiğini gördüm. Grupta bulunan bir arkadaşımız bu durumu eleştirdi. Bende oradan ayrıldım.

Grup kurmak hakikaten kolay ama idare etmek zordur. Bir sefer idareci,her zaman teyakkuz hâlinde olmalıdır. Kurallara uygun paylaşımlar yapılıyor mu, başkalarına hakaretler var mı? Gereksiz tartışmalar, uygunsuz çekişmeler yaşanıyor mu? Terbiye sınırı aşılıyor mu? Yani grubun ahengi selamette mi? Buna çok dikkat etmek lazım.

Bir sefer herkesin her gruba girmesi icap etmiyor. Bu mecrada işlenen konular ilgisini çekiyorsa elbette devam etmeli. Ama kendisini fazla hissediyorsa bence hiç durmasın, hemen ayrılsın. Bir hadis-i şerifte, “Faydasız ilimden Allah’a sığınırım.” buyuruluyor. Bugün internetin yaygınlaşmasıyla bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz. Neredeyse her şey paylaşılıyor. Faydalı bir yazıyı, güzel bir haberi duyuran olduğu gibi ekranlardaki tartışmaları taşıyanlar da var.

Esasen ölçüyü her zaman ve zeminde mutlaka korumak şarttır. Bazı arkadaşlarımız çok heyecanlı. Diyelim ki önemsediği bir faaliyeti duyuracak. İyi ama onunla ilgili neredeyse 20-30 tane fotoğrafı da paylaşıyor. Azizim, buna ne gerek var? Birkaç tane yeter de artar bile. Önemli olan insanları hayırlı faaliyetlerden haberdar etmek değil mi? Amacınız, muhatabımızı yazı ve görüntülerle esir almak değilse tabii.

Kıymetli araştırmacı yazar Can Alpgüvenç,evinde 6-7 dakikalık faydalı sohbetler hazırlıyor ve bunları paylaşıyor. Tavsiye ediyorum, arayan bulur. Ben genelde gazete yazılarımı, düzenlediğim toplantı duyurularını paylaşıyorum gruplarda. Buralara katılmak da ayrılmak da en tabii bir hak. Gelene de gidene de “Eyvallah.”diyeceğiz; kalp kırmaya hacet yok!Velhasıl-ı kelam, her şeyin vasatı, her işin ortası makul ve makbuldür. İnternet ve türevlerine de fazla gönül bağlanmamalı. Bu teknoloji aygıtları, bütün zamanımızı almamalı, vaktimizi çalmamalı, hayatımızı yönlendirmemeli, bizi esir etmemeli. Sonra kütüphaneler üzülür, kitaplar mahzunlaşır. Aman ha, onları asla ihmal etmeyelim. Bazen dirayetimizi kullanalım, ekranlardan kurtulup kitaplara sığınalım. İnanın bu hayırlı değişiklik, bizi rahatlatacak kalbimize ferahlık ve esenlik katacaktır. Benden söylemesi, vesselam!