
Bazı insanların vefatı, geride bıraktıkları özlemden çok omuzladıkları vazife ile düşündürmektedir. Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer Hocamız inandığı bir davaya ömrünü vakfederek toplumun sofrasında, dilinde ve vicdanında neleri değiştirebileceğinin örneğini bırakarak ebediyete irtihal eyledi.
Hüseyin Kâmi Hocamız, “Helal Dede” diye tanınan bir dava insanıydı. Helal lokmayı yalnızca etiketlere ve belgelere konu olan bir mesele olarak görmedi. Müslümanın ne yediğini bilmesini, üreticinin sorumluluk taşımasını, çocuklarımızın sofrasına gelen ürünün güvenle sorgulanabilmesi için gayret etti. Böylece çocuklarımızın Helal Dedesi olmayı başardı. Bugün pek çok insanın alışveriş yaparken sorduğu soruları, o yıllar önce sordu. 1986’da yayımladığı Gıda Raporu, ile bu gayretinin erken ve somut örneklerinden birini ortaya koydu.
Necmettin Erbakan Hocamızın yanında özellikle Almanya Millî Görüş çalışmalarına destek verdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığındaki göreviyle Türkiye’nin üretim kabiliyetinin gelişmesi için çalıştı. Sonrasında tüm dikkatini helal gıda meselesine verdi. Yerli sanayiyi önemseyen iradesiyle helal lokma hassasiyetini besleyen kaynak aynıydı;
-İnsanımızın kendi değerleriyle yaşayabilmesi.
Bu düşünceyi gerçekleştirmek için GİMDES’i kurdu. Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sertifikalandırma Derneği ile helal belgelendirme çalışmalarını başlattı. Eğitim, yayın ve tüketici bilinci için gayret etti. Helal Dünya Marketleri ile insanların bu hassasiyete uygun ürünlere günlük hayatta ulaşabilmesini sağlamaya çalıştı. Dünya Helal Konseyi’ndeki göreviyle de meselenin ülkeler arasında ortak sorumlulukla ele alınmasına çalıştı.
Bir meseleyi gündeme ilk defa getirenlerin işi zordur. Alışılagelmiş alışkanlıklar kolay terk edilemez. Onun içinde öyle oldu. Bu çalışmaları karşısında itirazlarla, engellemelerle, bazen de haksız ithamlarla karşılaştı. Ancak O yılmadı… Onun gayretindeki örnek, zorluk görmemiş olmasında değil, zorluklara rağmen hizmetine olan sadakati ve gayretiydi.
İlerleyen yaşına ve ağır hastalıklarına rağmen bu iradeye yakından şahit olduk. Yürümekte zorlandığı, sağlık sorunlarının günlük hayatını sınırlandırdığı vakitlerde dahi aklı GİMDES’teki işlerdeydi. Geçirdiği ameliyatların ardından yeniden görevinin başına dönme isteğini gördük. Allah’tan, yolunda hizmet edebilmek için güç ve irade diliyordu. Bu hâli, onun yanında bulunan gençlere söylenebilecek pek çok nasihatten daha tesirliydi. Nitekim öyle oldu. Koltuğundan alınarak hastaneye gidiş ve orada ruhunu Rahmana teslim ediş…

Gençlerin kendisine “Helal Dede” demesi boşuna değildi. Onlara yalnızca hangi ürünü tercih edeceklerini anlatmadı; bir davaya nasıl sadakat gösterileceğini de yaşantısıyla gösterdi. Makamın hizmet için bir vesile olduğunu, insanın yorulduğunda bile elinden geleni yapabileceğini ilan etti.
23 Eylül 2026’da Hocamızı kaybettik. Dünya Helal Konseyi’nin yurt dışından yayımladığı taziye mesajı, onun emeğinin ülke sınırlarının ötesinde olduğunu gösteriyor. Fakat bence en kıymetli mirası, helal lokma anlayışının ailelerin sofrasına kadar taşımış olmasıdır. Bu soruyu sormaya ve dürüstçe cevaplamaya devam ettiğimiz sürece bu gayreti yaşamaya devam edecektir.
Rabbim Hüseyin Kâmi Büyüközer Hocamıza rahmet eylesin. Ailesine, GİMDES ve Dünya Helal Vakfı camiasına, talebelerine ve bütün sevenlerine sabr-ı cemil versin. Allah, ömrü boyunca hizmet etmeyi arzuladığı bu yolda gösterdiği gayreti kabul buyursun. Amin
Helal Dede, emanetini unutmayacağız.