Geçtiğimiz cumartesi sabahı, İstanbul Ticaret Odası 11 No.lu Peyzaj ve Çiçekçilik Meslek Komitesi Başkanı Sayın Kadir Gümüş’ün davetiyle, sektörün sorunlarının ve çözüm önerilerinin ele alındığı toplantıya iştirak ettik.

Saat 09.30’da Cemile Sultan Korusu oldukça hareketliydi. Aynı saatlerde İTO önceki dönem başkanlarından Sayın Murat Yalçıntaş’ın da bir programının bulunması yoğun bir ziyaretçi trafiği oluşturmuştu. Buna rağmen toplantı salonundaki düzen ve karşılama son derece başarılıydı.

İstanbul Boğazı’nı Cemile Sultan Korusu’nun en güzel noktalarından birinden seyreden salon, açık ve güneşli havanın da katkısıyla huzurlu bir atmosfere sahipti. Bir tarafta Boğaz, diğer tarafta buram buram tarih kokan bir mekân… Yeşili, tabiatı ve üretimi konuşacağımız toplantının ruhuna yakışan güzel bir ortam vardı.

İTO Başkanımız Sayın Şekib Ağdaviç, sektörün yurt içi ve yurt dışı pazarlarına değinirken İTO’nun faaliyetleri hakkında da katılımcıları bilgilendirdi. Ardından 11 No.lu Peyzaj ve Çiçekçilik Meslek Komitesi Başkanı Sayın Kadir Gümüş’ün kısa, samimi ve içten selamlama konuşmasını dinledik.

Sektör temsilcilerinin yalnızca kendi ticari faaliyetlerinin değil, meslektaşlarının problemlerinin de farkında olduklarını görmek önemliydi. Çünkü bir meslek kuruluşunda güveni sağlayan temel hususlardan biri, yöneticilerin kendilerini değil sektörlerini temsil ettiklerini hissettirebilmeleridir.

Sektörün Sesi ve Çözüm Bekleyen Meseleler

Toplantıda farklı meslek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri söz aldı. Ancak özellikle SÜS-BİR Başkanı Sayın Ahmet Dündar’ın sektörün içerisinden gelen bir isim olarak ortaya koyduğu sorunlar ve çözüm önerileri dikkat çekiciydi.

Bunların başında yüzde 20 KDV oranı geliyor. Almanya’da yüzde 7, Hollanda’da yüzde 9 seviyesinde olduğu ifade edilen KDV oranlarıyla karşılaştırıldığında Türkiye’deki vergi yükünün hem iç piyasada hem de ihracatta sektörün rekabet gücünü olumsuz etkilediği vurgulandı.

Burada temel soru şudur: Peyzaj, çiçekçilik ve süs bitkilerini hâlâ lüks tüketimin ve konforun bir parçası olarak mı görüyoruz?

Betonlaşmanın arttığı şehirlerde yeşili, ağacı ve çiçeği yalnızca estetik bir unsur olarak değerlendiremeyiz. Bu sektör aynı zamanda üretim, istihdam, ihracat ve ekonomik değerdir. Hele ki tarihimizde ve medeniyetimizde özel bir yere sahip laleyi dahi ithalat merkezli karşılıyorsak, yerli üretim üzerinde yeniden düşünmemiz gerekmez mi?

Toplantıda ayrıca sektörün Ziraat Bankası kredilerine daha uygun şartlarla erişebilmesi, ithalat ve ihracatta karşılaşılan analiz ücretlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiği ifade edildi. Bir TIR domates tek ürün kaleminden oluşabilirken, süs bitkileri taşıyan bir TIR’da 20 farklı ürün bulunabiliyor. Her ürün için ayrı analiz maliyetinin ortaya çıkması, ihracatçının rekabet gücünü ciddi biçimde azaltıyor.

Sektörün bir başka sorunu ise iş gücü. Yerli iş gücüne ulaşmakta yaşanan güçlükler nedeniyle sektör temsilcileri, kaçak istihdam yerine kayıtlı yabancı işçi çalıştırılmasının kolaylaştırılmasını talep ediyor.

“Kurakçıl peyzaj” konusu da üzerinde düşünülmesi gereken başlıklardan biriydi. Toplantıda aktarılan değerlendirmelerde tarımsal sulamanın su kullanımındaki payının yüzde 60’lar, kayıp-kaçak oranlarının yüzde 30-40’lar seviyesinde olduğu; buna karşılık süs bitkilerinin su kullanımının yaklaşık yüzde 1 düzeyinde kaldığı ifade edildi. Dolayısıyla suyu korumak elbette önemlidir; ancak bazen kaynağı kısmadan önce kaybı önlemek daha doğru bir çözüm olabilir.

4 Ağustos’ta yürürlüğe giren bitki karantina düzenlemeleri kapsamında ağırlık üzerinden ortaya çıkan analiz maliyetlerinin özellikle ağaç ve bitki ticaretinde ciddi bir yük oluşturduğu da dile getirildi.

Bütün bu meselelerin sektörün ortak görüşünü yansıtacak şekilde raporlaştırılarak ilgili kamu kurumlarına sunulmasının, toplantıyı somut sonuçlara taşıyacağı kanaatindeyim.

Bir Fırkateyn de Bir Lale de Millî Gücün Parçasıdır

Toplantının sonunda şahsımıza da kısa bir söz hakkı verildi. Ben de meseleye millî güç unsurları açısından bakmaya çalıştım.

Savunma sanayisine büyük önem veriyoruz ve vermek zorundayız. Kendi silahını, uçağını, gemisini ve teknolojisini üretemeyen bir ülkenin tam bağımsızlığından söz etmek kolay değildir.

Ancak millî güç yalnızca askerî güç değildir. Ekonomik güç de millî gücün temel unsurlarından biridir.

Bu nedenle peyzaj, çiçekçilik ve süs bitkileri sektörünün ülke ekonomisine katkısını da bu perspektiften değerlendirmeliyiz. Bir savunma sanayisi ürününün ihracatı ülkemize döviz kazandırıyorsa, ihraç ettiğimiz bir süs bitkisi de Türkiye ekonomisine değer kazandırmaktadır.

Elbette stratejik mahiyetleri aynı değildir. Fakat ikisinin arkasında da ortak bir anlayış vardır:

Üretmek, dışa bağımlılığı azaltmak ve ürettiğini dünyaya satabilmek.

Yerli ve millî olmak yalnızca savunma sanayisine ait bir kavram değildir. Toprağımızda yetiştirdiğimiz, insanımızın emeğiyle ürettiğimiz ve dünya pazarına Türk ürünü olarak sunduğumuz her değer ekonomik bağımsızlığımızın bir parçasıdır.

Bir lalenin arkasında üretici, işçi, nakliyeci ve ihracatçı vardır. İstihdam, lojistik ve ticaret vardır. Ve bütün bunların sonunda Türkiye ekonomisi vardır.

Başta davetleri için İTO 11 No.lu Peyzaj ve Çiçekçilik Meslek Komitesi Başkanı Sayın Kadir Gümüş olmak üzere; İTO Başkanımız Sayın Şekib Ağdaviç’e, SÜSBİR Başkanı Sayın Ahmet Dündar’a ve katkı sağlayan bütün sektör temsilcilerine teşekkür ediyorum.

Cemile Sultan Korusu’ndan ayrılırken yeşille mavinin buluştuğu İstanbul Boğazı manzarası, toplantının mesajını âdeta özetliyordu:

Şehirlerimizi yeşillendiren, insanımıza nefes aldıran, üreten, istihdam sağlayan ve ihracatla ülkemize değer kazandıran bir sektör lüks değil; millî ekonomik gücümüzün desteklenmesi gereken unsurlarından biridir.

Peyzaj, çiçekçilik ve süs bitkileri alanında emek veren bütün sektör mensuplarımıza hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum.