Bir zamanlar bir film sahnesiyle ayağa kalktık, bir çizgiyle sustuk, bir ezgiyle ağladık. Sanat bazen bir meydan konuşmasından daha yüksek sesle konuşur. Doğrudan kalbe hitap eder, kalp de aklı ikna etmekte ustadır.

Çağrı!

Bir film düşünün … Sahneler geçer ama zihinde yankısı kalır. O film yalnızca bir hikâye anlatmaz. bir kimlik, bir hafıza, bir direniş biçimi inşa eder. O film yıllarca gönüllerde kalır. “Çağrı “filmini herkes hatırlar.

İnsanlar bir karakterle özdeşleşir, bir cümleyi hayat düsturu yapar. Sinema; ışığın, sesin ve sessizliğin örgüsüdür. Bir kare, yıllarca sürecek bir bilinç oluşturabilir. Görsel hafıza kalıcıdır, insan gözüyle inandığına, kulağıyla duyduğundan daha çabuk bağlanır.

Hanzala!

Bir karikatür… Arkasını dönmüş bir çocuk. Yüzünü göstermiyor ama dünyaya ayna tutuyor. Çizgi dediğin şey birkaç milimetrelik mürekkep izi fakat vicdanı kanatmaya yetiyor. Karikatürü, resmin gücü burada. Söylenemeyeni söyler, bağırmadan bağırır. Mizah, en ciddi eleştirinin en zarif kılıcıdır. Bir çizgi milyonların içindeki suskunluğu dile dönüştürebilir.

Sadece o çizimle binlerce insan Filistin davasını sahaya taşımıştır. Üstünde sessiz kalmayıp nice fedakarlığa önderlik etmiştir.

Hanzala, savaşın kirli yüzüyle öldürülen, mahrum bırakılan, masum çocukların dünyaya duyrulan sesi olmuştur,olmaya devam edecektir.

Kabe ‘de Hacılar ilahisi

Bir ilahi… Dillerde dolaşırken kalpleri birbirine bağladı. Müzik, doğrudan duygunun dildir. Tercümeye ihtiyaç duymaz. Aynı ezgide buluşan kalpler arasında görünmez bir köprü kurulur. Bir söz tek başınayken fikir, besteyle birleştiğinde his olur. His ise harekete geçirir. İşte sanatın çarpan etkisi tam burada başlar. Yediden yetmişe dillerde samimiyetle söyleniyor. Tüm gönüller kalbinin sesiyle” Allah” diyor. Bu coşku, bu birlik görmezden gelinemez elbet.

Sakarya şiiri

Ezberinde, dilindedir çoğu insanın. Vatan deyince bu şiirle bambaşka bir galeyana geliş söz konusudur.

Mekke’ de de Kabe ‘ye asılan belagat abidesi şiirlerin insanların hayatına çok etkisi vardı. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Sanat nötr değildir. İyiyi de çoğaltır, kötüyü de. Güzel bir söz insanı ayağa kaldırabilir, çirkin bir estetik de kalbi köreltebilir. Reklamın ritmi, dizinin sahnesi, bir şarkının nakaratı… Hepsi bilinçaltına küçük tohumlar bırakır. O tohumlar zamanla düşünceye, düşünce davranışa dönüşür.

Toplumsal hayat içine baktığımızda, insanlar kuru nasihatten çok hikâyeyi hatırlar. Şiirle anlatılan değer, madde madde yazılandan daha kalıcıdır. Çünkü sanat savunma mekanizmasını aşar. İnsan nasihate direnebilir ama hikâyeye kapılır. Melodiye eşlik ederken fikri de içine alır.

Bu yüzden üretken olmak zorundayız. Sadece eleştiren değil, inşa eden sanat. Sadece tepki veren değil, yön veren sanat. İyilik estetikle buluşmadığında zayıf kalır. Hakikat güzel anlatılmadığında duyulmaz. Kötülük ise ambalajı parlatıldığında çok hızlı yayılır, çünkü çağımız görsel bir çağ. Parlak olanın doğru sanıldığı bir zaman dilimindeyiz.

Sanat ruhun bağışıklık sistemidir. İyi eserler insanı inceltir, derinleştirir, merhametini artırır. Kötü eserler ise duyarsızlaştırır. Sürekli şiddet izleyen kalp sertleşir, sürekli umut dinleyen kalp direnç kazanır. Bu bir tercih meselesi değil sadece; bir sorumluluk meselesidir.

Şiir yazan kalem, film çeken kamera, beste yapan gönül, resim yapan fırça… Hepsi birer emanet taşır. Çünkü sanat, fikri yüzbinlere milyonlara katlayan bir yankı odasıdır. Söylediğin bir söz, bilmediğin bir şehirde bir çocuğun kalbine düşebilir. O çocuk büyür, o sözle karar verir.

Kısacası sanat, sadece estetik bir uğraş değildir, medeniyet kurucu bir güçtür. İyiliğin estetiğini büyütmezsek kötülük kendi kabalığını büyütür. Boşluk kabul etmez bu alan. Ya biz doldururuz ya başkası doldurur.

Sanat üretmek lüks değil, ihtiyaçtır. Kalbi diri tutmanın, toplumu diri tutmanın en zarif yoludur. Güzel olanı çoğaltmak için kalemi elden bırakmamak gerekir. Çünkü bazen bir mısra, bir nesli ayağa kaldırır.

Sanat, insan potansiyelin dışa vurumunu sağlar. Bu alanın topluma katkısı çok büyüktür etkili ve hızlıdır. Geç kalınmışlıklar sanatın ortak dilini kullanmamaktan kaynaklanır .

Hele de savaşların dünyayı sardığı şu zamanlarda idrak , etki ve dönüştürücü gücü olan sanatın! tüm icra yönleriyle iyiye, güzele, değerlere algı oluşturması hızlı bir şekilde devam etmeli. Tercih bizim.

“Sanatla alınan yol izli olur

B’izli olur

S’izli olur “der Ninem korkut