Maneviyatın ontolojik, epistemolojik ve estetik şeklinde üç boyutu vardır. İnsani maneviyat ve özgürlük ontolojisinin merkezinde insanüstü ve ötesi güçler ve otoriteler bulunmamaktadır. Ontoloji, insanın deneyimi etrafında dönmektedir. Maneviyat, insanın duygu, düşünme ve bilinç yoğunluğundan kaynaklanmaktadır. Maneviyatın kaynağı, insanın kendi bilinçsel yoğunluğu ve derinliğidir. İnsan, bilinçsel yoğunluğunu ve derinliğini, doğayla ve diğer insanlarla kurduğu yoğun ilişkilerle gerçekleştirebilir. Maneviyatta yoğunluk, yalnız olmak değildir. Bilişsel yoğunluk, diğer insanlarla ve doğayla yoğun ilişkiler ve ilgiler kurmayı gerektirmektedir.
Maneviyatın insanın dışında bir güçten kaynaklanacağını vehmetmek, temel yanılgıdır ve yanılsamadır. Maneviyatın, temelinde, başında, ortasında ve sonunda insan bulunmaktadır. Maneviyatın ihtiyaç duyduğu şey, teoloji değil, antropolojidir. Maneviyat, insani bilincin yoğunluğundan kaynaklanmaktadır. Maneviyatın, yapay farazi otoritelerden kaynaklandığını vehmetmek, maneviyatın insaniliğini, gerçekliğini ve tecrübeliğini ortadan kaldırmaktadır.
Normatif mutlak doğru olduğu sanılan vehimleri taklit ve takip etmek, insanın varoluş değerini belirlemez. Maneviyatta normatif doğru kabul edilen vehimlerin hiçbir değeri yoktur. Maneviyat, dogmatizmin ürünü değildir. Maneviyatı değerli yapan şey, tecrübi derinliktir. İnsanın maneviyatını, anlamını ve değerini, kendi bilinçsel yoğunluğuyla ve derinliğiyle temellendirmesi, insanın kendine dönüşünü ifade etmektedir. Maneviyatın ve özgürlüğün meşruiyeti, insanüstü nitelikte hayali otoritelerden geldiği varsayılan kurgulardan, kurallardan ve kurumlardan değil, insanın bizzat tecrübesinden kaynaklanmaktadır.
Normatif doğrular, bilgi olmadıkları bilgi kaynakları da değildirler. Epistemolojinin kaynağı insan tecrübesi ve aklıdır. Bilgi, normatif kuralların ve kalıpların ürünü değildir. Bilgi, varoluşsal sahicilikle olmaktadır. İnsan deneyimi, ampirik olduğu kadar fenomenolojiktir. Bilgi, nesnel doğrulamayla birlikte öznel derinlikle birlikte anlam ve değer kazanmaktadır. Öznel derinlik ve bilinç yoğunluğu, bilgiye anlam kazandırtmaktadır. Hakikat denilen şeyin doğrulanabilir olması önemli olduğu kadar, hakikat denilen şeyin yaşanabilir olması da önemlidir.
Maneviyat, ritüel ve standart pratiklerin tekrar ve taklit edilmesi değildir. Maneviyat, estetik biçimlerde sürekli olarak üretilen bir tecrübedir. Maneviyatı, sanat, aşk ve beden sürekli olarak yaratmaktadır. İnsani sanatın taşıyıcıları, aşk, beden ve sanattır. Maneviyat, kurumsal dogmatizm olmadığı gibi, teolojik bir kategori de değildir. Maneviyat, estetik bir deneyim alanıdır. Sanat ve aşkın taşıyıcısı olduğu maneviyat, ritüel ve retorik değil, ontolojik bir tercihtir. Maneviyatın kurucu unsuru, estetiktir. Maneviyatta estetik, süs ve tezyin aracı değildir. Maneviyatın ontolojisi, estetik zemin üzerine inşa edilebilir.
Teolojik kaynakların, kalıpların ve kurumların, insan deneyimi üzerine etkileri sürekli olarak tartışılmalıdır ve sorgulanmalıdır. İnsan deneyimini itaat, suçluluk, kurtuluş ve aşkınlık şeklinde normatif kalıplar içine yerleştiren teolojik güç yapıları, zaman ve mekan içerisinde oluşturulan tarihsel ve yerel inşalardır. Hiçbir teolojik yapı, insanın ontolojik tercihi ve ihtiyacı değildir. İnsan ontolojik olarak maneviyatını kendi varlığı üzerine dayandırarak deneyimlemekle sorumludur.
Sahici maneviyat, insani referanslara bağlı, deneyim temelli derinliğe sahip ve estetik yoğunluğa sahip olan maneviyattır. Maneviyat, eskatolojik kurtuluş vaadi karşılığında yapılan bir zorunluluk değildir. Maneviyat, yaşantıya ve varlığa derinlik ve sahicilik kazandırmak için gerçekleştirilen bir arayış ve tecrübedir. Maneviyat, varoluşsal yoğunlaşmayı gerçekleştiren insani bir tecrübedir. Maneviyat, anlam üretim zemini olarak geleneği ve kurumsallığı değil, insanın bizzat kendisini esas almaktadır. Maneviyatta ontolojik çerçeve, insanın kendisidir.
Maneviyat, anlamı, bilgiyi ve değeri insani olarak temellendirmesi ve var etmesidir. Maneviyat, bilgi ve değer için insanın dışında bir temel yoktur. İnsan, bilgisiyle, birikimiyle, deneyimiyle ve sahiciliğiyle maneviyat olarak varoluşsal yoğunluğunu yaşayabilir. İnsan dışı kaynaklara dayalı olarak üretilen maneviyat paketleri, insanı varoluşsal yapaylığa ve yüzeyselliğe mahkum etmektedir. İnsan, kendi öz varlığıyla kendi maneviyatını insani olarak deneyimleme ve oluşturma kapasitesine ve donanımına sahiptir.