Kıymetli okurlarım, geçenlerde bir eğitim için Bursa Denetimli Serbestlik İl Müdürlüğündeydim. Girişte duvarda asılı duran bir afiş hemen dikkatimi çekti:
“Topluma Güven, Bireye Umut.”
Birkaç saniye bu sözü düşündüm, kendi kendime sordum:
Bizler, gerçekten topluma güveniyor muyuz? Suç işlemiş bir insana, yeniden umut olabiliyor muyuz?
Bir insan suç işlediğinde onu toplumun dışına itmek kolaydır. “Suçlu” damgasını vurmak, geçmişini sürekli yüzüne vurmak, ailesinden ve çevresinden uzaklaştırmak kolaydır. Zor olan ise cezasını tamamlayan insanın yeniden hayata tutunmasına fırsat vermektir.
Çünkü adalet yalnızca cezalandırmak değil, toplumun güvenliğini korurken suçun tekrarını önleyecek tedbirleri de almaktır.
Bir Ceza, İnsan Hayatının Sonu Değildir
Denetimli serbestlikle ilgili toplumda yaygın olan yanlış bir algı var: “Denetimli serbestlik çıktı, ceza almadı.”
Halbuki denetimli serbestlik; kişinin belirlenen yükümlülüklere uyarak toplum içinde cezasının infazını sürdürmesini, eğitim, tedavi, rehabilitasyon ve topluma uyum çalışmalarına katılmasını sağlayan kontrollü bir süreçtir.
Burada önemli olan yalnızca “Suç işledin” demek değil, “Bir daha suç işlememen için ne yapabiliriz?” sorusuna da cevap aramaktır.
Çünkü insanı suça iten nedenleri görmezden gelmek, yalnızca bugünü değil, yarını da riske atabilir.
Geçmişin Değil, Geleceğin İnsanını Kazanmak
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün yayımladığı bir röportajda, denetimli serbestlik kapsamında Bağımsızlık Köyü sürecine katılan bir kişinin yaşadıkları dikkat çekiyor.
Adli süreçle karşılaşan kişi başlangıçta korku ve önyargı taşıdığını anlatıyor. Ancak denetimli serbestlik sürecinde yalnızca denetlenen veya suçlanan biri olmadığını; kendisine yol gösterildiğini ve destek verildiğini ifade ediyor. AMATEM tedavisi, barınma desteği ve ardından Yeşilay rehabilitasyon sürecine katılıyor.
Ve beşinci ayda geldiği noktayı şöyle anlatıyor:
“İlk kez ayaklarımın yere bastığını hissediyorum.”
Bu cümle, yüzlerce sayfalık rapordan daha güçlü değil mi?
Çünkü bağımlılıkla mücadelede hedef yalnızca maddeyi bıraktırmak değildir. Kişinin yeniden hayata tutunmasını sağlamaktır.
Dün geçmişindeki bir suçla anılan bir insan, bugün emeğiyle ayakta duruyor. Bir insanı hayata döndürmek ne kadar önemli
İnsan Üretirse Toplum da Kazanır
Bir insanın yeniden düzenli bir hayata kavuşmasında iş ve meslek sahibi olmak büyük önem taşır.
Çalışmak yalnızca gelir elde etmek değildir; sorumluluk almak, özgüven kazanmak ve geleceğe dair plan yapabilmektir.
Bu nedenle rehabilitasyon yalnızca adli kurumların görevi olarak görülmemelidir. Aile, sağlık kuruluşları, eğitim kurumları, iş dünyası, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları da bu sürecin içinde yer almalıdır.
Özellikle bağımlılıkla mücadelede yalnızca polisiye tedbirler yeterli değildir. Yanlış arkadaş çevresi, yalnızlık, aile sorunları, ekonomik sıkıntılar ve travmalar dikkate alınmalı; kişi tedaviye, eğitime ve mesleğe yönlendirilmelidir.
İnsan Kazanmak da Güvenliği Sağlamaktır
Denetimli serbestlik konusunda iki uç anlayıştan uzak durmalıyız. Bir tarafta suç işleyeni tamamen toplumdan dışlayan yaklaşım, diğer tarafta ise suçun ciddiyetini görmezden gelen anlayış var.
Oysa doğru olan bellidir:
Suçun karşılığı elbette olmalı, toplumun güvenliği korunmalı; ancak cezasını çeken insanın yeniden topluma kazandırılması da hedeflenmelidir.
Çünkü bir insanı kaybetmek, yalnızca bir kişiyi kaybetmek değildir. Bazen bir ailenin parçalanmasına, çocukların geleceğinin yaralanmasına ve toplumun yarınlarının da kaybedilmesine yol açmaktır.
Bu nedenle meseleyi yalnızca “Kaç kişiyi yakaladık?” sorusuyla değil, “Kaç insanı yeniden hayata kazandırdık?” sorusuyla da değerlendirmeliyiz.
Bir gencin bağımlılıktan kurtulması, bir babanın ailesine dönmesi, bir hükümlünün meslek edinip çalışması toplum için önemli bir kazanımdır.
Çünkü toplumu korumak, insanı kaybetmek anlamına gelmez.
Bazen toplumun güvenliğini sağlamanın en güçlü yolu, kaybetmek üzere olduğumuz insanı yeniden kazanmaktır.
Belki de o afişin bize vermek istediği mesaj tam olarak budur:
Topluma güven, bireye umut ol.
Çünkü umut verilen insan, yarın topluma güven veren bir insan olabilir.