Çok şükür mahkemelerle ciddi bir işim olmadı. Son günlerin ana gündemi olan savunma hakkı ile ilgili koparılan fırtınaları anlamakta güçlük çekenlerdenim.

Özellikle İBB başta olmak üzere bazı belediyelerde yolsuzluk yapıldığı ihbarları ile başlayan süreci siyasallaştıran kesimden çıkan aykırı sesler zıvanadan çıktı.

Duruşmalar canlı yayınlansın ve sade İstanbul değil tüm ülke insanı ne mal olduğunun canlı şahidi olsun diyenlerdenim.

Böyle bir imkân olsa kendisi de biliyor ki çok mahcup olacak ama buna rağmen her duruşmada hem canlı yayında canlı yayın diyor ve hatta geçmişten günümüze tüm duruşmalar yayınlansın diyor.

Amaç ne?

Kaos ve kargaşa.

İddianame yok diyenlerin binlerce sayfadan oluşan iddialar karşısında ellerini başlarına koyup düşünmeleri gerekirken ciddi iddialar karşısında seçtikleri yol aklıselimi kullanmak yerine sürü psikolojisi ile hareket etmek oldu.

1993 İSKİ yolsuzluk skandalında o günün onurlu insanları yargılama üzerinde böyle savrulmamış ve hatta o günün CHP sini de böyle bir arsızı arasında barındırdığı için uzun yıllar partiyi de cezalandırmıştı.

Yolsuzlukla suçlananlar kendilerini mahkeme eden heyet önünde savunurlar ama bu zat mahkeme edenleri aşağılayarak süreci siyasallaştırmanın çabası içine girerek troll ordusunu harekete geçirdi.

Sabık İBB başkanını İstanbul halkı hizmet için seçti ama Dimyata giderken evdeki bulgurdan da oldu. Seçtiğine ve seçeceğine de pişman oldu.

Seçildiği günden bugüne yeşile bürünmüş İstanbul grileşti, toplu taşıma ve alt yapılar ise vatandaşı çileden çıkardı.

Yaptığı büyük hatalar için hesap sorulduğunda kırk dereden su getirip mahkeme heyeti ile dalga geçer gibi sorulara yandan cevaplar vererek süreci sulandırmasını anlamak mümkün değil.

Açık ve gizli tanıkların beyanlarına karşı savunma yapması istenirken mahkeme heyetini yargılamaya kalkmasını da anlamak mümkün değil.

Çapraz sorgulama sırasında şahidlerin iddialarına karşı savunma yapması istenirken milletimizi şahid tutup herşeyi bu kitapta yazdım diyerek mahkeme heyetine yazdığı düzmece kitap ile cevap vermesini de anlamak mümkün değil.

Sosyal medya platformlarını yalan dolanla harlayıp masum insanlarımızın kafasını karıştırmayı başardığı yetmezmiş gibi tahrikleri ile mahkeme heyetinin sinir uçlarını tahrip etmeyı de maharet sayıyor.

Kitapla savunma yapmak ülke tarihinde belki bir ilk. Mahkeme heyeti bu garabete olumsuz cevap verince de savunma hakkım elimden alındı diyerek vatandaşı sokağa isyana çağırma da başka bir savrulma.

Savunma hakkı benim bildiğim kadarıyla kitapla defterle olmaz. İsnad edilen suçlamalara karşı belgeler ile yapılır.

Mahkeme süreci boyunca daha ne garabetler yaşayacağımız meçhul olsa da renkli ama bir o kadarda manidar günler bizi bekliyor.

Allah mahkeme heyetine sabırlar versin. Aklıselimini koruyarak süreç boyu yaşananlardan dersler alan vatandaşlarımızın sayısını arttırsın diyorum.

Dediğim dedik çaldığım düdükçü tayfasına ise Allah akıl fikir versin diyorum.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.