17 Şubat 2026 tarihinde Suriye’nin Başkenti Şam’da “İslami Söylemin Birliği” başlıklı bir konferans yapıldı. Bu konferansa İslam diyarının hemen her ülkesinden 1500 ulema katıldı. Konferans sonunda yayınlanan bildirideki maddeler uygulanabilirse, tüm ümmet için de bir ışık, ümmetin darmadağın edilmiş olan gücünün toparlanması ve derken ümmetin ayağa kalkması için de güçlü bir adım olur.
Bu konferansa Cumhurbaşkanı Ahmed Şara da katılarak önemli mesajlar verdi. Şara’nın “Yüzyıllardır Süren Fikri Tartışmalara Girecek Lüksümüz Yok” mesajı, en dikkat çekici olanıydı. İşte o mesajlar ve konferans sonrasında yayınlanan kısa ve öz bildiri;
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Şam’da düzenlenen İslami Âlimleri toplantısında yaptığı konuşmada ülkenin önceliklerine odaklanması gerektiğini vurgulayarak uzun süredir devam eden fikri tartışmalara girme lükslerinin bulunmadığını söyledi. Şara, dini kurumlar, eğitim sistemi ve medyanın topluma rehberlik konusunda ortak sorumluluk taşıdığını belirtti.
Şara “İslami Söylemin Birliği” konferansında yaptığı konuşmada ülkede birlik ve ortak hedeflere odaklanma çağrısında bulundu. Vakıflar Bakanlığı tarafından organize edilen toplantıda konuşan Şara, Suriye’nin mevcut koşulları dikkate alındığında önceliklerin net şekilde belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Şara, “Yüzyıllardır süren fikri tartışmalara girecek lüksümüz yok. Önceliklerimize odaklanmalıyız” ifadelerini kullanarak ülkenin karşı karşıya olduğu sorunların büyüklüğüne dikkat çekti. Cumhurbaşkanı, kamuoyunun yönlendirilmesi ve toplumsal davranışların şekillendirilmesinde camiler, eğitim kurumları ve medyanın ortak sorumluluğu bulunduğunu belirtti. Din görevlilerinin özellikle genç neslin yetiştirilmesinde önemli rol üstlendiğini ifade eden Şara, topluma rehberlik görevinin kurumlar arasında paylaşılması gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında devlet yönetimi ve reform sürecine de değinen Şara, 2025 yılı içinde çeşitli bakanlıklarda reformlar gerçekleştirildiğini ve ülkenin Arap dünyası ile uluslararası ilişkilerinde yeni düzenlemelere gidildiğini söyledi. Dengeli bir ekonomik yapı oluşturmayı ve sağlıklı kalkınma süreci inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Cumhurbaşkanı, performans değerlendirmelerinde bilimsel kriterlerin esas alındığını ifade etti.
Şara ayrıca halkın devlet yönetiminde önemli bir denetleyici rol üstlendiğini belirterek mevcut koşulları kamuoyuyla paylaşmanın kendi sorumluluğu olduğunu dile getirdi. Ülkenin karşı karşıya olduğu zorlukların büyük olduğunu söyleyen Suriye lideri, 60 yılı aşkın süredir biriken idari ve kurumsal sorunların yanı sıra altyapı ve yaşamın birçok alanında ciddi yıkım bulunduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Şara, toplantı kapsamında gündeme gelen “İslami Söylemin Birliği Sözleşmesi”nin ise ülkede söz birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını belirterek bunun ayrıntılı ve tali konulardaki dağınıklığın önüne geçilmesine yardımcı olacağını ifade etti.
“Şam konferansının ardından yayınlanan ortak bildiri:
1. İslam, Suriye'de yasamanın kaynağıdır. Din, hiçbir siyasi parti veya grubun çıkarı için kullanılamaz.
2. Kur'an ve sünnet nihai otoritedir.
3. Müslüman olmak, her türlü kimlikten üstündür ve önce gelir.
4. Sahabe ve Ehl-i Beyt'e saygı esastır, onlara hakaret etmek veya aşırıya kaçmak kabul edilemez.
5. Dört fıkhî mezhep (Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli) ve üç itikadî mezhep (Maturidi, Eşari, Ehli Hadis) muteber ve meşrudur.
6. İçtihad ve mezhep çeşitliliği bir zenginliktir, çekişme veya dışlanma sebebi olamaz.
7. Halkı genel akide tartışmalarıyla meşgul etmemeli, bu tür tartışmalar uzmanlar arasında kalmalıdır.
8. Temel esaslara bağlı kalınmalı, değişkenlerde esneklik gösterilmeli, fer'i (ikincil) meseleler asıl konumuna indirilmemelidir.
9. Tekfir, tefsik (fasık ilan etme) ve tebdî (bidatçılıkla suçlama) konularında aşırılık ve pervasızlık reddedilmelidir.
10. Din hükümlerinde ve sembollerinde gevşekliğe ve her türlü itikadi, fıkhi veya fikri sapmaya karşı durulmalıdır.
11. Müçtehit imamlara ve mezheplerine saygı duyulmalı, yeni gelişen meselelerde uzmanların içtihatları işletilmeli, fıkıh usulü ve şeriatın amaçları (makâsıd) gözetilmelidir.
12. Kalpleri birleştiren, nefret ettirmeyen, müjdeleyen ve zorlaştırmayan, bir araya getirici ve ayrıştırmayan bir söylem kullanılmalıdır.
13. Dünyaya açık, yapıcı diyalogu esas alan, iyilik ve takva üzerine yardımlaşmayı amaçlayan bir söylem benimsenmelidir.
14. Temelsiz iddialardan, hurafelerden ve efsanelerden uzak duran, doğrulamayı esas alan metodolojik bir söylem esas alınmalıdır.
15. Tali çekişmelerle meşgul olmak yerine, dinden dönme, İslam'ın sabitelerini yıkma girişimleri ve fıtratı bozma çabaları gibi büyük zorluklara karşı davet çabaları birleştirilmelidir.”
Allah (cc) bu maddeleri tüm içerikleriyle ümmet coğrafyasında uygulamayı ümmetin ulema ve ümerasına nasip eylesin.