TÜSİAD’ı bilirsiniz…
Patronlar Kulübü yani…
Biz onu 28 Şubat günlerinden çok iyi biliriz.
Meşhur Beşli’den.
Öteden beri iki konuda çok ısrarlıdır TÜSİAD:
1- Nüfus artış hızı hızla azaltılmalı,
2- Kadın çalışan sayısı hızla arttırılmalı!
*
Bugün…
İktidar önde gelenleri birincisine asla ve kat’a katılmıyor.
Hatta…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan nüfus artış hızının dibe çakılışına işaret ederek “Bu varoluşsal tehditir” diyor.
Yani “Yokoluşsal tehdittir!” diyor.
Beka meselesi.
Bu gidişâtı tersine çeviremezsek işler fena…
Daha ne desin Sayın Cumhurbaşkanımız?
“Varoluşsal tehdit” ne demektir?
Nüfus artış hızını arttıramazsak istiklâl ve istikbalimiz tehlikeye düşer demektir!
Ey Yerli ve Milli Etiketli Medya Mensupları!
Tehlikenin farkında mısınız?
Yoksa çekindiğiniz birileri mi var?
Yoksa çokoprens almaya mı gittiniz?
*
Evet…
Meşhur 28 Şubat beşlisinden TÜSİAD’’ın birinci talebi nüfus artış hızının azaltılması…
Bunu ağır toplarından KOÇ’un başı da fırsat buldukça dile getiriyor.
İkinci talep?
O da kadın çalışan sayısının hızla arttırılması!
Bu konuda, TÜSİAD ile İktidar arasında “fikir birliği” var, nasıl oluyorsa!
Bendenize gelince, ikisine de katılmıyorum!
“Kadın ille de çalışmalı” ısrarını, hedefini çok yanlış buluyorum.
Kadın elbette çalışabilir, bazı alanlarda mutlaka görev almalıdır ama her alanda olmalı mıdır?
İlle de çalışmalı mıdır?
*
Bir yandan nüfus artış hızının çakılmasından şikâyet edip diğer yandan da çalışan kadın sayısını hızla arttırma hedefini koymak…
Çelişki değil midir?
Yani…
Hem nüfusun azalmasını, hem de çalışan kadın sayısının artmasını hedefleyen TÜSİAD’ın bir çelişkisi yok.
Zira bu iki hedef birbirleri ile uyumlu.
Çelişki iktidarın söyleminde.
Biz böyle deyince “Çalışan kadın ile çalışmayan kadın doğum oranı arasında fazla fark yok ki!” deniyor.
Yok efendim, öyle değil.
İl il bakın bakalım; çalışan kadın oranının yüksek olduğu ve düşük olduğu yerlerde doğurganlık oranları nasıl?
Bir de boşanma oranlarına bakın..
Yalnız yaşayanların oranlarına bakın…
Neresinden bakarsanız bakın…
Durum böyle değil.
*
Değil efendim!
Bu konuya devam edeceğiz efendim.
Zira…
Devam edebilecek gazetecilerin sayısı çok çok azaldı efendim.
ALİ YALÇIN: İNANILIR GİBİ DEĞİL!
Ellerin derdi biter, benim derdim yavrular.
‘Benim derdim’ dediysem Rabbim’e şükürler olsun ailemde sıkıntı yok.
“Azıcık aşım rahattır başım’, devam ediyoruz şükür.
Süresiz Nafaka, 6284 bize uğramıyor çok şükür.
Amma velâkin vatandaşımın derdi benim derdim.
Süresiz Nafaka bu yargı paketinde yok.
Niçin yok?
Akıl sır ermiyor.
Şu meşhur 6284’e gelince…
Onun da istismara açık yerleri ve istismar edeni çok!
Mesela...Memur Sen Konfederasyonu ve Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın bir paylaşımına dikkat çekmek isterim:
“İnanılır gibi değil!
Aile tartışmalarının odağındaki 6284 okula uzandı!
Aileyle zerre kadar ilgisi olmayan bir konuda müdür ve öğretmene uzaklaştırma kararı verildi!
Bu karar ivedilikle gözden geçirilmelidir.
Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde hakkında uzaklaştırma kararı verilen bir veli, mahkeme tarafından verilen uzaklaştırma kararına kızıp ‘Çocuğuma zarar vermesinden endişe ediyorum!’ diyerek Kandıra Anadolu Kalkınma Vakfı Ballar İlkokulu Müdürü’nü şikayet etti.
Mahkeme 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a dayanarak okul müdürüne uzaklaştırma verdi!
Aynı okulda bir başka velinin şikayetiyle kadın öğretmen hakkında da okuldan uzaklaştırma kararı verildi.
Aileyle zerre kadar ilgisi olmayan bir olayda verilen bu kararı son derece sakıncalı buluyoruz.
Karar ivedi olarak gözden geçirilmeli, ne okul başsız ne de sınıf öğretmensiz bırakılmamalıdır.”
*
Vaziyetleri görüyorsunuz…
Dikkat edin de oturduğunuz yerdeki bir çirkef kadın, sizi ya da ailenizden birini apartmandan uzaklaştırmasın!
