ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Genel merkezinin planlaması, Kahramanmaraş ve Osmaniye şubelerinin davetiyle bir dizi program için değerli Ramazan Kayan hocamla birlikte yollardaydık.
Kahramanmaraş , Osmaniye ve Bahçe’de hareketli, bereketli, dolu dolu iki güzel gün geçirdik. Amirinden memuruna, esnafından çiftçisine, gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine toplumun bütün kesimleriyle buluşma ve onlara hitap etme imkanı bulduk.
Programlarda gerçekleştirdiğimiz her sunum, başlı başına müstakil bir yazı konusu..
Biz ne yapalım?
Yine geleneği bozmayalım. Güney seferinden tebessüm ve tefekkür ettirecek birkaç manzarayı sizlerle paylaşmaya çalışalım. Anekdotlara geçmeden önce ÖNDER Genel merkezine, Kahramanmaraş şube başkanı Ali Sarıkaya beyefendiye ve Osmaniye şube başkanı Ömer Bahçeci beyefendilere, Osmaniye Bahçe İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Yüksel Korkmaz ağabeye, bizleri güler yüzle karşılayıp nezaketle uğurladıkları için canı gönülden teşekkür ediyoruz.
GAVURA YENİLMEDİM!
Kahramanmaraş’tayız. Günün ilk konferansını vermek üzere Hoca Ahmet Yesevi Proje Okulu’nun merdivenlerinin basamaklarındayız. Bize refakat etmek üzere kolumuza giren Dünya şampiyonu güreşçiler yetiştirmiş ünlü pehlivan Mehmet Çıra..
Pehlivanla ne konuşulur. Elbette güreş konuşulur.
Kendisine güreş minderlerinde ne yaptığını, nasıl yaptığını sorduğumda öyle bir cevap verdi ki, verdiği cevap beni günlerce düşündürdü.
“Hocam, Rabbim sağlık verdi, yıllarca minderlerde güreştim. Benim en büyük övünç kaynağım, aldığım madalyalar değildir. Benim en büyük iftihar kaynağım, hiçbir gavura yenilmemiş olmamdır.”
KAPAK DEĞİL ÖRNEK OLSUN
Güney seferinin programlar serisinin ikinci ayağında Osmaniye’nin Bahçe ilçesindeyiz. Burada büyük bir salonda 500 kişinin katılımıyla heyecan dolu bir program gerçekleştiriyoruz. Programın ardından Saklı Bahçe’de hem dinleniyor, hem de Bahçe İlim Yayma Cemiyeti başkanı Yüksel Korkmaz ağabeyin hizmetlerini dinliyoruz.
Yüksel ağabeyin anlattıkları karşısında hayret ve hayranlığımızı gizleyemiyor, işte adanmışlık ruhu işte hizmet felsefesi demekten kendimizi alamıyoruz.
İşte, o muazzam hizmetlerden sadece bir kaçı..
-Toprak dam evlerde oturan 33 fakirin evlerinin sıfırdan yenilenmesi..
-Yüzlerce garibanın evlerinin restore ettirilmesi..
-Çevre il ve ilçelerdeki hastanelere gitmek zorunda olup da gidemeyen,yaşlı ve engelliler için hasta nakil hizmeti..
-Annesi, babası boşanmış her ikisi de başkalarıyla evlenmiş böylece ortada kalmış çocukların eğitim ve istihdamı..
Ne diyelim?
Bu özel gayretler ve güzel hizmetler bütün dünyaya kapak değil örnek olsun!
xx
HATIRLANAN ACILARDIR
Programımızın finalinde Osmaniye’deydik. Osmaniye’de de fevkalade verimli ve güzel programlar gerçekleşti. Sağ olsunlar, Osmaniyeli dostlar, bizi Mercan’da doyurup Künefeci Latif ustanın nezih mekanında dinlendirdiler. Bu nezih mekanda tatlı yedik tatlı konuştuk. Tatlıları görünce acıları da unutmadık tabiî .. Mekan sahibi Latif abi, birbirinden leziz tatlı çeşitlerini nezaketle servis ederken omuzuna dokunup bana şöyle takıldı:
“Hocam, bu tatlıları yedikten sonra her halde artık bizi ömür boyu unutmazsın.”
Kendisine bende, şu meşhur sözü hatırlatarak takıldım.
“Abi insanlar beraber güldüklerini unuturlar, beraber ağladıklarını ise asla unutmazlar. Yani lezzetler unutulur, acılar hatırlanır. İyisi mi sen bize bu akşam acılı bir çiğ köfte yoğurda seni bir daha unutmayalım.” (Meclis gülmekten kırılıyor)
ORADA OKUR , BURADA YERİZ
Gittiğim bütün illerdeki Kültür, sanat, edebiyat, fikriyat ve kitabiyat hareketlerini hassasiyetle takip etmeye çalışırım. Bu cümleden olarak Osmaniye’deki ev sahibimiz Ömer Bahçeci beyefendiye çeşitli yönleriyle Osmaniye’yi tanıtan eserlerin olup olmadığını sordum. Ömer bey “Hocam, bu alanda yazılmış eserler var, fakat an itibariyle temin etme imkanımız yok. Fakat, benim acizane bir eserim var. Osmaniye’nin mahalli yemeklerini anlatan bir kitap. Kabul buyurursanız, bu kitabı size takdim edebilirim” dedi.
Heyecanla kabul ettiğim kitabı merakla incelerken bir dostum hayıflanarak soru vezninde şöyle dedi:
“Hocam, Osmaniye’deki mahalli yemekleri bilmek ve okumak İstanbul’da sizin ne işinize yarayacak?”
“Ne işime yarayacağını hemen arz edeyim” deyip ekledim:
“İstanbul’da okuyacağız, nasip olursa Osmaniye’de de yiyeceğiz. Yani, orada okuyup burada yiyeceğiz.”
