Müslümanlık düşmanı Kemalizme göre, domuz eti yemek de ilerilik! Bu fikrin sözcüsü ise, Mustafa Kemâl’in değişmez Hâriciye Vekîli!

Nevyork’ta münteşir haftalık Time mecmûasının 15 Ağustos 1927 târihli nüshasında (s. 12), Mustafa Kemâl’in Macedonia Risorta günlerinden beri yakın arkadaşı ve değişmez Hâriciye Vekîli Tevfik Rüştü hakkında kısa bir röportaj var. “Yakın-Şark’ın belki en fazla korkulan ve sayılan Devlet adamı” olarak tanıtılan “Koca Tevfik Rüştü Bey”, Time’ın muhâbirine, birkaç cümleyle, “Kemalist Türkiye”nin muvaffakiyetlerinden bahsediyor. Bunlardan başlıcası, “Şapka İnk̆ilâbı” sâyesinde zihniyetlerde meydana gelen cezrî tahavvüldür. Bu “İnk̆ilâb” sâyesinde, “eski düşünce kalıplarından”, dîğer tâbirle islâmî hassâsiyetinden, “dînî hurâfelerden” uzaklaşan (Dînsizleşen), böylece “hürriyetine kavuşan” yeni nesil (Kemalist nesil), Müslümanlık tarafından tahrîm edilmiş domuz etini yemekte artık beis görmemektedir. “O domuz eti ki en iyi gıdâlardan biridir”!

Kemalist “ilericilik”, böyle bir şey!

Time’ın röportajının tercümesini, aşağıda, tam metin hâlinde ve aslıyle berâber ik̆tibâs ediyoruz:

“Türkiye

“Kaybolmıya yüz tutan inanclar

‘- Domuz eti, iyi bir gıdâdır. Hattâ en iyilerinden biri! Dîn onu harâm kılmış olabilir; l̃âkin bir evvelki nesille berâber bu fikir de kaybolacaktır. Domuz etinden, ‘murdâr’ kabûl̃ edilerek, nesiller boyunca tiksintiyle uzak durulduğu hâlde, şimdi, genc nesil, bu eti yemektedir. (Turkey… Dying Beliefs… ‘Pork is a good food. One of the best. Religion may forbid it, but that idea will die with the older generation. While pork has been avoided with horror for generations as ‘unclean’ it is now being eaten by our younger generation.)’

“Bu sözler, geçen hafta, İstanbul’da, Yakın-Şark’ın belki en fazla korkulan ve sayılan Devlet adamı olan Koca Tevfîk Rüştü Bey tarafından sarfedildi. O konuşurken, ince ve mânâlı elleri, -bâzan örtülü kalan- düşüncesini kelimelerden daha iyi anlatır gibiydiler. Türk Hâriciye Vekîlinin gözleri, her zamân olduğu gibi, gözlüğünün kalın ve büyütücü camlarının altında, gayr-i tabiî derecede iri ve nâfiz görünüyorlardı. (Such were words spoken last week in Constantinople by the great Tewfik Rushdi Bey, perhaps the most wholesomely feared and respected Near Eastern statesman. As he talked, the slender, expressive hands of Tewfik Rushdi Bey soemed to articulate his meaning almost more effectively than his precise, somewhat mincing words. As always, the eyes of the Turkish Foreign Minister seemed abnormally large and penetrating by reason of the thick, magnifying lenses of his glasses.)

1 (1)-40

(Time, 15.8.1927, p. 12) (https://www.dogrula.org/dogrulamalar/eski-disisleri-bakani-tevfik-rustu-aras-domuz-cok-guzel-bir-gidadir-dedi-mi/; 14.3.2026)

Mustafa Kemâl’in değişmez Hâriciye Vekîli, 33 Dereceli Sabataî Farmason Tevfik Rüştü’nün Time muhâbirine îzâhatına nazaran, “en iyi gıdâlardan biri olan domuz etini yemek”, Kemalist İlericilik muktezâsıdır…

***

“Geçen hafta Türkiye’yi alâkadâr eden âcil bir mes’ele ufukta görünmediğinden, Tevfik Rüştü Bey, Diktatör Mustafa Kemâl Paşa rejiminin kaydettiği ilerlemeler hakkında bilgilendirici mâhiyette bir mülâkat vermekden kaçınmıyarak şunları söyledi: (Since no issue immediately affecting Turkey loomed last week, Tewfik Rushdi Bey consented to chat informatively about the progress of Dictator Mustafa Kemal Pasha’s regime. Said he:)

‘- Bizim düşmanımız yoktur! Sahîhan sul̃h tarafdârıyız! Türkiye’nin şiârı, az konuşup çok iş yapmaktır. Bu sâyede, kalkınma yolunun -tâbir câizse- orta noktasına ulaştığı söylenebilir… (We have no enemies… We really want peace… Hard work and not too much talk is the program of Turkey as she arrives at what may be called the half-way point of our present development…)’

“Sözlerine devâmla:

‘Müslümanların şimdi domuz eti yemeleri, halkın, kendi rızâsıyle yeni âdetleri benimseme tavrına bir misâldir. Evet, fes yerine şapka giymeyi âmir olan kânûn gibi bâzı kânûnlar sâyesinde eski düşünce kalıplarından kurtulan halk, kolayca yeni âdetler ediniyor.’

dedi. (Şapka Kânûnu hakkında bkz. 21 Şubat târihli Time.) (The present eating of pork by Mohammedans, he continued, is but one example of the voluntary acceptance of new customs by the people, once they had been jolted from old ruts of thought by such laws as that compelling the substitution of the hat for the fez (TIME, Feb. 21).)

Tevfik Rüştü Bey, son olarak, sağlam bir kanâatle şunları söyledi:

‘- Bir zamân gelecek, her Türk, canının istediği şapkayı giyebilecek yâhud hiç şapka giymiyecek. Fesin, hatâlı bir rûh hâlini temsîl ettiği için, yasaklanması şarttı.’ (‘The time willcome, later, when any Turk can wear any hat he chooses or none!’ said Tewfik Rushdi Bey with emphasis. ‘But the fez was a symbol and had to be abolished because it represented a psychological state that was wrong.’)” (Nevyork’ta münteşir haftalık Time mecmûası, 15.8.1927, p. 12)

Mezarlıkta da devâm eden Münâfıklık

(Dr. Reşit Galip gibi) Rodos Cemâatine mensûb Cezâ Hâkimi Hasan Rüştü Bey ile Şerife Hanım’ın oğlu olarak 1883’te Çanakkale – Kal̃’a-i Sultâniye’de doğan Dr. Tevfik Rüştü Aras, 5 Ocak 1972’de İstanbul’da vefât etti ve Rumelihisârı Mezarlığı’na defnedildi. Bu 33 Dereceli Sabataî Farmasonun hayâtı, mümâsilleri gibi, İslâm düşmanlığıyle geçmişti. Bizden biri değildi.

İlk zevcesi Makbule Evliyazade’nin 23 Eyl̃ûl̃ 1960’ta vefâtından altı buçuk ay kadar sonra, 20 Nisan 1961’de, Hatice Bâhire Hanım ile evlenmişti. Bâhire Hanım, 18 Mart 1989’da vefât edince, Tevfik Rüştü Aras’ın kabrinin bitişiğine defnedildi. “Kızı Suzan” Hanım, her ikisine, âbidevî bir mezar inşâ ettirdi. Tevfik Rüştü’nün mezar kitâbesinde şu sözler okunuyor:

“Büyük Atatürk’ün değişmez Hariciye Vekili Dr. Tevfik Rüştü Aras, burada yatıyor. Geçme dur yolcu! Şu kabirde yatan zat uludur. Ata’nın sağ koludur. Ömrü kiyaset doludur. Oku bir Fâtiha Tevfik Rüştü Aras’a! Kalbi imanlı ve en sevgili Allah kuludur. D. 11 Şubat 1883 – Ö. 5 Ocak 1972”

İnsana kara mizâh gibi geliyor!

2 (1)-24

(https://tr.wikipedia.org/wiki/Tevfik_R%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC_Aras; 14.3.2026)

İçlerinden bâzılarının Münâfıklıkları, mezarda dahi devâm ediyor: Ömrünü İslâm düşmanlığı ve Kemâlperestlikle geçirmiş bir şahsa Müslümanlar nasıl bir gafletle Fâtiha okuyacak, onu hayırla yâdecekler ve bilfarz yapsalar dahi bunların Allân İndinde ne kıymeti olacak?

***

Tevfik Rüştü Aras’ın vefâtı: Cemâatin tesânüd rûhu yine kendini gösterdi!

Ercüment Karacan / Abdi İpekçi’nin Milliyet gazetesinin 7 Ocak 1972 târihli nüshasında Dr. Tevfik Rüştü Aras’ın vefât haberi manşetten verilmiş ve Abdi İpekçi, onun hakkında (aynen, ondan on bir ay kadar sonra vefât eden Ahmet Emin Yalman için de yapacağı gibi) gâyet sitâyişkâr bir başmakâle neşretmişti:

“Katı ve aşırı görüşlere iltifat etmeyen, dogmatik ve fanatik saplantılara kapılmayan, barışçı ve insancıl bir yapıya sahip bulunan devlet ve siyaset adamlarına daima ihtiyaç duyulmuştur. Dün dünyamızdan göçen Tevfik Rüştü Aras, bunlardan biriydi.

3 (1)-8

(Milliyet, 7.1.1972, s. 1)

Mustafa Kemâl’in Macedonia Risorta günlerinden beri Dâvâ arkadaşı ve değişmez Hâriciye Vekîli Dr. Tevfik Rüştü Aras’ın Ercüment Karacan / Abdi İpekçi’nin gazetesindeki vefât haberi ve İpekçi’nin onun hakkındaki başmakâlesi… “Kemalist Türkiye”nin bânîlerinden biriydi… Hâriciye Vekâletini Cemâatdaşlarıyle doldurmuştu… Hiç şüphesiz, Memleket ve dünyâ çapındaki muazzam nüfûzlarının sırrı, “teşkîlâtlı tesânüd”dür!

***

“Gerçi Aras aktif politikadan çoktan uzaklaşmıştı. Ama çekildiği köşede ilerlemiş yaşına, görmeyen gözlerine rağmen yurt ve dünya olaylarını -yerli ve yabancı radyoların haber yayınlarını hiç kaçırmadan- adım adım izliyordu. Bu olayları engin tarihî tecrübesinden ve yıpranmamış hafızasından yararlanarak değerlendiriyor, sonuçlar çıkarıyor ve fırsat buldukça yazdığı yazılar, yaptığı konuşmalarla görüşlerini açıklamaya, yararlı olmaya çalışıyordu. Belki sesini gerektiği kadar duyuramıyordu. Ama ondan istifade etmesini bilenler için daima bir ilham kaynağı oluyordu.