"Yavuz hırsız ev sahibini bastırır." Diye bir atasözü vardır. Bu atasözü, tarihin en büyük sömürgeci güçlerinin bugün dünyaya "insan hakları", "özgürlük", "medeniyet" ve "demokrasi" dersi vermesini anlatmak için belki de en uygun ifadelerden biridir. Çünkü son beş asırlık dünya tarihine bakıldığında görülmektedir ki; işgal eden de aynı güçlerdir, sömürgeleştiren de aynı güçlerdir, milyonları köleleştiren de aynı güçlerdir, ardından da kendilerini insanlığın vicdanı gibi takdim eden yine aynı güçlerdir.

Yani insanlara kıyanlar insan haklarından, iffete, hayâya kıyanlar, ardan namustan, en zorba zalimler adaletten bahsediyorlar. Bu, tarihin en büyük çelişkilerinden biridir. Zira fazilet, erdem, onur yoksunu olan batı; bu insani değerlerden en son bahsedecekler olması gerekirken, yıllardır hep en baştalar. Özellikle ellerindeki devasa kitle iletişim ağları, basın ve medya gücüyle bunu çok rahat yapabilmektedirler. Akı kara, karayı ak, devi cüce cüceyi dev, hayrı şer şerri hayr, iyiyi kötü, kötüyü iyi, gösterebilmektedirler.

Amerika'nın Kuruluşunda Akan Kan

1492 yılında Kristof Kolomb'un Amerika kıtasına ulaşması, Batı tarih kitaplarında "keşif" olarak anlatılır. Fakat Amerika'nın yerli halkları açısından bu tarih, işgalin, katliamın ve büyük bir medeniyet yıkımının başlangıcıdır. Tarihçiler, Avrupa'nın Amerika kıtasına gelişinden önce kıtada yaşayan yerli nüfusun 50 ila 60 milyon, bazı araştırmalarda ise 80 ila 100 milyon arasında olduğunu ifade etmektedir.

Sonraki iki asır içinde;

· Savaşlar,

· Toplu katliamlar,

· Aç bırakmalar,

· Zorla göç ettirmeler,

· Çiçek, kızamık, tifo gibi; laboratuvarlarda üretilip biyolojik silah olarak kullanılan salgınların yayılması sebebiyle yerli nüfusun çok büyük bölümü hayatını kaybetmiştir.

Bugün Amerika Birleşik Devletleri üzerinde yükselen medeniyetin temelinde yalnızca gökdelenler değil; milyonlarca yerlinin dökülen kanı da bulunmaktadır. Birçok tarihçi bu süreci insanlık tarihinin en büyük demografik felaketlerinden biri olarak değerlendirmektedir.

Avustralya'nın Sessiz Soykırımı

Benzer bir tablo Avustralya'da yaşandı. 1788 yılında başlayan İngiliz sömürgeleştirmesiyle birlikte Aborjin halkı sistematik biçimde topraklarından sürüldü. Yüzlerce kabileye soykırım yapılarak ortadan kaldırıldı. Milyonlarca insan katledildi. Çocuklar ailelerinden zorla alınarak beyaz ailelere verildi.

Bugün "Çalınmış Kuşaklar (Stolen Generations)" olarak bilinen bu uygulama, Avustralya devletinin resmî olarak özür dilediği büyük insan hakları ihlallerinden biridir. Dünyanın gözünün içine baka baka yalan söylediler. "Medeniyet, Demokrasi götürüyoruz." Dediler ama aslında bir medeniyeti neredeyse kökten yok ettiler.

Afrika: İnsanlığın En Büyük Yağma Alanı

Batı'nın gerçek yüzünü en açık gösteren kıtalardan biri hiç şüphesiz Afrika'dır. Yaklaşık dört asır boyunca milyonlarca Afrikalı zincirlere vuruldu. Atlantik Okyanusu üzerinden deniz yoluyla Amerika'ya köle olarak taşındı. Araştırmalar, yalnızca Atlantik köle ticaretinde yaklaşık 12,5 milyon Afrikalının gemilere bindirildiğini, bunların yaklaşık 10,7 milyonunun Amerika kıtasına ulaştığını; yüz binlercesinin ise yolculuk sırasında hayatını kaybettiğini göstermektedir.

Buna Sahra üzerinden yapılan köle ticareti ve Hint Okyanusu ticareti de eklendiğinde rakam çok daha büyümektedir. Ancak Afrika'nın kaybı yalnızca insan değildi.

· Altını...

· Elması...

· Kauçuğu...

· Petrolü...

· Uranyumu...

· Kakaosu...

· Fildişi...

· Bakırı...

· Kobaltı...

· Ve daha nice zenginlikleri

Batılı şirketler tarafından yüzlerce yıl boyunca taşındı ve hala taşınmaya devam etmektedir. Bugün gelişmiş ülkelerin sanayi devrimini mümkün kılan hammaddelerin önemli bir kısmı Afrika'dan elde edilmiştir. Birçok Afrika ülkesi bağımsızlığını kazandıktan sonra bile sosyal, kültürel ve ekonomik bağımlılıktan kurtulamamıştır. Sömürgecilik şekil değiştirmiş, fakat hiçbir zaman tamamen sona ermemiştir. Sadece bazen kamufle edilmesi ihtiyacı olup değişik kılıflarla devam etmiştir.