Modern çağın en çok kurulan cümlesi şu:
“Stresliyim… Sıkıntıdayım… Depresyondayım… Nefes alamıyorum…”
İnsan kalabalıkların içinde ama yalnız. Ekranların önünde ama karanlıkta. Gürültünün ortasında ama iç dünyasında bir çığlık var. O çığlık aslında şunu söylüyor: “Bir şey eksik…”
Ve o eksik olan şey, çoğu zaman psikolojik değil; ruhanîdir.
Kur’an’ın apaçık beyanı var:
“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 28)
Dikkat edin: “Huzur bulabilir” demiyor. “Belki rahatlar” demiyor. Kesin konuşuyor: Ancak.
Yani kalp başka kapılarda oyalansa da gerçek sükûneti sadece Rabbinin zikrinde bulur.
Modern İnsan ve Hannâs'ın fısıltısı
Kur’an’da şeytan için kullanılan isimlerden biri de “Hannâs”tır. (Nâs, 4)
Yani sinsice yaklaşan, fısıldayan, geri çekilen…
Bugünün depresyon kültürü tam da bu fısıltılarla besleniyor:
“Yetersizsin.”
“Kimse seni anlamıyor.”
“Hayatın anlamsız.”
“Çıkış yok.”
Bunlar sadece psikolojik cümleler değil; çoğu zaman şeytanın kalbe bıraktığı karanlık izlerdir. Çünkü o, insanı ümitsizliğe sürüklemek ister. Allah ise kulunu rahmete çağırır:
“Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” (Zümer, 53)
Depresyonun en tehlikeli tarafı nedir biliyor musunuz?
Ümitsizlik.
Oysa ümitsizlik, mümine yakışmaz. Çünkü mümin bilir ki Rabb’i diri, işiten ve yakındır.
Nefes Alamıyorum Diyorsan…
Belki de ruhun şunu söylüyordur:
“Dünya bana dar geliyor çünkü kalbim Rabbimden uzak.”
Resûlullah (sav) sıkıntı anında şu duayı yapardı:
“Ey Hayy ve Kayyum olan Allah’ım! Rahmetinle yardım istiyorum.” (Tirmizî)
Bir başka hadiste şöyle buyurur:
“Allah’ı zikredenle zikretmeyen kimsenin durumu, diri ile ölü gibidir.” (Buhârî)
Çok ağır bir benzetme…
Zikirsiz kalp, manen ölüdür.
Bugün insanlar spor salonlarına gidiyor ama secdeye varmıyor.
Nefes egzersizi yapıyor ama sabah namazında Rabbine yönelmiyor.
Meditasyon yapıyor ama istiğfar etmiyor.
Ruhunu aç bırakıp bedenini doyurursan huzur bulamazsın.
Zikir Bir Terapi Değil, Diriliştir.
Zikir sadece tesbih çekmek değildir.
Zikir, kalbin Allah’ı hatırlayacak bir bilinç hâline gelmesidir.
Sabah namazında secde…
Gün içinde “Estağfirullah” demek…
“Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ Hu” diye sığınmak…
Kur’an’la temas kurmak…
Bunlar kalbin oksijenidir.
İbn Abbas (ra) der ki:
“Şeytan, insanın kalbinin üzerine çöker. Allah zikredildiğinde geri çekilir.”
İşte Hannâs budur.
Zikir başladığında tuzak dağılır.
Depresyonu Küçümsemek Değil, Kaynağı Unutmamak
Elbette psikolojik rahatsızlıklar gerçektir. Tedavi gerekir, destek gerekir. Ama şunu da unutmamak gerekir:
Kalbin manevî boyutu ihmal edilirse hiçbir terapi tam şifa vermez.
Allah şöyle buyurur:
“Kim Benim zikrimden yüz çevirirse, onun için dar bir hayat vardır.” (Tâhâ, 124)
Dar hayat sadece maddî fakirlik değildir.
Ruhun sıkışmasıdır.
Göğsün daralmasıdır.
“Nefes alamıyorum” demektir.
Çıkış Var mı?
Evet.
Secde var.
Gözyaşı var.
Samimi bir “Ya Rab!” var.
Resûlullah (sav) şöyle buyurur:
“Kim bir sıkıntıya düşer de ‘Hasbiyallahu ve ni’me’l-vekîl’ derse, Allah ona yeter.” (Ebû Dâvud)
Belki de senin ihtiyacın olan şey yeni bir hayat değil;
Rabbine yeniden dönmektir.
Çünkü huzur, dünyayı değiştirmekle değil, yönünü değiştirmekle gelir.
Son Söz
Eğer “Bunalımdayım” diyorsan,
Belki de ruhun sana şunu fısıldıyordur:
“Beni Rabbimle buluştur.”
Unutma…
Şeytan fısıldar.
Dünya oyalandırır.
Nefis kandırır.
Ama Allah çağırır.
Ve kalpler…
Ancak O’nu anmakla huzur bulur.
///