Faiz…
Kur’an’ın hakkında en ağır tehdidi yaptığı haramlardan biri. Nice günah vardır ki yasaklanmıştır; fakat faiz için kullanılan ifade bambaşkadır. Rabbimiz şöyle buyurur:
“Eğer vazgeçmezseniz, Allah ve Resûlü tarafından açılan savaşı bilin!”
— Kur'an-ı Kerim, Bakara 279
Bir mümin için bundan daha ağır bir uyarı olabilir mi?
Düşünün… Bir insan, işlediği bir günahla Allah’ın gazabına uğrayabilir. Fakat faiz öyle bir haramdır ki, Kur’an onu adeta Allah ve Resûlüne karşı açılmış bir savaş olarak tarif ediyor. Çünkü faiz; sadece bireysel bir günah değil, toplumun vicdanını çürüten büyük bir zulüm düzenidir.
Faiz; emeği öldürür, adaleti bozar, merhameti tüketir. Fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan sistemin adıdır. İnsanların alın teri üzerinden değil, borçları ve çaresizlikleri üzerinden kazanç elde etmektir. Bu yüzden İslam, faizi sadece ekonomik bir mesele olarak değil; ahlaki ve imani bir çöküş olarak görür.
Bugün ise en korkutucu olan şey, faizin yaygınlaşmasından çok normalleşmesidir. Bir zamanlar insanlar faizden ürkerdi. Haram olduğunu bilir, mecbur kaldığında bile vicdanında bir rahatsızlık hissederdi. Şimdi ise “çağın gerçeği”, “ekonominin gereği”, “mecburiyet”, “azsa sorun olmaz” gibi ifadelerle haram sıradanlaştırılıyor.
Daha da acısı; buna bazen din adına konuşan insanların öncülük etmesidir.
Oysa Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, faiz yemeyen kimse kalmayacak; yemese bile onun tozu kendisine ulaşacaktır.”
— Sünen-i Ebû Dâvûd, Büyû 3
Evet, bugün o zamanın içinde yaşıyoruz. Faizli sistem hayatın her alanını kuşatmış durumda. İnsanlar ev almak için, iş kurmak için, geçinmek için bu sistemin içine sürükleniyor. Ancak kuşatılmış olmak, haramı helal hâle getirmez. Müminin görevi, harama teslim olmak değil; ona karşı alternatif üretmek ve mücadele etmektir.
Ne yazık ki bugün asıl mücadele edilmesi gereken şey sadece bankalar değildir. Haramı meşrulaştıran zihniyettir. Çünkü bir toplumda günah işlendiğinde vicdan hâlâ canlıysa umut vardır. Ama günah savunulmaya başlanmışsa çürüme derinleşmiş demektir.
Peygamberimiz (sav) başka bir hadisinde şöyle buyurur:
“Faizin yetmiş küsur çeşidi vardır. En hafifi, kişinin öz annesiyle zina etmesi gibidir.”
— Sünen-i İbn Mâce, Ticaret 58
Bu ne kadar ağır bir ikazdır…
Buna rağmen hâlâ faizli işlemlere “uygun”, “caiz”, “zararsız” diyebilmek nasıl bir cesarettir? İnsanları Allah’ın haramından sakındırması gerekenlerin, harama alışmayı öğretmesi nasıl bir vebaldir?
Bugün İslam iktisadının gelişememesinin en büyük sebeplerinden biri de budur. Çünkü insanlar her sıkıştığında bir “cevaz kapısı” açılırsa, kimse faizsiz çözüm üretme ihtiyacı hissetmez. Böylece ümmet, kapitalist düzenin içinde savrulmaya devam eder.
Kur’an’da Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Allah faizi mahveder, sadakaları ise bereketlendirir.”
— Kur'an-ı Kerim, Bakara 276
Bugün kazançlar büyüyor ama bereket azalıyor. İnsanların maaşı artıyor ama huzuru artmıyor. Evler genişliyor ama aileler daralıyor. Çünkü faiz sadece parayı değil; bereketi, güveni ve merhameti de tüketiyor.
Müslümanın görevi; harama mazeret bulmak değil, haramdan korunmanın yollarını aramaktır. Hakikati eğip bükmeden söyleyebilmektir. Çünkü bazı suskunluklar korkaklıktır, bazı fetvalar ise vebal…
Ve unutulmamalıdır ki:
Faiz, sadece ekonomik bir tercih değildir.
Faiz; Allah’ın haram kıldığına karşı duyarsızlaşmaktır.
Faiz; ümmetin vicdanını uyuşturan bir zehirdir.
Ve faiz, Allah ve Resûlüne karşı açılmış bir savaşın adıdır.