0
Eğitimle şöyle veya böyle ilişkisi olanlar ne zaman bir araya gelse öğretmenlerden şikayetçi olur.
"Ah, nerede o eski öğretmenler? Onlar gerçekten fedakar, cefakar insanlardı… Şimdi o kalite kalmadı arkadaş!"
Bu tür hayıflanmalar her zeminde duyulur. İşin garibi, hemen hemen toplumun her kesiminin adeta ortak bir kanaati sanki. Ve yine gariptir, öğretmenler de benzer düşüncede.
…
Ramazan ayı geldiği zaman medyada, eski ramazanlar üzerine güzelleme yapıldığı gibi, öğretmenler için de benzer sözler duyuluyor. Peki, haksız mı bunu dillendirenler?
Cevabını hemen vermeyelim.
Bir defa, öğretmenlik mesleğinin gerçekten dünyanın en zor işlerinden biri olduğu belirtelim. Bazıları, hem de önemli sayıda bazıları, öğretmenin derse girip çıktığını, uzun tatillerinin olduğunu, günün yarısının boş olduğunu ifade eder. İçinde doğrular barındıran yanlış bir algıdır bu.
İşini hakkıyla yapan bir öğretmene, yirmi dört saat yetmez. Gerek dini, gerek vicdani, gerek kanuni sebeplerle ideal bir öğretmenliğe 24 saat yetmez.
Derse hazırlık, derste aktif bir tempo, çalışan ve çalışmayan öğrencilerle özel ilgilenme, teneffüste test çözmeler, perişan eden nöbet, envai çeşit toplantılar ve uyduruk toplantı tutanakları, uzun uzun devam eden çoğu zaman anlamsız maddeler üzerinde yoğunlaşan öğretmenler toplantıları, okunması gereken yazılılar, sınav analiz raporları, bazen bıktıran sosyal ve kültürel etkinlikler, okul (daha doğrusu eğitim) güvenliğini tehdit eden okul içi ve dışı gelişmeler, okul dışı STK faaliyetleri ve mamur olası evde nevale/nakdiye bekleyen evladu iyal…
Öğretmen ne yapsın?
Evet, bunların hepsi bir realite.
Ama tüm bunlara rağmen öğretmenin yapacağı çok şey var…
Zaman yetmese de tüm bu sorunlar var olsa da öğretmen üstlendiği görevi en mükemmel bir biçimde gerçekleştirmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen sorunlarını tamamen çözse de çözemese de mutlak bir iyileştirmenin ve memnuniyetin olamayacağını belirtmek isterim. Her halükarda eleştirenler ve iş yapanlar olacaktır. Hem işimizi en mükemmel bir biçimde yapalım hem de makul/yapıcı eleştirilerimizi yapalım.
Öğretmenler, yeni dönemde alan bilgisi, meslek bilgisi ve genel kültür bilgisi alanında kendilerini geliştirerek, geleceği inşa ettiklerini unutmamalıdırlar. Tüm sıkıntı ve zorluklara rağmen Allah için, masum yavruların istikbali için, Batıya karşı güçlü olmamız, medeniyet değerlerimizin ihyası, mukaddes bir yükün omuzlanmışlığı için çalışmaları gerektiğini unutmamalıdırlar.
Evet dava büyük, aşılması gereken engeller de büyük.
Eski kalitenin kalıp kalmadığı her zaman tartışılır. Her dönemde eğitime adanmış fedakarlar da günü kurtarmaya çalışanlar da var olmuştur.
Herkes kendi görevini bilmeli, sorumluluğunu kuşanmalı, aşkını yitirmemelidir.
Maarif ordusuna selam…
YENİ MÜDÜRLER
Türkiye genelinde müdür atamaları hemen hemen netleşti.
Önemli ölçüde kan değişimi yaşandı. Yeni kadroları çok büyük bir sorumluluk bekliyor. Bir orkestra şefi canlılığında takımı sevk ve idare etmeleri ve yavrularımızı geleceğe hazırlamaları için işte fırsat. Bu imkan asırda bir gelir. Eski yöneticilerle ilişkileri koparmadan, onların güzel tecrübelerinden yararlanarak eğitimde atılım bekliyoruz.
Ne diyelim, Rabbim hayırlı eylesin.
ÖNCÜ EĞİTİMCİLER DERNEĞİ
Öncü Eğitimciler Derneği, Gökhan Erenoğlu ve bir grup eğitimcinin kurduğu bir dernek. İstanbul merkezli güzel çalışmalar yapıyor. Aslında sadece İstanbul'da değil tüm Türkiye'ye hitap ediyor. Hafta sonu Bağlarbaşı Kültür Merkezinde "Yeni Öğretmen Arayışları" başlıklı güzel bir sempozyum düzenledi. Derneği, katkısı olan herkesi tebrik ediyor yeni çalışmalar bekliyoruz.