Şiirin sesi mekânın ruhuyla hemhâl olur. Yıllar öncesinden gelen ve ölümsüzleşen bu ses Ulukışla’da hâlâ yankılanmaya devam ediyor. Biz de bu sesin yankılandığı tarihî Mehmet Paşa Kervansarayı’nın yolunu tutuyoruz.

Sebilürreşad Kültür Merkezi öncülüğünde; Niğde Valiliği, Ulukışla Kaymakamlığı, Ulukışla Belediyesi, Niğde İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Anada Vakfı iş birliğinde ilki düzenlenen Şekerpınarı Şiir Günleri’nin davetini şair kardeşim Mehmet Baş yapmıştı. Değerli dostumuz

Fatih Bayhan’ın da selamını ileterek 1. Şekerpınarı Şiir Günleri’nin yapılacağını ifade eden Baş’ın bu içten davetini kabul etmemek olamazdı.

Tokat’tan Mustafa Uçurum ile yollara düşeceğimiz günü bekledik. Cumartesi sabahı erkenden bu güzel davet için Ulukışla’ya doğru yola çıktık. Güneş henüz doğmamıştı, hava biraz serindi ama içimizde şiirin ışığı ve sıcaklığı vardı. Çünkü o eşsiz şiirin yazıldığı handa buluşacaktık. Faruk Nafiz Çamlıbel’in sesi geliyordu:

“Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,

Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya”

Biz de gönlümüzdekini paylaşmak üzere gidiyorduk. Tokat’tan Sivas’a, Şarkışla’ya, Kayseri’ye ve Ulukışla’ya akan yollar… Şiir böyledir, şairler de akıl almaz bir duygu ile şiirin sesine koşarlar.

Telefonum çalıyor: Abdurrahman İlhan, “Bir şiir okumak üzere ta oralara mı gidiyorsunuz?” diyor. Delilik bu! Evet, şiirin delisi olmadan şiir yazılmıyor. Delice sevmekten geçiyor. Hangi sevginin hududu vardır? Şiiri sevmek de böyledir.

Biraz yorgunluk, biraz da bedenimdeki kırgınlık, gözlerimin ara ara dalması sonucu şoför koltuğunu Uçurum’a devrediyorum. Arkaya geçip gözlerimi kapatıyorum ama susmayan telefon sesleri uykumu bölüyor.

Mehmet Baş arıyor. Yol tarif ediyor. Nihayet Ulukışla’dayız. Şairlerin çoğu bir gün öncesinden gelmiş. Ulukışla Belediyesi Bayraktepe Sosyal Tesisleri’nde buluşuyoruz. Şair Bahtiyar Aslan bizden önce gelmiş. Buradaki hasbihâl kısa sürüyor. Programın başlamasına az kalıyor.

Daha sonra şiir için tarihi handayız. Mehmet Paşa Kervansarayı tüm ihtişamıyla bizi karşılıyor.

Şekerpınarı Şiir Günleri

Han Duvarları şiirinin yazıldığı muhteşem mekânın ruhu capcanlı. Ecdâdın emeği, sanatın zirvesi burada. Program başlıyor. Protokol konuşmaları…

Açılış konuşmasını Sebilürreşad Vakfı Başkanı ve Sebilürreşad dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Bayhan yapıyor. Sayın Bayhan, Mehmet Akif Ersoy’un 1908’de başlattığı hareketi 2016 yılından itibaren devam ettirdiklerini açıklıyor. “Ankara’da Cumhurbaşkanımızın açılışını yaptığı Kültür Merkezi’nde vakıf faaliyetlerini sürdürmekteyiz. Bununla beraber millî şairimizin faaliyetlerini yürüttüğü 11 vilayette çalışmalar devam ediyor. Niğde de bu vilayetlerden birisi.” diyerek konuşmasını sürdüren Bayhan, şiirin önemine vurgu yapıyor. Han Duvarları şiiriyle bu mekânın unutulmadığını söyleyerek programın icrasında emeği geçenlere teşekkür ediyor.

Daha sonra Ulukışla Belediye Başkanı Ali Uğurlu konuşmalarını yapıyor. Faruk Nafiz Çamlıbel’in muhteşem şiirinden bir bölüm okuyarak,

“Hep birlikte hizmet için koşturacağız. 400 küsür yıllık kervansarayda sizleri ağırlamaktan onur ve kıvanç duyuyorum.” diyor.

Konuşmalar devam ediyor. Ulukışla Kaymakamı Barış Kalkan kürsüde. “Şiir bir milletin hafızası, dilinin zarafeti…” Evet, sözün anlamı ve devamı belli. Ne güzel cümleler. Teşekkür ediyoruz.

Niğde Valisi Nedim Akmeşe: “Şiir, insanın insana ulaşmasının en samimi yollarından biri.”

Son konuşmayı Niğde Valisi Sayın Nedim Akmeşe yapıyor: “Türk edebiyatında, memleket edebiyatı anlayışının temsilcilerinden Faruk Nafiz Çamlıbel’in unutulmaz eseri Han Duvarları’na ilham veren mekândayız. Şair, Ulukışla’dan başlayan yolculuğunda Anadolu insanını, gurbetini, hasretini ve yaşadığı zorlukları büyük içtenlikle anlatmıştır. Uzun zaman geçmesine rağmen o dizeler hâlâ gönüllerimize dokunuyor. İşte şiirin gücü de burada. Kelam sayesinde medeniyetimizin köklerini canlı tutuyoruz, devam ettiriyoruz. Ve çınarların altında büyük bir aile olarak toplanıyoruz. Bugün teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin hiçbir şey edebiyatın yerini dolduramıyor çünkü şiir insanın insana ulaşmasının en samimi yollarından biri.”

Konuşmalardan sonra şairler şiirlerini seslendirdi. Tarihî hanı dolduran Ulukışla halkına teşekkür ediyorum. Programın sonunda Niğde İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek’in Olgunlaşma Enstitüsüne yaptırdığı el emeği hediyelerini, Niğde Valisi Sayın Nedim Akmeşe şairlere takdim etti ve hatıra fotoğrafı çekildi.

Şairler Meclisi

Evvela programa katılan şairlerimizi sırasıyla analım: Ali Bal, Eyüp Azlal, Ali K. Metin, Bahtiyar Aslan, Hüseyin Akın, M. Atilla Maraş, Mehmet Bahsi, Mehmet Baş, Mustafa Uçurum, Murat Soyak, Noyan Özatik, Sıtkı Caney ve Şaban Abak.

Şiir programlarının en güzel tarafı program sonrası şairlerden oluşan sohbet meclisidir. Bu mecliste hâl hatır sorulur, hasret giderilir. Şekerpınarı Şiir Günleri de böyle bir meclise ev sahipliği yaptı. Bu mecliste şiir, sanat, güncel edebiyat konuları, edebiyat dergileri, kültürümüz ve sanatımız üzerine konuşmalar gerçekleşti. Gecikmeli olarak katıldığım, rahatsızlığım sebebiyle, sohbet meclisinde Sıtkı Caney, sözleri ve bestesi kendisine ait olan eserini seslendirdi. Bilhassa Mehmet Baş ile Ali K. Metin arasında şiir üzerine geçen hararetli tartışmaya şahit oldum. Herkesin pürdikkat dinlediği bu tartışma oldukça dikkat çekici ve faydalıydı. Elbette şiire dair nazari görüşler kıymetli. Şiir herkese farklı bir kapısını açar. Şairlerimiz de açtıkları kapıdan girdikleri dünyaya dair izlenimlerini aktardılar. Söz arasında Şaban Abak, merhum Sezai Karakoç’tan bahisle yeni bir konu açtı. Özellikle Mehmet Baş’ın merhum Üstat Karakoç ile hatıraları çok güzeldi. Mehmet Baş, merhum Karakoç’a hediye ettiği seccadeyi anlattı. Şaban Abak ise Karakoç’un hayatını en asgarî seviyede yaşadığını ama misafirlerine karşı oldukça cömert olduğunu yaşadığı hatıralardan hareketle aktardı. Vakit ilerledi, dostlar hatıralarla gönüllerini şâd eyledi. Yine bir sona gelindi. Böylesi müstesna bir programı düzenleyen, program için emek veren, bizleri en üst seviyede ağırlayan ve uğurlayan tüm gönül dostlarına en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Yaşasın şiirimiz, yaşasın şairlerimiz, yaşasın aziz Türkçemiz.