İnsanların hayırseverliklerini istismar ederek çıkar elde edenler; bu hokkabazlığı yaparken de minareyi çalmadan önce kılıfını hazırlamakta oldukça ustadırlar! Çaktırmadan ve incitmeyerek insanlarımızın yardımseverlik duygularını da zedeliyorlar! Yani bunlar, yavuz hırsızdırlar! Bilindiği üzere: “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır!” Bu şaklabanlar hem suçlu hem güçlü görünmek için ellerinden gelen çabayı harcamaktan geri kalmazlar! Bunlar aynı zamanda Kayserili deyimiyle; “Analarını boyayıp babalarına satarlar!”

İşte bu tipler son zamanlarda ülkemizde çoğalmaya başladılar; adeta türediler! Görevliler birini derdest ederken bir başkası kapıyı aralayarak bakıyor ve suçüstü yakalanmamak için gizli gizli etrafı izliyor! Yakalanacağını tahmin edince de hemen yurtdışı bileti ya da bot kiralayıp tası tarağı toplamaya başlıyor! Bu kalpazanlara sormak gerekir: “Siz suçlu değilseniz niye kaçmaya çalışıyorsunuz?”

Taraftarları/ ortakları/ işbirlikçileri ya da onlara methiyeler dizen hatta onların çok güvenilir olduklarını iddia eden yardakçıları düşünemiyorlar mı ki bu insanlar masumsa niye kaçsınlar?

Avukat bir bayan: -adını vermek istemiyorum- bu günlerde adı ayyuka çıkan bir yardım derneğinin başkanıyla ilgili şunu söyledi: “Benden borç isterken şunu söyledi: “Türkiye’nin en güvenilir insanıyım, insanlar bana milyonlarını emanet ediyor; hemen geri öderim!” dedi. “Bu sözlere güvenerek verdiğim borcu yaklaşık bir yıllık uğraşın ardından geri alabildim!” dedi.

Hırsızlar, hırsızlık yaparken bile kahramanlık taslamaya çalışıyorlar! Dedik ya bunlar yavuz hırsızdırlar! Dikkat edilirse bugünlerde bu yavuz hırsızlar belli bir kesimi temsil etme iddiasında olmaya çalışanlardır. Bunlar, sol/sosyalist/demokrat kanattan olduklarını ima etmeye çalışıyorlar; eski deyimle solcu maskesi altına giriyorlar. Ancak biz biliyoruz ki bu tiplerin bizim bildiğimiz ve gençliğimizden beri tanıdığımız hatta arkadaşlık yaptığımız sosyal demokrat ya da sosyalist hatta komünistlerle bir ilgisi yok. Bunlar, o gerçek idealistlerle ilgisi olmayan çapulculardır. Çünkü sözünü ettiğimiz o gerçek solcular yerine göre özverinin doruk noktası olan hayatlarını bile ortaya koyduklarını biliyoruz. Bu hırsızlar, sözünü ettiğim gerçek solculara kurban olsunlar!

Gelelim daha önemli gördüğüm bir konuya: Bu yolsuzluk olayları çıkalı beri, devletin ilgili kurumlarınca takibe alınıp sorgulananları; kimin düğünü olduğunu bilmeden hemen kaşık toplayan; merhametin nerede kullanılmasını bilmeyen arkadaşlar da yarasa gibi aceleyle soyunup: “Bu soruşturmalar iktidarın bir oyunudur. Bunlar iftiradır, bunların bu işlerle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Bunlar, “Sütten çıkmış temiz kaşıktırlar!” İşin içyüzünü bilmeden ahkam kesmek bu olsa gerek! Bekleyin bakalım davanın sonucu ne olacak! İnsaf edin, doğrudan yana olun!

Suçludan yana olmamak gerekir. Suçlu bizim yakınımız da olsa ondan yana tavır almamalıyız! Resmi bir belgeyle suçsuzluğu ispatlanmadıkça savunmaya geçmemeliyiz.