1446 yıldır...

Rahmetle başlayan...

Mağfiretle devam eden...

Cehennem’den azad muştusuyla zirveye çıkan...

11 Ayın Sultanı Ramazan.

*

Sû-i zandan uzaklaştıran...

Hüsn-ü zanna yaklaştıran...

Günahları yakan...

Muttakîlikle tanıştıran...

Kur’an ayı Ramazan.

*

Helâli haram kılan...

Varlıkta yokluğu hatırlatan...

Açlıkta tokluğu tattıran...

Cömertlikte yarıştıran...

İnfâk ayı Ramazan...

*

Terâvîhle dinlendiren...

Mukabeleyle coşturan...

İtikâfla tefekküre daldıran...

Leyle-i Kadîr’le esenliğe kavuşturan...

Elveda yâ Şehr-i Ramazan.

***

Arefe; veda ile merhabanın arasında...

Bir tatlı telaş var ortalıkta...

Cıvıl cıvıl evler, mahalleler, semtler...

Yepyeni bayramlıklar...

İkram edilecek lâti lokum, şeker, baklava, çörek ve börekler...

Ödül almak için yarışacak rengarenk çocuklar...

*

Bu sabah yemek değil, yememek haram!..

Çünkü bugün bayram!..

Şükür Bayramı!..

Camilerden yükselen hûhûlar...

Kur’an’dan dökülen ayetler...

Namazla dirilen ruhlar...

Gül kokulu dualar...

Özgürlüğe çağıran hutbeler...

Neşeyle Rızâ-yı Hakk’a erenler...

Aman yâ Rab, hem de ne neşe...

Dargınlıkları bırakıp barışanlar...

Birbirine sarılıp kucaklaşanlar...

Yine, yeniden diriliyor...

*

Hoş geldin;

Küskünleri barıştıran...

Yetimlerin başını okşattıran...

Dostlarla kucaklaştıran...

Şehr-i Ramazan’ın hediyesi bayram.

*

Hoş geldin;

Çocukların muştusu...

Mazlumların sevinci...

Yaşlıların neşesi...

Hastaların şifâsı...

Dostların vefası...

BAYRAM.

*

Elveda Ya Şehr-i Ramazan!.. Oruçlarla, teravihlerle, mukabelelerle, itikaflarla, infaklarla, “Bin Aydan Daha Hayırlı” Kadir Gecesi’yle idrak edilen Şehr-i Ramazan bizden, biz de ondan razıyız. Rabbimiz tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri, ettiğimiz duaları dergâh-ı izzetinde kabul buyursun. Uçsuz bucaksız gönül coğrafyamızdaki herkesi sağlıkla, huzurla ve kardeşlik içinde idrak edeceğimiz daha nice Şehr-i Ramazanlara ve bayramlara eriştirsin.

Ramazan-ı Şerif’i bu yıl da buruk bir kalple idrak etmenin hüznünü yaşadık. 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’yi âdeta Cehennem’e çevirerek, çoğu çocuk ve kadın (enkaz altındakilerle birlikte) 80 bin insanı katleden, 172 binden fazla mazlumu yaralayan Siyonist İsrail, 10 Ekim 2025’te varılan ateşkesi hiçe sayarak Gazze’ye ve Batı Şeria’ya saldırılarını sürdürüyor. Bunlarla da yetinmeyen Katil İsrail, ilk kıblemiz, harîmi ismetimiz, dârüsselâm Kudüs’ün kalbi Mescid-i Aksa’da (ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılar başlatmasından bu yana) 21 gündür Müslümanların ibadetini engelliyor. Açık açık Allah’a isyan ve savaşta her geçen gün biraz daha haddi aşıyor.

Zulmün arşı âlâya yükseldiği Filistin ve Mescid-i Aksa’daki zulme daha fazla tahammülü kalmayan bir grup kadın Kadir Gecesi, Fatih Camii’nde namaz kılındığı esnada “Mescid-i Aksa Müslümanların onurudur, ona sahip çıkın” çağrısıyla birlikte başörtülerini erkeklerin bölümüne fırlattı.

(Bu eylem Türk-İslâm toplumlarında zulmü ortadan kaldırma-harekete geçme çağrısı anlamına gelmekle birlikte, rivayet odur ki 1177’de Selahaddin Eyyubi’nin Diyarbakır Ulu Camii’nde hutbe verirken içeri giren bir kadının, “Kudüs’te namusları kirletilen Müslüman kadınları kurtarmak için daha ne bekliyorsun Ey Selahaddin?..” tepkisiyle tarihe geçer. Bu tepki Hz. İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali Kudüs’ün Fethi için bir umudun kapısını aralar.)

Asırlar sonra Filistin ve Mescid-i Aksa’da yaşanan zulmün engellenmesi için Fatih Camii’nde başörtüsü fırlatma olayı gerçekleşti. Son teravih sonrası Fatih Camii avlusunda toplanan İHH İnsani Yardım Vakfı, Filistin’e Destek Platformu ve İslami Dayanışma Platformu, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmasını ve Müslümanların mescidde namaz kılmasını engellemesi protesto etti.

*

İslâm coğrafyasına İsrail ve ABD başta olmak üzere topyekun “Haçlı Seferi” düzenleyen bâtılın orduları, ellerindeki bütün imkân ve silahları kullanarak taş üstünde taş, omuz üzerinde baş bırakmamak için her yere korku salıyor.

Gazze’yi, ardından Yemen ve Lübnan’ı, son olarak da İran’ı hedef alan Siyonist İsrail’in bu saldırılarla eş zamanlı olarak Arz-ı Mev’ud (Vadedilmiş Topraklar) hezeyanı her geçen gün daha da şiddetleniyor. Kendilerini diğer insanlardan üstün gören bu soykırımcı belhüm adal sürüsü, dünyayı felakete sürüklemek için elinden gelen bütün imkânları kullanıyor. Bu barbarlığın, bu cinnet hâlinin sona ermesi için insanlık vicdanını harekete geçirecek cesur liderlerin sömürü ve kandan beslenen “Haçlı İttifakı”na hem masada hem de sahada ders vermesi gerekiyor.

Artık, Siyonist İsrail’in başını çektiği “Haçlı Orduları”na “dur” demenin vakti geldi.

***

ZULMÜ KARŞI DURMAK

İMANIN GEREĞİ

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.), “Şarktaki bir Müslümanın ayağına diken batsa, garptaki Müslüman o ayağına diken batan kardeşinin acısını hissetmedikçe kâmil manada iman etmiş sayılmaz” düsturuna sahip çıkmalıyız. Sudan’da, Lübnan’da, Doğu Türkistan’da, Yemen’de, Gazze’de ve İran’da dahası ilk kıblemiz, harîm-i ismetimiz Mescidi Aksa’da arşı âlâyı titreten zulmü durdurmalıyız...

İslâm dünyasında yaşanan soykırım ve acılara, sıkıntılara rağmen buruk da olsa bu bayramı Rabbimizin bir hediyesi olarak kutlayacağız... Birbirimize kenetlenip, umutlarımızı yeniden kuşanacağız... Bayramımızı evden eve, elden ele dünyaya taşıyacağız... Hâtemü’l Enbiyâ Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) emanetine ilelebet sahip çıkacağız...

Bayramımız mübarek ola...