Suriye’de Kürt meselesine ilişkin son gelişmeler, yalnızca Kürtlerin değil, Arap nüfusunun ve genel olarak Suriye toplumunun geleceği açısından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir süreci ortaya koymaktadır. Bölgedeki farklı toplumsal kesimlerin anlaşmaya yönelik yaklaşımları birbirinden ayrışmakla birlikte, genel eğilimin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve ortak ulusal kimliği etrafında şekillendiği görülmektedir.
1. Kürt Meselesine Yaklaşım
Suriye’deki Kürtlerin anlaşmaya yaklaşımını değerlendirirken iki temel eğilimden söz edilebilir.
İlk kesim, Kürt meselesinin Suriye’nin ulusal çerçevesi içerisinde çözülmesini savunan Suriyeli Kürtlerden oluşmaktadır. Bu kesim açısından Kürtlerin anayasal haklarının güvence altına alınması, kültürel ve dilsel haklarının tanınması ve özellikle Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde Kürtçe eğitim imkânının sağlanması önemli kazanımlar olarak değerlendirilmektedir. Meselenin Suriye’nin ulusal bütünlüğü içerisinde çözüme kavuşturulması, bu yaklaşım açısından önemli bir başarı olarak görülmektedir.
İkinci kesim ise daha ayrılıkçı bir çizgide duran ve özellikle Kandil bağlantılı yapılanmalar ile Devrimci Gençlik gibi unsurlar üzerinden temsil edilen akımdır. Bu çevrelerin Suriye’deki Kürt meselesine dışarıdan müdahil olan aktörlerle bağlantılı olduğu yönünde güçlü bir kanaat bulunmaktadır. Bu nedenle söz konusu çevrelerin anlaşmayı bütünüyle kabul etmek yerine, anlaşmanın uygulanmasını zorlaştırmaya veya çeşitli yöntemlerle sabote etmeye çalışabileceği değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde SDG içerisinde veya Kandil çizgisine yakın çevrelerde anlaşmaya karşı çıkan bir muhalefetin ortaya çıkması ihtimal dahilindedir.
2. Arap Kesiminin Tepkileri
Haseke, Rakka ve Deyrizor başta olmak üzere SDG kontrolündeki bölgelerde yaşayan Arap nüfusunun anlaşmaya yönelik yaklaşımının genel olarak olumlu olduğu görülmektedir. Bunun temelinde ekonomik, sosyal ve güvenlik açısından ortaya çıkması beklenen gelişmeler bulunmaktadır.
Ekonomik Boyut
Bölgede bulunan petrol kuyuları ve diğer ekonomik kaynakların yeniden Suriye devletinin kontrolüne geçmesi, Arap nüfus arasında önemli bir beklenti oluşturmuştur. Bu kaynakların devlet hazinesine aktarılmasının, ekonomik şartların iyileşmesine ve ülke genelinde ekonomik toparlanmaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Ulaşım ve Yolların Açılması
Haseke ve SDG kontrolündeki diğer bölgelere ulaşım konusunda yaşanan sorunların ortadan kalkması da halkın beklentileri arasındadır. Yolların yeniden açılması, bölgedeki ekonomik ve sosyal hareketliliğin artmasına katkı sağlayacaktır.
Göç Edenlerin Geri Dönüşü
Arap nüfus açısından en önemli beklentilerden biri, geçmiş yıllarda köylerinden ve yaşadıkları bölgelerden göç etmek zorunda kalan insanların yeniden topraklarına dönebilmesidir. Bu nedenle anlaşmanın yerinden edilen insanların dönüşünü kolaylaştıracak bir sürecin önünü açması, bölgedeki Arap nüfusu açısından son derece önemli görülmektedir.
3. Genel Tutum ve Suriye Kimliği
Bütün kesimler birlikte değerlendirildiğinde, anlaşmaya yönelik genel eğilimin destekleyici olduğu söylenebilir. Bunun temelinde ise Kürtlerin anayasal haklarının tanınması ile Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması arasında bir denge kurulması beklentisi bulunmaktadır.
Kürtlerin kültürel, dilsel ve siyasi haklarının anayasal güvence altına alınması, özellikle Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde Kürtçe eğitim imkânının sağlanması önemli bir başlık olarak öne çıkmaktadır.
Bununla birlikte toplumun geniş kesimlerinde, etnik kimliklerin birbirinden ayrıştırıcı bir siyasal zemine dönüşmesi yerine ortak bir Suriye kimliği etrafında birleşme arzusu bulunmaktadır. Bu yaklaşımın temel düşüncesi, “Arap”, “Kürt” veya başka bir etnik kimlik üzerinden ayrışmak yerine, herkesin eşit vatandaşlık temelinde Suriyeli kimliğinde buluşmasıdır.
4. En Büyük Endişe: Anlaşmanın Sabote Edilmesi
Bölgedeki en önemli endişelerden biri, anlaşmanın uygulanması sürecinde dış müdahaleler veya anlaşmaya karşı çıkan silahlı ve siyasi çevrelerin süreci sabote etmeye çalışmasıdır.
Özellikle Kamışlı ve Haseke gibi stratejik bölgelerde Suriye hükümetinin devlet otoritesini tesis etme çabalarının çeşitli gerekçelerle engellenmesi ihtimali, toplumun bir bölümünde kaygı oluşturmaktadır.
Bu nedenle anlaşmanın yalnızca siyasi olarak imzalanması değil, sahada uygulanması ve devlet kurumlarının bölgede etkin şekilde faaliyet göstermesi kritik önem taşımaktadır.
Sonuç
Suriye’de Kürt meselesinin geleceği açısından mevcut süreç önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. Kürtlerin anayasal ve kültürel haklarının güvence altına alınması ile Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması birbirinin alternatifi olarak değil, aynı siyasi çözümün iki temel unsuru olarak ele alınmalıdır.
Arap nüfus açısından ise ekonomik kaynakların devlet kontrolüne dönmesi, yolların açılması ve yerinden edilen insanların topraklarına geri dönmesi en önemli beklentiler arasında yer almaktadır.
Bu nedenle anlaşmanın başarısı, yalnızca Kürt meselesini çözmekle sınırlı olmayacaktır. Aynı zamanda Suriye’de farklı toplumsal kesimlerin ortak bir vatandaşlık ve ulusal kimlik etrafında yeniden birleşmesinin de önünü açabilir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için anlaşmanın sahada uygulanması, dış müdahalelerin sınırlandırılması ve anlaşmayı sabote edebilecek aktörlere karşı siyasi ve hukuki mekanizmaların işletilmesi gerekmektedir.