4 Eylül Cuma günü TRT Belgesel kanalında Divriği Ulucamii ve Darüşşifası hakkında çok güzel bir program yayınlandı. Sivaslı sanatçı Aydın Sarman’ın sunuculuğunu yaptığı belgesel “Sesin Mucizesi” başlığıyla, Darüşşifa’nın yapısındaki akustik düzenin özelliklerini belirtmek üzere hazırlanmış. Programda birçok bilim adamı kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili yorumlarda bulundular. Belgeselin hazırlanmasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınan Divriği Ulucami ve Darüşşifası, 9 yıllık büyük bir restorasyondan sonra Mayıs 2024’te tekrar ziyarete açıldı. 2026’da yapılışının 800. Yılını kutlayacak olan Anadolu’nun bu eşsiz mimari şaheseri, Divriği Mengücek Meliki Ahmed Şah ile hanımı Melike Turan Melek tarafından yaptırılmış.
Divriği Mengücekleri, Anadolu Selçuklu Devletine tabi olduğu için; Ahmed Şah Sultan Alaeddin Keykubad’ın adını Ulucaminin kitabesinde en başa yazdırmış:
“Halifenin ortağı Sultanü’l-muazzam Alae’d-dünya ve’d-din Keykubad
bin Keyhüsrev’in saltanatı günlerinde, Allahü Teala’ya yönelmek için bu
Ulucaminin yapılmasını Allah’ın rahmetine muhtaç aciz kul Süleyman şah
oğlu Ahmed Şah, 626 tarihinde buyurdu. Allah sultanlığını sonsuz kılsın.
(Miladi 1228)”
Erzincan Mengücek Meliki olan ve 63 sene hükümdarlık yapan Behram Şah’ın kızı Melike Turan Melek ise, muhteşem binanın Darüşşifa kısmını yaptırmış. Kapı üstü kitabesi şöyle:
“Bu mübarek darüşşifanın yapılmasını, Allah’ın rızasını yerine getirmek
isteğiyle kutlu Melik Fahreddin Behramşah’ın kızı bağışlanmaya
muhtaç adaletli Melike Turan Melek buyurdu. Allah kabul etsin, amin.
626 yılının Muharrem ayında.”
(Miladi, Aralık 1228)
Melike Turan Melek’in annesi Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın kızı İsmeti Hatun, teyzesi ise Kayseri’de adına darüşşifa ve medrese yapılmış olan Gevher Nesibe Hatun’dur.
Cami ile darüşşifa tek bina olarak inşa edilmiştir. Eni 32 metre, boyu 64 metre olan yapının 40 metrelik kısmı cami, kalan 24 metresi ise darüşşifadır. Camide tavan yüksekliği 9,5 metre, darüşşifada ise ikinci kat sebebiyle 13 metredir.
Bu 8 asırlık binayı benzersiz kılan şüphesiz kapılarıdır. Ulucaminin üç kapısı, darüşşifanın ise tek kapısı vardır. Caminin dillere destan kapısı kuzeyde olan taç kapıdır. Kıble kapısı da denilen fakat “cennet kapısı” adıyla şöhret bulan, yüksekliği 14,5; eni 11,5; derinliği 4,5 metre olan muhteşem yapı, başlı başına bir sanat eseridir.
Caminin batı tarafında daha sade ve küçük Çarşı Kapısı vardır. Yüksekliği 9,5; eni 7; derinliği 2,6 metre olan bu kapıya, kilim ve halı motifleri hakimdir. Batı kapısında yaz aylarında beliren namaz kılan ve Kur’ân okuyan adam gölgesi, taş işçiliğindeki sanatın yanısıra çok ince bir mühendisliğin işaretidir.
Darüşşifaya ise, camidekilere hiç benzemeyen farklı desenlerden meydana gelen yüksekliği 14; eni 10,5; derinliği 4,5 metre bir kapıdan girilmektedir. Toplam 13 bölümden meydana gelen iç mekanın alanı 768 metrekaredir. Orta mekanı çevreleyen dört sütun üzerine üç paralel tavan yapılmıştır. Etrafında ise örgülü tavanları olan dört eyvan bulunmaktadır.
Girişte sofa ve karşıdaki büyük eyvan darüşşifanın tedavi amacıyla kullanılan en önemli iki bölümüdür. Eyvan’da hastalar üzerinde rahatlatıcı ve tedavi edici tesiri olan Kur’an tilaveti, ezan, salavat ve dini musiki icraları yapılması öngörülmüştür. Bu yüzden; insan ve musıki sesini en iyi şekilde aksettirecek ve kulağa hoş ve eşit şekilde dağıtacak bir mimari yapı tasarlanmıştır. Taş duvarlardaki yelpaze motifler ve kabartmalar bile buna göre seçilmiştir.
Ağustos’ta tekrar ziyaret ettiğim Ulucami ve Darüşşifası’nı, herkesin görmesini tavsiye ediyorum
Geniş bilgi için: “Taşa Nakşolan Tarih MELİKE”, Nurettin Taşkesen, Mihrabad Yayınları, 2026, İstanbul.