Bir insanın başına gelen felaket karşısında üzülmek insanidir. Bir çocuğun ölümüne yüreğinin sızlaması vicdandır. Bir annenin feryadını duyduğunda susamamak ise insan olmanın en temel gereğidir.

Fakat bugün insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehlike yalnızca Gazze’de yaşanan ölüm ve yıkım değildir.

Asıl tehlike, Siyonist çetelerin Gazze’de işlediği zulme dünyanın alışmaya başlamasıdır.

Çünkü zulmün en korkunç aşaması, insanların zulme tepki vermeyi bırakmasıdır.

Gazze’de çocukları, kadınları, yaşlıları ve sivilleri hedef alan İsrail terör şebekesi, geride yalnızca yıkılmış binalar bırakmıyor; aileleri paramparça ediyor, çocukların hayatlarını söndürüyor ve bir toplumun geleceğini yok ediyor.

Siyonist çetelerin bombaları altında anne babalar çocuklarını, çocuklar anne babalarını kaybediyor. İsrail saldırıları altında hayatını kaybeden her masum insan, bu vahşetin sorumlularının işlediği yeni bir suçun tanığı olarak tarihe geçiyor.

Dün enkazların altından, aralarında masum çocukların da bulunduğu onlarca insanın cansız bedenine ulaşıldı.

Fakat insanlığın asıl sınavı burada başlıyor:

Siyonist İsrail’in saldırılarıyla hayatını kaybeden bu insanlar gündemden ne kadar çabuk düşecek?

Zulüm kadar tehlikeli olan, zulmün sıradanlaşmasıdır.

Bugün Gazze’den gelen görüntülere bakıyoruz.

Bir tarafta enkaz altında çocuklarını arayan babalar…

Diğer tarafta evladının cansız bedenine sarılan anneler…

Bir başka yerde Siyonist İsrail bombardımanının yıktığı bir binanın enkazından çıkarılmayı bekleyen insanlar…

Ve dünyanın büyük bölümü bütün bunları birkaç dakikalık haber görüntülerinden sonra unutuyor.

İşte asıl felaket budur.

Çünkü insanlık, ölümden önce vicdanını kaybeder.

Siyonist İsrail’in saldırıları devam ederken dünya susarsa, saldırıların kendisi kadar bu sessizliğin de insanlığın hafızasında yer edeceği unutulmamalıdır.

Gazze’de yalnızca insanlar değil, vicdanlar da bombalanıyor

Gazze’de terör şebekesinin saldırıları yalnızca binaları hedef almıyor.

Hastaneler, okullar, ibadethaneler, evler ve sığınmaya çalışan insanlar savaşın ağır bedelini ödüyor.

Her bomba bir ailenin hayatını değiştiriyor.

Her saldırı bir çocuğun geleceğini elinden alıyor.

Her yıkılan ev, bir ailenin hatıralarını enkaz altında bırakıyor.

Siyonist çetelerin silahları Gazze’de bedenleri hedef alırken, dünyanın sessizliği insanlığın vicdanını hedef alıyor.

İşte bu nedenle Gazze’yi hatırlamak yalnızca siyasi bir mesele değildir.

Bu, vicdan meselesidir.

Bu, ahlak meselesidir.

Bu, insanlık meselesidir.

Ve Müslümanlar açısından aynı zamanda zulme karşı durma sorumluluğudur.

Bir gün herkes yaptıklarıyla ve sustuklarıyla yüzleşecek

Bugün “kaç kişi öldü?” diye soruyoruz.

Oysa bir gün belki de başka bir soru sorulacak:

“Siyonist İsrail çeteleri bu insanları öldürürken dünya ne yaptı?”

Tarih yalnızca bombaları atanları değil, bombalar insanların üzerine yağarken kimlerin ses çıkardığını, kimlerin sustuğunu ve kimlerin mazlumların yanında durduğunu da yazacak.

Bugün Gazze’de bir çocuk Siyonist İsrail saldırısında hayatını kaybederken bizim gündemimiz değişebilir.

Ama o çocuğun ailesinin hayatı sonsuza kadar değişiyor.

Biz televizyonu kapatabiliriz.

Telefonu kenara bırakabiliriz.

Haber akışını geçebiliriz.

Ama Gazze’de yaşayan insanlar Siyonist İsrail’in saldırılarından kaçıp acılarını kapatabilecekleri bir düğmeye sahip değil.

Onlar her gün aynı korkuyla yaşıyor.

Sessizlik de bir tercihtir

Herkes savaşı durduracak güce sahip olmayabilir.

Herkes Gazze’ye yardım götüremeyebilir.

Herkes mazlumların yanında fiziksel olarak bulunamayabilir.

Ama herkes zulmün adını koyabilir.

Herkes Siyonist İsrail’in saldırılarını kınayabilir.

Herkes masum Filistinlilerin sesini duyurabilir.

Herkes çocukların öldürülmesini normalleştirmeyi reddedebilir.

Çünkü kötülüğün istediği en büyük şey, insanların kötülüğe artık şaşırmamasıdır.

Bugün Gazze’de yaşanan vahşete alışmak, yarının daha büyük zulümlerine kapı aralamaktır.

Gazze’de enkazların altında çocuk bedenleri bulunuyor.

Fakat o enkazların altında başka bir şey daha var:

İnsanlığın vicdanı.

Siyonist İsrail güçleri bombalarıyla evleri yıkıyor olabilir.

Saldırılarıyla hayatları söndürüyor olabilir.

Çocukları anne babasız, anne babaları evlatsız bırakıyor olabilir.

Ama dünyanın vicdanını da yok etmelerine izin vermemeliyiz.

Çünkü mazlumların sesini kısmak için atılan her bombaya karşı, insanlığın vicdanından yükselen bir ses olmalıdır.

Bugün yapılması gereken en az şey Gazze’yi unutmamaktır.

Çünkü unutmak, zulmün ikinci kez kazanmasına izin vermektir.

Ve biz, Siyonist İsrail’in saldırıları altında hayatını kaybeden masumları unutmamalıyız.

Onların isimlerini, hikâyelerini ve yaşadıkları acıları unutturmamalıyız.

Çünkü yarın tarih bize yalnızca:

“Kim öldü?”

diye sormayacak.

Belki de çok daha ağır bir soru soracak:

“Onları kim öldürdü ve siz bunu gördüğünüz hâlde ne yaptınız?”