O kadar çok konuyla ilgilenmek mecburiyetinde kalıyoruz ki çok mühim meseleler de kaçıyor gözümüzden.
Gaffar Yakınca isimli gazetecinin “Güzel havadisleri severim.” cümlesiyle başladığı twite rastlamasaydım dikkatimden kaçmış olacaktı o “son derece zararlı” adım.
Aile Bakanlığı, TURSAB yani Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği ile bir protokol imzalamış…
Nedir bu protokolün amacı?
Onu da Bakan Mahinur Özdemir Göktaş Hanımefendi ile birlikte fotosunun olduğu twitine yazmış Gaffar Yakınca:
“Dün, turizmde kadınların önünü açmak için çok önemli bir adım atıldı!”
Adım?
Turizm sektöründe kadın çalışan sayısını ve kadın temsiliyetini arttırmak.
Yani…
Gaffar Yakınca’nın ifadesiyle:
“Turizm sektöründe kadınların önünü açmak.”
Twiti okuyunca gördüm.
Epeyce gecikmeli olarak gördüm.
Ve bir kez daha beynimden vurulmuşa döndüm.
“Ulaştırma Sektöründe Kadın Ağırlığın Arttırmak/ Kadın Tır Şoförü Sayısını Arttırmak” amacıyla devreye sokulan, yani kadınların önünün bu sektörde de açılmasını hedefleyen projenin tanıtım etkinliğine Ulaştırma Bakanı’nın katıldığını ve konuşma yaptığını öğrenince de yaşamıştım bu duyguyu.
Turizm sektöründe kadınların önünün açılması projesi…
Kadın tır şoförü sayını arttırma, o sektörde de kadınların önünü açma projesi.
Kafamda bu ikisi bir araya geldi.
Bir de taze değerlendirmenin spotunu gördüm.
Kamu spotu gibi.
Aile Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş'ın benzerlerini her zaman dile getirdiği şikâyet cümlelerinden biri: “Hızla yaşlanıyoruz. Hanelerin yüzde 57’sinde 18 yaş altı çocuklar bulunmuyor.”
Sayın Bakan, bu kötüye gidişin önüne geçmek için yaptıklarından da bahsediyor her vesileyle ama haberin "spotu" bu.
İşler çok çok kötüye gidiyor.
Peki nasıl önüne geçeceğiz bu kötü gidişâtın?
Kadın istihdamını arttırarak!
“Kadın Tır Şoförlerin ve Turizmde Kadın Çalışanların Sayısını Atttırmak” gibi hamlelerin de katkısı olacak değil mi?
Savunma hazır:
“Çalışan kadınların doğurganlık oranı ile çalışmayan kadınların doğurganlık oranları arasında pek de fark yok ki!”
Yooo…
Bu kadar basit değil.
Siz ev hanımlığına “anlamlı” teşvikler vermezseniz öyle olur tabii..
Artı, mecburen çalıştıkları halde çalışmaları resmiyette görünmeyen hanımefendiler var.
Başka başka sebepler; başta eğitim alanındaki hatalı uygulamalar ve yuva yıkıcı televizyon programlarının etkisi mesela…
Bu konuları ayrıntılı olarak işlemeye, gerçekleri göstermeye devam edeceğiz kısmetse.
Bugün, Gaffar Yakınca’nın ifadesiyle “turizm sektöründe kadınların önünün açılması” projesi hakkında bir giriş yaptım.
Benim turizmciyim de aynı zamanda.
İTÜ Sakarya Meslek Yüksek Okulu Turizm bölümünden de mezuniyetim var.
Ve üç yıldızlı, beş yıldızlı otellerde, lüks otomobil kiralama sektörlerinde çalıştım.
Ben CHP’li bir aileden geldim.
Oraları çok iyi bilirim.
Oralardaki halleri…
Barları, havuzları, balo salonlarını, housekeeping mevzularını, ön büroyu “arka büroları” çok iyi bilirim.
Ve turizm sektöründe kadın istihdamının teşvik edilmesinin hiç de doğru olmadığını söylemek isterim.
Hatta…
Uygun yollardan müracaatımı da yaptım;
“Allah rızası için iptal edin bu protokolü.”
Bu konuları yazmaya devam edeceğiz kısmetse…
Tabii, Aile Bakanlığı’nın yaptığı olumlu işleri de yazacağız ama bazı olumsuz adımlar bütün olumlu adımları sıfırla çarpabilir!
Biz bu konular üzerinde duruyoruz…
Zira…
Bizim para, pul, makam. mevki, kuldan itibar beklentimiz yok.
Talebimiz yok.
MANEVİ VATAN meselesi, bizim meselemiz ve derdimiz!