Bir dilin en yüce, en etkili, en kalıcı ve en güzel hâli şiirdir. Türkçemizde de böyledir. Millî bilincimizin tezahürü, kalp atışlarımızın ve heyecanımızın vesilesi şiirimiz bizleri aynı otağda buluşturdu. Türk Dünyası Şiir Şöleni bu duygularla Tokat’ta gerçekleşti.

Tokat İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Tokat Şubesi iş birliğinde “Bahtiyar Vahapzade Anısına” düzenlenen Türk Dünyası Şiir Şöleni, Doğu Türkistan, Bulgaristan, Kerkük ve Azerbaycan’dan iştirak eden şairlerimizin katılımıyla gerçekleştirildi. Bir hayalin içinde bulduk kendimizi.

Ruhumuzda ve bedenimizde dirilişe vesile olan şölen, Miraç Kandili’nin olduğu mübarek bir gecede idi. Şiirlerde vücut bulan idealimiz, dile getirilen düşüncelerimiz hepimize şifa oldu. Heyecanımız göklere yükseldi.

Doğu Türkistan’dan başlayarak Türk’ün uğradığı haksızlık, dilinden, dininden ve kültüründen koparılmaya çalışılması şiirlerle dile getirildi. Coşkumuz tarifsizdi. Çünkü büyük bir coğrafyaya yayılan soydaşlarımızın yaşadıkları zorlukları, verdikleri mücadeleleri dinledik.

Doğu Türkistan’da ve Afganistan’da doğup çocuk yaşlarda yurdundan çıkarılan ve göç yollarında çocukluğu geçen Nurala Göktürk ve Kumrugül Türkmen Akın’ın hikâyesi gözlerimizi doldurdu. Ağlamak değil, ayakta durmak için bilincimizi tazeledik. Çağrımız şiirle duyuldu. Gök çökmedikçe, yer yarılmadıkça ilimizi, töremizi kimsenin bozamayacağını bir kez daha gördük, bildik.

Bulgaristan doğumlu Kadriye Cesur; kültürel sindirme, yok sayma ve uğradıkları baskıları anlattı. Türk dilinin, kimliğinin yeniden inşası için verdiği mücadeleyi Nöbettepe dergisiyle sürdüren Cesur, soyadı gibiydi. İyi ki geldi; davasının davamız olduğunu ifade ettik.

Azerbaycan’dan katılan Hayat Şemi, Sovyet rejiminin yetmiş yıllık zulmüne şiirle karşılık verildiğini, Türkçenin en büyük dayanak ve güç olduğunu belirtti. Birliğimiz ve dirliğimiz için aynı kökten beslendiğimizi unutmamamız gerektiğini anladık. Yegâne kök ise Türkçemiz, ona tutunarak özgürlüğümüzü sağlayabileceğimizi gördük.

Kerkük’ün zindanlarını bilmeyenimiz yoktur. Kerkük, Türk tarihi boyunca her zaman öneme sahiptir. Kardeşlerimizin Saddam rejiminde uğradıkları haksızlıklar, zindanlarda sönen hayalleri ve hayatları Mustafa Ziya anlattı. İdamlarla durdurulamayan yürüyüş bugün devam ediyor.

Şölende ayrıca Ahmet Karpınar, Ali Bal, Altan Serim, Muhammet Sinan Kökçü, Mustafa Uçurum, Şenol Korkut, Yasemin Kuloğlu ve Yunus Yılmaz şiirleriyle Türkçemizin ses bayrağı oldular.

Şölende Türk Dünyası Ezgileri dinletisi de icra edildi. Tokat MEM ARGE Müzik Koordinatörü, Müzik Öğretmeni Murat Ağıl, Murat Kadakoğlu, Bahadır Can Demirkayalı, Barış Başçıoğlu ve Başar Başçıoğlu ruhumuzu şahlandıran türküleriyle sesimizi, heyecanımızı göklere çıkardı. Var olsunlar!

Bahtiyar Vahapzade şöyle diyordu: “Bir ananın iki oğlu/Bir amacın iki kolu/O da ulu, bu da ulu/ Azerbaycan - Türkiye…” Bizler de bu şuurla yola çıktık. Vahapzade’nin izindeyiz, onunla aynı yoldayız. “Dinimiz bir, dilimiz bir/Ayımız bir, yılımız bir/Aşkımız bir, yolumuz bir/Azerbaycan - Türkiye…”

Şölenler, ortak şuurun ve aynı kökten beslenen ruhların buluşup geleceğe yürüyüşünün en güçlü göstergesidir. Hamdolsun, inandığımız bir işi, dostlarımızın desteği, gayreti ve duasıyla başardık. Mübarek bir gecede Türk dünyasında, özellikle Doğu Türkistan’da, Gazze’de ve tüm mazlum coğrafyalarda hakkı çiğnenen, ezilen ve esarete düşen kardeşlerimiz için dua ettik, Türkçemizin göklere yükseldiği şiir şöleni ile heyecanlandık. Bu vesileyle İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Hüseyin Kır Beyefendi’ye, MEM ARGE ekibimize, sunumu ve şiiriyle gönüllere dokunan Altan Serim kardeşimize, Müzik Öğretmeni Murat Ağıl’a, şair dostlarımıza, dinleyicilere, ev sahipliği için Tokat Belediyesine, tüm yönetici ve öğretmen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Tokat’ta Türkçenin ses bayrakları dalgalanmaya devam edecek. Allah’a hamd olsun; birliğimiz, dirliğimiz, bizi millet yapan Türkçemiz var olsun!