Eğitim-Bir-Sen, eğitim ve bilim çalışanlarının haklarını koruma ve geliştirme, yasaklarla mücadele etme, özgürlük alanlarını genişletme mücadelesinde 34 yıllık bir emek, tecrübe, başarı ve onur mücadelesinin destanıdır.
Eğitim-Bir-Sen, medeniyet değerlerimize duyarlı sendikacılık tarzıyla öncüdür. Kökü Hilfü’l-fudûl’e dayanır. Hilfü’l-fudûl, bazı Kureyş kabilelerinin Mekke’de haksızlığa uğrayan insanlara yardım etmek amacıyla yaptıkları ve sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in de katıldığı antlaşmadır. Bu antlaşmaya göre haksızlığa uğrayanlara hakları iade edilmektedir. Eğitim-Bir-Sen de kurulduğundan beri haksızlığa uğrayanların yanında yer almış, temel hak ve hürriyetleri korkmadan savunmuştur.
Türkiye’nin maddî ve manevî her kazanımında, eğitim, kültür, ekonomi ve demokratikleşme alanlarındaki her iyileşmede mutlaka Eğitim-Bir Sen’in teri, payı ve imzası vardır.
Bu kutlu yürüyüşü başlatan merhum Kurucu Genel Başkanımız Mehmet Akif İnan başta olmak üzere mücadele edenleri tebrik ediyor, ahirete göçenlere de rahmet diliyorum. Onlar zor zamanlarda büyük mücadele verdiler. Emek verdiler, sabır gösterdiler, çekinmediler, fikrî mücadele yanında maddî ve manevî anlamda yoruldular ama bizlere bahar bıraktılar. Çünkü onlar kışta gelmişlerdi.
1992 yılının zor şartlarında bu kutlu yürüyüşü başlatan muhterem isimleri, Eğitim-Bir-Sen’in kurucuları burada analım: Mehmet Akif İnan, Metin Selçuk, Yusuf Beyazıt, Ali Parıldar, Raşit Yazan, Nazire Keten, Yunus Solmaz, Ahmet Temizkök, Gülderen Kuyucu, Şükrü Gökdemir, Necdet Pakdil, Burhan Uzgur, Zeki Efil, Yurdagül Aydoğan ve Nurettin Sezen.
O günleri sendikanın da kuruluşunda yer alan Nurettin Sezen şöyle anlatıyor: “Eğitimciler Birliği Sendikasının yönetim merkezi, bir dairenin yarısıydı. Genel Başkan’ın kullandığı bir masa ile Genel Yönetim Kurulu üyelerinin çalıştıkları diğer bir masa salondaydı. Daracık bir odada ise sekreterya çalışıyordu. Küçükçe mekanik bir daktilo, birkaç sandalye, bir çelik dolap gayriresmi demirbaşları teşkil ediyordu. Komisyon üyelerinin toplantıları, eğitim çalışmaları, genişletilmiş Genel Yönetim Kurulu toplantıları da Hak-İş toplantı salonunda yapılıyordu.”
Burada bazı isimleri anmadan geçmemek gerek. Hak-İş Genel Başkanı Necati Çelik, Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu gibi isimleri herkesin bilmesi, hatırlaması, minnet ve rahmetle anması gerekir.
Bugünlere kolay gelinmedi. Kurucu Genel Başkan Mehmet Akif İnan aynı zamanda bir öğretmendi. Bu tür çalışmalar henüz kanunlaşmadığı için kendisine soruşturma açılmıştı. Görevli müfettişe savunmasını veren merhum İnan, daha sonra Danıştayın verdiği kararla rahatlayacak ve sendikanın önünün açıldığını duyuracaktı.
İLO’ya göre memurların sendika kurmalarına bir engel olmadığı ifade edilmektedir. Uluslararası düzenlemelere taraf olan Türkiye’de bu tür çalışmaların öncülüğünü o dönemde yine Eğitim-Bir-Sen yapmış ve sendikalaşmanın önünü açmıştır.
Eğitim- Bir-Sen, öncüdür, örnektir, hakkın savunucudur ve hakkın tarafındadır. Mehmet Akif İnan, “Herhangi bir grubun, herhangi bir ideolojinin, herhangi bir siyasî teşekkülün güdümünde değiliz.” diyordu. Böylelikle sendikayı herkese açıyordu.
Gerekli adımlar atılmış, onca zorluğa ve engellemelere rağmen sendikanın olağan kongresi yapılmış ve kuruluşu tamamlanmıştı. Elbette maddî imkânlar zayıftı, fedakârlık gerektiriyordu. O günleri anlatan Nurettin Sözen, çeşitli masraflara dair merhum Mehmet Akif İnan’ın şu notunu paylaşıyor: “05.05.1993 günlü ‘Giderler Listesi’nin sonunda, ‘Yukarıdaki masraflar tarafımdan yapılmıştır.’ açıklamasından sonra, aşağıdaki not düşülmüştü: ‘Not: a) 20 civarında Ankara dışı kente yaptığım seyahat masraflarının hiçbiri, b) Sendikada son beş aydır yediğim ve yedirdiğim yemeklerin sarflarının hiçbiri Sendikanın parasından harcanmamıştır. Akif İnan / İmza”
Şeffaflık esastı. Çünkü sendika, hak mücadelesi idi. Sendika çalışmaları bir disiplin içinde yürüyor ve 2. Olağan Genel Kurul 23 Temmuz 1995’te yapılıyordu. Genel Kurul’daki konuşmasında Mehmet Akif İnan, “Bizler onurlu bir mücadelenin insanlarıyız. Bizim sendikamız bütün eğitimcilerin sendikasıdır; eğitim davasına gönül verenlerin sendikasıdır. Barışın, kardeşliğin sendikasıdır. O nedenle, sendikamız hiçbir siyasi yelpazenin, hiçbir hizip, grup ve kişinin etkisi altında değildir. diyerek, Eğitim-Bir’i başarıya ulaştıran değerleri özetliyordu.
Kuruluşlarını tamamlayan diğer sendikalarla birlikte 9 Haziran 1995’te Memur- Sen kuruldu ve Genel Başkan Mehmet Akif İnan oldu. Türkiye’nin en büyük sendikası olacak sendikanın kuruluşu böylece daha büyük bir çatıya kavuşmuştu. Kariyer sahibi, toparlayıcı, sanatkâr olan sendikacılara ihtiyaç olduğunu belirten merhum İnan, sendikal duruşunu gösteriyordu.
Mehmet Akif İnan; cesurdu, doğru bildiklerinden ve ilkelerinden asla taviz vermiyordu. Arkadaşlarıyla birlikte verdikleri mücadele sonunda Türkiye’de sendikacılığın önü açıldı. Erdemi eyleme dönüştüren, özü söze döken İnan, sadece sendikacı değil, şair, öğretmen, düşünür, ağabey ve yüce gönüllü bir dost şahsiyettir.
Bugün 34. yılını kutlayan Eğitim-Bir-Sen Türkiye’nin en büyük sendikadır. Genel Başkan Ali Yalçın, yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Hak için, emek için, özgürlük için özgün sendikacılığımızla sürdürdüğümüz örgütlü mücadelemiz, özelde eğitim çalışanlarının genelde ise aziz milletimizin teveccühü ile ülkemizin en büyük sendikası olmuştur. Hassasiyetlerimizi kaybettiğimizde önce şuurumuzu sonra kurumumuzu kaybederiz anlayışıyla, ‘geçmişine sadık, geleceğe ve yeniliğe açık’ tarzımızla sendikamız yarınlara yürüyoruz. Kurulduğumuz 14 Şubat 1992’den bugüne 430.000’e varan üyemizle ülkemizin en büyük sendikası olmanın sorumluluğuyla ‘yeni seferler, yeni zaferler’ diyoruz.”
Bu kutlu günde Tokat Eğitim-Bir-Sen 1 Nolu Şubesinin organizasyonu ile bir araya geldik. Şube Başkanı Şaban Ceylan, Tokat İl Millî Eğitim Müdürü Hüseyin Kır, 2004-2007 yıllarında Şube Başkanlığı yapan Bedrettin Mumcu, Tokat Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Prof. Dr. Mehmet Demirtaş ve bendeniz olmak üzere konuşma yaptık. Her birimiz zor ve meşakkatli günlerden gelindiğini, demokratikleşme ve hak mücadelesinde verilen emeğin unutulmaması gerektiğini vurguladık. Bu noktada Eğitim-Bir-Sen’in verdiği mücadeleyi anlattık. Sendika üyelerinin katıldığı programda çiğ köfte ikramı yapıldı. Samimi ortamda gerçekleştirilen programda kardeşlik, dostluk ve samimiyet vardı. Belki de aradığımız ve bulduğumuz değer buydu.
Sendika, muhakkak bir hak ve onur mücadelesinin adresidir. Ancak asla bağnazlık ve fanatizme kaçmadan sürdürülmesi gerekir. Merhum İnan’ın, “Dünya görüşü bize yüz seksen derece zıt da olsa ona da hayat hakkı tanımak gerekir.” dediği gibi diyoruz. Bu vesileyle Kurucu Genel Başkanımız merhum Mehmet Akif İnan başta olmak üzere ahirete göçen büyüklerimizi rahmetle anıyoruz. 34. yılımız kutlu olsun. Eğitim-Bir-Sen’imiz var olsun!