0

Âlim olmak büyük bir sorumluluk üstlenmek demektir. O, bir ömrü boyunca sadece ilim tahsil etmek, öğrenmek ve öğretmekle gününü geçirmez, sadece ilim yüklenmez, aynı zamanda mensubu olduğu milletin, ümmetin tüm yükünü de üstlenir.

Ve koşturur alim. Gece gündüz demeden sorumluluğunun bilincinde üzerine düşeni yerine getirir. Belki ailesini ihmal eder, sağlığını, malını tüketir ama İslam adına var olur, toplumu var eder.

Her bir anını en verimli bir şekilde değerlendirir. Boşa geçirmez ömür emanetini. Her anında bir şeyler öğrenir, öğretir.

Tıpkı İmam Ebu Yusuf gibi…

Çağımızın büyük alimlerinden Abdulfettah Ebu Ğudde'nin küçük ama önemli eserinde şöyle bir olay geçer:

İmam Azam'ın en yetkin talebelerinden Ebu Yusuf'u ölüm döşeğinde ziyaret eden talebesi Kadı İbrahim anlatıyor: "Hocam Ebu Yusuf hastalandığında ziyaretine gittim. Gittiğimde baygın bir haldeydi. Gayet bitkindi. Bir ara gözlerini açtı, beni görünce zoraki bir edayla sordu:

-Ey İbrahim! Şu mesele hakkında ne dersin?

Ben şaşırdım.

-Üstadım, siz bu haldeyken ilim müzakeresi mi yapacağız?

-Bir sakınca yok. Bu meseleyi tedkik edelim ki, belki bilmeyen biri öğrenmiş, doğru bir amel işlemiş olur.

Ey İbrahim! Hac menasikinde hangi taş atma daha faziletlidir? Yürüyerek mi yoksa binekli olarak mı?

Ben düşünmeden ve mevzuyu kısa kesmek için,

-Binekli olanı, dedim.

-Hata ettin.

-Öyleyse yaya olanı…

-Yine hata ettin!

-Allah sizden razı olsun, siz buyrun.

-Dua için durulan cemrelerde efdal olan yürüyerek taşları atmaktır. Dua için durulmayan cemrelerde ise binekli olarak atmaktır.

Ben hocama teşekkür ettim, biraz daha kaldıktan sonra yanından ayrıldım. Daha eve varmamıştım ki ağlama sesleri işittim. Hocamın vefat ettiğini anladım. (A. Ebu Ğudde, Zamanın Kıymeti, Müt. Enbiya Yıldırım, Rağbet Yay. s.28-29)

Âlimlerimiz, selef uleması işte böylesine bir sorumluluk sahibi ve ilim aşıklarıydı.

Son nefesinde bile ilimden kopmuyorlardı.

Efendimiz Aleyhisselam'ın ifade buyurduğu gibi: "Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz."

Öğretmenler bu hafta okullara dönüyorlar.

Öğrencilerin iki haftası var.

Tatilciler dönüş yolunda.

Zamana bağlı iş yapanlar, zamanın geçmesini istemeyenler, zamanı öldürenler iç içe… Herkes bir hesap içinde. Ama en büyük hesabı unutmayalım. Geçirdiğimiz her anın hesabını vereceğimizi unutmayalım.

Ne diyelim, zamanımız bereketli, rızayı ilahiye uygun olsun.