Değerli okurlarım, pireye kızıp yorgan yakan vatandaşların reyleri ile seçilen sabık İBB başkanı, şehrimizin devasa sorunları için yüksek perdeden atıp tutarak cek caklı,cafcaflı hâyâlî icraatlarla bir yere kadar başarılı(!) oldu.

Bir metre metro yaptı ama yurttaşlara yüz hatta bin katı ile sattı, yeşile bürünmüş İstanbul'u çölleştirdi, İBB’yi rüşvet çarkının dişlileri olarak kullandı, işlediği cürümlerin hesabını vermek yerine ipe un serip demoğoji ve laf cambazlığı yaparak yediği herzeleri gizlemeye çalıştı ama mızrak çuvala sığmaz olunca olanlar oldu ve tekebbürlü adam kodesi boyladı.

Beni tutuklayacak hakimin alnını karışlarım diyecek kadar özgüven hastalığının pençesine düşmüş narsist kişilikli bu adam; laf ebesi, çapsız, kifayetsiz ve muhteris sıfatlarına da hâiz.

Duruşmaların başladığı ilk günlerde öyle bir savruldu öyle bir savruldu ki işlediği cürümler nedeni ile yargılanırken bile ben sizi yargılamaya geldim diyerek öttükçe öttü, paralı askerleri troll ve beslemeleri ile vatandaşın kafasını bulandırmayı sürdürdü, kısmen de olsa başarılı oldu.

Sık hatırlayıp tekrarladığım bir cümle var.

"Gerçekler açığa çıkıncaya kadar yalan arşı dolaşsa da doğru karşısında mağlup olur ve sahibini rezil eder. "

Tıpkı faili meçhul dosyaların yeniden açılıp gerçeklerle yüzleşildiği gibi bir gerçeklik bu.

Silivri duruşmalarının ikinci celsesi başladı. İBB’yi rüşvet pazarı haline getiren narsist adam yargılamaya geldim dediği mahkeme heyetinin çapraz sorgulamalarına ve gizli tanıkların açık sorularına cevap vermede eski performansını kaybetmiş.

Gerçeklerin yüzüne savrulması karşısında bir nebze de olsa aklını başına almış ve düşünüyor. Atıp tutan üsttenci tavırlar yerini süt dökmüş kedi misali durulmuş.

Arada bir din iman Allah kelimeleri ile cevaplar vermeye çalışarak zevahiri kurtaramadığının ezikliğini beden dili ile gizlese de düştüğü gayya kuyusu açık seçik görülüyor.

Nankörlere ve körlere söyleyecek bir sözüm yok ama görenlerin çoğunda mahcubiyeti ve ezikliği önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz.

Herşey ayan beyan ortada.

Rüşvetin belgesi olmaz algısını da alaşağı eden bu yolsuzun aldığı rüşvetlerin belgesi içinde

villalar daireler, altınlar ve deste deste paralar var.

Bu belgeli rüşvetlerin aysbergin görünen yüzü olduğunu düşünüyorum. Görünmeyen yüzünün onlarca hatta yüzlerce kat olduğuna da inanmıyorum.

Troll ordusu, paralı asker ve beslemelerin atıp tuttuğuna bakarak ülkemizin birlik ve beraberliği için tehlike arz eden bu adamın aklanacağını sananlardan değilim.

Üzerinde yaşadığımız ve kaderimiz olan coğrafyada sade bu ve benzeri yaşanmışlıklar yok elbette.

Yarım asra yakın bir süredir ülkemizin başına musallat edilen PKK ve Fetö belasından kurtuluyoruz derken şimdide devletimiz Kurişler ve Kuytullarla uğraşıyor ki bu bana göre çok anlamlı ve çok mânidar.

Devletimizin imhal etse de ihmal etmezliğine inanan bir vatandaşım.

İçerde millet düşmanı hainlerle uğraşan devletimiz, dışarda da İslam ümmetinin başına bela olan İsrail ve onun hâmisi durumudaki ABD’nin desiseleri ile uğraşıyor.

Devletimiz tüm bu desiseler yetmiyormuş gibi birde sapla samanı ayırmak zorunda.

Maalesef kurunun yanında yanan yaşlar var.

Biri bitmeden diğeri başlatılsa da devletle savaş edenler tarih boyunca hep olmuş ama devlet devletliğini yapmış.Devlete baş kaldıran hadsizlere had bildirmiş.

Tıpkı bugün olduğu gibi.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.