Bazı semtler coğrafyadan öte anlam taşır. Tarihtir, şuurdur, mazidir, irfandır, medeniyettir. Her şehrin böyle özge yerleri vardır. O şehre gidenler önce bu kadim muhiti merak eder, ziyaret eder, gezerler. Mesela İstanbul’da Eyüpsultan ve çevresi, Beşiktaş’ta Yahya Efendi Dergâhı, Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri Külliyesi, Fatih’te Fatih Camii ve Külliyesi, Kocamustafapaşa’da Sümbül Efendi Camii ve Türbesi, Zeytinburnu’nda Merkezefendi Camii ve Türbesi böyle yerlerdir. Kanaatimce kültürel manada Bâbıâli de benzer bir özelliği taşır. İkinci Mahmud Haziresinde yatan büyüklerimizle, eski cami, medrese, çeşmeleriyle kutlu bir mahalledir.

Bâbıâli Osmanlı’nın son döneminde siyasetin merkeziydi. Sadaret makamı bu tarihî binada hizmet veriyordu. Cumhuriyet’le birlikte semt daha ziyade gazetelerin, mecmuaların ve yayınevlerinin karargâhı oldu. Yıllar sonra gazeteler ve matbaalar taşındı. Sadece yayınevleri kaldı. Bir süre sonra bazı yayıncılar da buradan ayrıldı. Dergilerin bir kısmı kapandı, bir bölümü başka yerlere geçti.

Ben de birçok gazeteci gibi Bâbıâli’de yetiştim. Bu mektepte tanıdığım şahsiyetler basın, ilim, fikir, sanat, kültür ve medeniyet dünyamızda derin izler bırakmış şahsiyetlerdi. Onların hatıralarını, hizmetlerini kısmen kitaplarımda anlatmaya çalıştım. Bilhassa Bâbıâli’de Hayat kitabında. Ama bu kitaplar ve diğer yazılar, koca bir deryadan sadece birkaç damlaydı. Bâbıâli bir bakıma tefekkür dünyamızın da merkeziydi. Bizi eğitti, hepimize yol yordam gösterdi, istikamet tayin etti. Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Tarık Buğra, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Mehmet Emin Alpkan, İrfan Atagün, Ömer Öztürkmen, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Sâmiha Ayverdi, Münevver Ayaşlı, Ekrem Hakkı Ayverdi, Mehmed Şevket Eygi, Cavit Ersen, Kadir Mısıroğlu, Mehmed Niyazi, Yavuz Bahadıroğlu, Vehip Sinan, Mustafa Yazgan ve daha yüzlerce büyüğümüzün hepimizin üstünde büyük hakları vardır; ödemek mümkün değil. Rahmetle anıyorum hepsini. Ruhları şad, kabirleri nur, mekânları cennet, menzilleri mübarek, makamları âli olsun. Yaşayan ustalarımıza, ağabeylerimize de sağlıklı, bereketli, hayırlı ve huzurlu ömürler diliyorum.

Yıllar önce merhum Mehmed Şevket Eygi ağabeyimizin ESKADER yöneticilerine tavsiyesi üzerine “Bâbıâli Sohbetleri”ne başlamıştık. Sohbetler, 15 yıldan fazla devam etti. Arada iki defa inkıtaa uğradı. Önce hain 15 Temmuz darbe teşebbüsünde ardından koronavirüs salgınında… Geçenlerde Fatih Belediyesi’nin katkılarıyla bu güzide toplantılar önce Davutpaşa Medresesi’nde yeniden başlatıldı, sonra da asli mekânına yani Cağaloğlu’nda taşındı. Kitapçılar Çarşısı’nın kahvesinde artık “Bâbıâli Sohbetleri” perşembe akşamları yapılıyor. Kıymetli ilim, fikir, sanat ve edebiyat mensupları burada dostlarıyla, okuyucularıyla buluşup sohbet ediyorlar. Bu toplantılar sayı olarak 450’ye yaklaştı. Kolay değil bu kadar toplantıyı düzenlemek. ESKADER yöneticilerini bu başarılarından ötürü kutlamak gerek. Elleri dert görmesin. Nice hizmetlere inşallah. Kimler geldi geçti o sohbetlerden. Marmara Kıraathanesi sohbetleri hakkında nasıl kitaplar yazıldıysa inanıyorum Bâbıâli Sohbetleri’ne dair kitap da yazılacak. Belki de yazılmaya başlanmıştır bile. Nasip olursa günışığına çıkar.

Bâbıâli, üstad Necip Fazıl’ın en kıymetli eserlerindendir. Şairler Sultanımızın hatıralarından meydana geliyor. Yıllar önce okumuştum, geçenlerde bu kıymetli eseri yeniden okudum, herkese tavsiye ederim.

TRT2’de geçenlerde Kübranur Duran Nilüfer’in Avni Özgürel ile birlikte hazırlayıp sundukları “Bâb-ı Âli Sohbetleri” de büyük ilgi gördü. Yalnız 12 hafta çabuk doldu. Keşke bu seçkin program devam ettirilse. TRT yöneticilerine teklifimizdir, bu hizmeti bekliyoruz.

Yayınevlerimiz arasında Bâbıâli Kültür Yayıncılığı’nı Türkiye gazetesi yazarı Rahim Er ağabeyimiz kurmuştu. BKY adıyla da duyulan yayınevinin temeli 14 Kasım 1999 tarihinde atılmıştı. Hazırlıktan sonra Haziran 2000’den sonra kitap neşriyatına başlandı. Yayınevi başkasına devredildi ancak bu isimle yine de devam ediyor.

İşadamı, yazar dostumuz Recep İncecik bir ara Cağaloğlu’nda Kâzım İsmail Gürkan Caddesi üzerinde bir lokanta kurdu. O günlerde karşılaştığımızda bu mekâna “Bâbıâli Lokantası” ismini teklif ettim, kabul etti. Sonra bizim “Bâbıâli Sohbetleri” yeni döneminde bir süre burada yapıldı. İlk toplantımızın konuşmacısı merhum Mehmed Şevket Eygi’nin tavsiyesi üzerine ismi “Bâbıâli Enderun Sohbetleri” oldu. Sonra bayrağı aynı cadde üzerinde bulunan Yeni Dünya Vakfı’mız devraldı. Vakıf, birkaç yıl bu sohbetlere ev sahipliği yaptı. Bâbıâli Lokantası’nda toplantı düzenlediğimiz sırada bir arkadaş latife yapıp bana takılmıştı: “Yahu sana bravo! Bu kadar insanı bir lokantaya sokup sonra da yemek yedirmeden çıkarabilen başka insan dünyada yoktur.” Tabii bu şakaydı. Yoksa cömertliğiyle tanınan Recep İncecik, sohbetlere iştirak eden herkese çayla birlikte ikramda bulunuyordu. Bâbıâli sıradan bir semt değildir. Bir isimle veya resimle tarif edemezsiniz. Bir misyonu, ruhu, maksadı, hedefi taşıyor. Fatih Belediyemizin diğer bazı kurumlarla birlikte “Kitapçılar Çarşısı”nı burada kurması büyük hizmetti. Hüviyetini kaybetmeye başlayan semt, âdeta yeniden dirildi, kendine gelmeye başladı. Başkan Ergün Turan’a kültür, sanat, kitap dünyası teşekkür borçlu. Bâbıâli’ye sahip çıkmak, öz kültürümüzü, medeniyetimizi korumaktır, unutulmamalı.