07 Temmuz 2021

Afganistan'da Kalmak Fırsat mı Tuzak mı?

Malum olduğu üzere son günlerde Türkiye’nin en önemli dış politika konularından biri Afganistan’da kalıp kalmama meselesidir. Karar hangi yönde olursa olsun bu stratejik bir karar olacaktır.

Devletler, strateji üretirken, mutlaka iki temel kaynaktan hareket ederler. Bunlardan ilki tarih, diğeri coğrafyadır. Zira coğrafya bir ülkenin ekonomik aktiviteleri ve yönelişleri üzerinde belirleyicidir. Tarih ise, devletlerin, tecrübi birikimleri ve hafızalarıdır.

Afganistan, dağlık coğrafi bir bölgede yer alan, denize ulaşımı olmayan, karayollarında ciddi güvenlik riski bulunan bir ülkedir. Ülkenin dış dünyayla bağının kurulması ancak Kabil Havalimanı ile sağlanmaktadır. Bu bakımdan bu havalimanın stratejik önemi oldukça yüksektir.

Afganistan’ın yakın tarihi ise, bir yönüyle acı ve gözyaşının, diğer yönüyle işgalcilerin gidip başarısız olduğu tarihtir. Önce İngilizler 1919’da gidip başarısız oldu ardından Sovyetler 1979’da işgal etti ama onlarda 1989’da çekilmek zorunda kaldı. En son ABD 11 Eylül saldırısını bahane ederek 2001’de işgal etti ve nihayet 2021’in içinde onlarda çekilmiş olacak.

ABD’nin işgale son vermesini iyi bir gelişme olarak görebiliriz ama Afganistan’da tam bir düzen tesis etmeden terk etmesi bir iç savaş riski doğurduğunu da göz ardı edemeyiz. Ülkenin iç savaşa sürükleneceğini bizzat Amerikalı Orgeneral Scott Miller şu sözlerle itiraf etti: ‘’ Afganistan’ın lider kadrosu birleşmezse ülke çok zor bir dönemle yüzleşebilir’’ dedi.

Bu şartlarda Türkiye’nin Kabil Havalimanını koruma sorumluluğunu üstlenmek istemesi fırsat mı, Tuzak mı? Zannedersem herkesin cevabını merak ettiği soru budur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 14 Haziran NATO toplantısında belli koşullara bağlı olarak ‘’Kabil Havalimanının güvenliğini sağlayabileceklerini’’ söylediğine göre, devlet bunun doğru bir strateji ve fırsat olduğunu düşünüyor.

Elbette devlet karar oluştururken, bizim bilmediğimiz bilgilere, ilişkilere sahip olduğundan dolayı, aldığı kararların daha doğru olduğuna güvenmek durumundayız. Ancak yine de zihnimi kurcalayan bazı risklere dikkat çekmek istiyorum.

Birincisi, Türkiye düşmanları: ‘’Türkiye işgalci bir ülkedir’’ algısını oluşturmak için propaganda yapacaklar. Daha şimdiden başladılar bile. Böylece Afgan halkının Türklere karşı olan sevgisini nefrete çevirmeye çalışacaklar.

İkincisi, Türkiye ile Pakistan’ın iyi ilişkilere sahip olmasından rahatsız olan bölgesel ve küresel güçler, terör örgütlerini kullanarak Pakistan’la aramızı bozabilirler. Türkiye’nin Pakistan’ı yanına almak istemesi bu gerçeğin farkında olduğunu gösteriyor ama yine de dikkatli olmakta fayda vardır.

Üçüncüsü, Türkiye’yi Çin ve Rusya’yla karşı karşıya getirebilirler. ABD işgaline karşı Rusya ve Çin’in Taliban’a yardım ettiği biliniyor. Bazı uluslararası medya kaynaklarında: Çin’in kapsamlı bir Afgan planı hazırladığı ve bu bağlamda hem Afgan Hükümetiyle hem de Taliban’la görüşmeler yaptığı söyleniyor.

Burada zihnimi meşgul eden başka bir soru: Birliğimizi tehdit eden terör örgütüne karşı mücadele eden Türkiye’ye, Suriye’den çık diyen ABD, neden Afganistan’da kalmasını istiyor?

Sonuç

Ülkeler bazı önemli kararlar almak durumunda kaldıkları zaman dikkate alınması gereken husus, bu kararın uluslararası sistemin katı gerçeklerine uygun olup olmadığıdır. Dünya siyasi tarihinde pek çok siyasi proje, sonuçları iyi hesaplanmamış kararların neticesinde alındığı için başarısız olmuştur. Umarız yöneticilerimiz en doğru kararı alarak tuzaklara düşmesinler veya tuzakları fırsata çevirsinler.

 

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement