Bazı kavramlar, kavradığı anlamın da ötesinde bir ağırlığa sahiptir. Kimi kavramlar derununda kurtuluşun, huzurun ve ebedi saadetin şifrelerini taşırken kimi kavramlar da aksine kan ve gözyaşının, kaosun, soykırımın, işgalin ve vahşetin en acı, en karanlık ve en şiddetli izlerini taşır. Bizim dil ve kültür dünyamızda bir kavramın korkunç anlamını biraz daha hafifletmek adına farklı kelimeler kullanılması adeti hep var olagelmiştir. Aslında aşağı yukarı birbirine denk anlamlara gelen sömürgecilik, müstemlekecilik veya kolonyalizm kavramları da bunlardan biridir.

UNESCO tarafından “Dünya Edebiyat Şehri” unvanını alan Kahramanmaraş’ımızın gözdesi Yitiksöz dergisi, Eylül-Ekim 2026 tarihli 37. sayısında “Kolonyalizm” kavramını masaya yatırmış ve ortaya 544 sayfadan oluşan hacimli bir sayı çıkarmış. Bu kapsamlı sayı için Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’i, Genel Yayın Yönetmeni Duran Boz Hocamızı, dergiye yazılarıyla hayat veren tüm şair ve yazarlarımızı; derginin dizgisinden basımına ve bize kadar ulaşmasına vesile olan görünmez kahramanlarını peşinen tebrik ediyorum.

Yazımızın girişinde de bahsettiğimiz gibi, bazı kavramların ürkütücü etkisi yumuşatılmaya çalışılarak insanların bu kavramlara karşı tepkileri törpülenmek istenmiştir. Bizde yıllarca “Coğrafi Keşifler” adı altında yumuşatılan sömürgeciliğin veya eski deyimle müstemlekeciliğin yabancı literatürdeki karşılığı "Kolonyalizm" olarak telaffuz edilir.

Kolonileştirme; bir ülkenin, kendi sınırları dışındaki bir toprağı ele geçirip oraya kendi nüfusunu yerleştirmesi, bölgeyi kontrolü altına alması ve kendi siyasi/ekonomik sistemini kurarak sömürmesi demektir. Kelimenin etimolojisine, yani köklerine gidildiğinde "koloni" kelimesinin Latince kökenli “colonia” sözcüğünden geldiği ve Fransızca kökenli bir kelime olan “colonialisme”den türetildiği anlaşılmaktadır. Sömürgeciliğin duayenlerinden olan Fransa, demek ki yaptığı işin adını da kendisi koymuş.

“Coğrafi keşifler” kavramı ile tarihî gerçekleri izah etmek, işi o kadar masumane bir çehreye büründürüyor ki nihayet Millî Eğitim Bakanlığı; zihinlerde oynanan bu oyunu fark ederek "Coğrafi Keşifler" yerine "Sömürgecilik", "Haçlı Seferleri" yerine "Haçlı Saldırıları" ve "Orta Asya" yerine "Türkistan" kavramlarının kullanılmasını millî şuurun inşası adına talimatlandırdı.

Dergi incelendiğinde kavramla ilgili doyurucu izahların bulunduğunu belirtmekte fayda var. Bu sayıda şiirleriyle sömürgeciliği anlatan otuz bir şairimiz var. Bunlar; Âtıf Bedir, Cafer Keklikçi, Zeynep Arkan, Vural Kaya, Yunus Emre Altuntaş, Adem Turan, Nurettin Durman, Ayşegül Sözen Dağ, İrfan Çevik, Süleyman Karaca, Vahdettin Oktay Beyazlı, Asiye Ceyhan, Ekrem Elmas, Tayyib Atmaca, Agâh Sayra, Hacı Ahmet Sevgili, Hüseyin Çolak, Kadir Ünal, Akif Dut, İnci Okumuş, Mahmud Musab Önder, Yasin Mortaş, İbrahim Gökburun, Derya Kurtoğlu, Mahmud Derviş, Amal Dunqul, Ömer Ebu Rişe, Muhammed Mehdi Alcevahri...

Sömürgeciliğin sosyolojik, felsefi ve edebi yönlerini ele alan yüz bir yazı kaleme alınmış. Mustafa Alican, Hilmi Uçan, Ercan Yıldırım, Mehmet Narlı, Kasım Küçükalp, Ahmet Dağ, Üzeyir İlbak, Ömer Hatunoğlu, Faruk Uysal, Kadriye Durmuşoğlu, Yunus Emre Altuntaş, Selçuk Türkyılmaz, Arif Ay, Kadir Canatan, Mehmet Okuyan, Ethem Erdoğan, Ejder Okumuş, Özcan Ünlü, İbrahim Baz ve Mustafa Uçurum bu isimlerden birkaçı...

Dergide; Cahit Efgan Akgül, Recep Ayık, Müzeyyen Çelik Kesmegülü, Gülçin Yağmur Akbulut, İbrahim Yarış, Süheyla Karaca Hanönü, Vedat Ali Kızıltepe, Derya Gezgin, İlker Gülbahar, Tayyib Sâlih, Yusuf İdris, Gabit Müsirepov gibi öykücülerimiz de sömürgeciliği öyküleriyle okurlarına anlatmaya çalışmışlar.

Benim dikkatimi çeken bir diğer husus da sömürgeciliğin müzik ve sinema üzerinden eleştirildiği yazılar oldu. Bu bağlamda Mahir Nakip’in “Emperyalizmin Sessiz Silahı: Müzik”, Timuçin Çevikoğlu’nun “Emperyalizm ve Türk Klasik Müziği” ve Jean Szlamowicz’in “Müziği Sömürgeleştirmekten Kurtarma: Bir Yıkımın Arzusu” başlıklı yazılarını ilgiyle okudum.

Yine benim can alıcı bir nokta olarak gördüğüm, sömürgeciliği sıradanlaştıran ve zihinleri iğdiş ederek insanları buna alıştıran sinema sektörünü, özellikle bu işin kalbi olan Hollywood üzerinden eleştiren yazılara da dikkat çekmek isterim. Bu bağlamda; Enver Gülşen’in “Bir Amerikan Keşif Kolu Olarak Hollywood ve Sömürgecilik Biçimleri” ve Ömer İzci’nin “Küresel Batı’nın Algı Mühendisliği: Bir ‘Kitle İmha Silahı’ Olarak Hollywood” yazıları okunup üzerinde düşünülmesi gereken çalışmalardan.

Arka kapağa da alınan Arif Ay’ın şu dizeleri, gerçekten sömürgeciliği en karanlık yüzüyle zihnimizde canlandırmaya yetmektedir:

“biz kara gözlü çocuklarıyız

Filistin’in, Gazze’nin, Afrika’nın

bombalar düşerken yüreğimize

acımızla büyütürüz direnci

siz karanlık ekersiniz

biz yıldız biçeriz”

Yazımızı dua kabilinden Atıf Bedir’in şu dizleriyle sonlandırıyorum:

“Çekip gitse de beyaz adamın gölgesi sulardan

Zihnî sömürüden azad olamadı rüyaları onların

Bir gün uyanacak Asya’nın, Afrika’nın, Ortadoğu’nun çocukları

Ellerde bilinç mızrakları, dillerde özgürlük şarkılarıyla”