Bir yanda, "Kefenimi giyip yola çıktım" diyerek dahili ve harici tüm şer odaklarına karşı göğsünü siper eden, bu uğurda defalarca ölümün kıyısından dönen bir irade... Diğer yanda ise, bu büyük davanın çilesinden, ruhundan ve ağırlığından zerre kadar nasibini almamış; o devasa gölgenin altına saklanarak kendi küçük krallıklarını kurma peşine düşmüş bir avuç menfaatperest.

Tarih sadece kahramanları ve onların destansı mücadelelerini yazmaz; aynı zamanda o mücadelenin sırtından geçinmeye çalışan, davanın adını kullanarak kendi kasasını dolduran ikbal avcılarını da kaydeder.

Reis; yedi düvelle, içerideki kumpasçılarla, dışarıdaki hainlerle canı pahasına bir kavga verirken, etrafına çöreklenen bazıları bu kavgayı yalnızca kendi cüzdanlarını şişirmek ve koltuklarını sağlamlaştırmak için bir "fırsat" olarak gördü. En acısı ve en mide bulandırıcısı ise, bu zavallıların sergilediği o pespaye tiyatro. Kameralar önünde lafa gelince mangalda kül bırakmayan, cüsselerinden büyük laflar ederek sanki Reis ile aynı yaşanmışlığa, aynı ağırlığa ve aynı yetkiye sahipmiş gibi davranan bu sahte kahramanların tek bir kutsalı var: Kendi ikballeri.

Dava taşın altına gövdeyi koymayı gerektirdiğinde köşe bucak saklananlar, iş ganimet paylaşımına gelince en ön safta yer kapma yarışına girdiler. Reis'in ismini bir kalkan, bir maymuncuk gibi kullanarak açamayacakları kapı, giremeyecekleri ihale bırakmadılar. Liyakati ayaklar altına alıp, sadakati sadece kendi şahsi çıkarlarına hizmet ettiği sürece hatırladılar.

Ama unuttukları, daha doğrusu kibirlerinden göremedikleri bir şey var: Hakikatin, er ya da geç ortaya çıkmak gibi şaşmaz bir huyu vardır. Ve o gün geldi çattı.

Artık deşifre oldunuz.

Kurduğunuz o sahte düzen, attığınız o hamasi naralar artık kimseyi inandırmıyor. Bu feraset sahibi halk; kimin gerçekten kefenini giyip milleti için ateşten gömlek giydiğini, kimin ise o mücadelenin kanı ve teri üzerinden kendine lüks şatolar inşa etmeye çalıştığını artık çok iyi görüyor. Makyajınız aktı, maskeniz düştü; asıl niyetiniz tüm çirkinliğiyle gün yüzüne çıktı.

Şimdi size düşen tek bir şey var:

İşgal ettiğiniz o makamları, ardına korkakça saklandığınız o büyük ismi daha fazla kirletmeyin. Halkın olanı, haksızca gasp ettiğiniz o ayrıcalıkları, çaldıklarınızı sessizce yere bırakın.

Ve ait olmadığınız o yeri derhal terk edin!