İsrail ve hamisi ABD’nin İran’a karşı başlattıkları savaşın kırkıncı gününde ateşkes kararı alındı. Kararın alınmasında Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan tarafında yürütülen barış çalışmalarının etkili olması önemlidir.

Ama sizlerle birlikte önce İsrail'in şantajları ile savaşı başlatan ABD Başkanı Donald Trump'ın ateşkes sonrası yaptığı açıklamaya bakalım, sonra konunun detaylarına geçeriz.

ABD Başkanı Trump, yaptığı son açıklamasında "ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki trafik yoğunluğuna yardımcı olacağını" söyledi. Sonraki sözleri, sanki kendileri istemediği halde İran tarafından savaşa zorla sokulmuş bir ülke lideriymiş gibi: "Çok sayıda olumlu adım atılacak… Dünya barışı için büyük bir gün! İran bunu istiyor, artık yeter dediler! Aynı şekilde herkes de öyle!" Adam barış sevdalısı(!) neden kendisine NOBEL Barış ödülü verilmediğine şaşırmaya devam ediyor. Ve diyor ki tacir başkan, "Büyük paralar kazanılacak. İran yeniden inșa sürecine başlayabilir. Her türlü ürünün tedariğini yapacağız ve her şeyin yolunda gitmesini sağlamak için beklemede kalacağız. Bunun gerçekleşeceğine inanıyorum. Tıpkı ABD'deki gibi, bu Ortadoğu'nun Altın Çağı olabilir!" ifadelerini kullandı.

Hiç kızmadan, öfkelenmeden soruyorum:

Bu herif neyin kafasını yaşıyor?

Hangi dünya da yaşıyor?

Bu savaş, dünya lideri ülkenin, siyonistlerin güdümüne girmesiyle birlikte daha fazla çöküşe yaklaştığını ortaya koydu. ABD artık dünyanın hiçbir ülkesinde muteber ülke değildir. Gazze'de uyguladığı soykırımdan sonra İsrail bütün itibarını yitirmişti. Ayrıca İsrail vatandaşları ülkeleri dışında hiçbir yerde yaşayamaz oldu. Gittikleri otellerden, restoranlardan, kafelerden kovuldular. Bundan böyle ABD vatandaşları da benzer uygulamalarla karşılaşırsa şaşırmayın.

Çöküşler böyle başlar. Bir ülkenin dünyada saygınlığı kalmayınca mallarına rağbet edilmez, sözlerine güvenilmez, başına bir felaket gelince yardım edilmez. Güç kaybı ekonomik alanda olduğu gibi diplomatik alanda da görülür. Olumsuzluklar katlanarak büyür ve günü geldiğinde bir devir kapanır.

Amerika bu hale düştü. Trump Amerikayı bu hale düşürdü. Geçtiğimiz gün TRT KURDÎ'deki tartışma programı "Vengê Welati" programında konuklardan Mahmut Erdoğmuş "Ülkelerin vekil güçleri var; vekâlet savaşlarında onlar adına savaşan, gerektiğinde suikastler, terör eylemleri gerçekleştiren vekil güçler. Nasıl ki Haşdi Şabi İran'ın vekil gücü ise, ABD de İsrail'in vekil gücü olmuş, İsrail adına vekâlet savaşlarında görev icra ediyor" demişti. Sayın Erdoğmuş'un bu enfes tespitine şu soruyu ilave edebiliriz:

İsrail adına savaşan bu vekil güç (ABD) son kullanım süresine yaklaştı mı?

Bence yaklaştı. Şayet yakın gelecekte ABD'yi İsrail adındaki azgın hayduttan kurtarmazlarsa ABD son kullanım tarihine yaklaştığı için bin pişman olur da bu pişmanlık artık bir işe yaramayacaktır.

Neticede İran bu savaşın mağduru ancak mağdur oluşu mağlup olmasını gerektirmedi. Zira savaşın kazananı İran'dır. Rejime öfkeli oldukları halde İran halkının kenetlenmesi, vatanlarına sahip çıkması takdire şayandır.

Temennimiz geçici ateşkesin temelli hale dönüşmesidir. Bunun için İran olası İsrail sabotajlarına karşı uyanık olmalıdır. Dünya ülkeleri ve kamuoyu İran’ı haklı bulmuştur, İran bunun kıymetini bilmelidir.

Gelelim ateşkes kararının alınmasındaki etkenlere. Burada ateşkesin ABD için zorunlu olduğunu yani ABD’nin buna mecbur kaldığını ifade ettikten sonra önemli olan başka bir tek faktörden söz etmek istiyorum. İslam dünyası için anlamlı ve değerli olan bu faktör inşaallah daha büyük girişimlere imza atacaktır.

Girişte de belirttiğim gibi Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan'ın haftalardır yürüttükleri diplomasi ve birlikte hareket etme gayretleri ateşkes kararında etkili olmuştur. Bu kısa sürede elde edilen bu başarı İslam dünyasının geleceği hakkında sonraki aylar ve yıllar için umut vaad ediyor. Mezhep ve rejim kompleksi taşımayan bu ülkelerin beraberliği resmi bir hüviyete büründüğünde daha etkili olacağı muhakkaktır.