Geçen yıl kaleme aldığım “Barış İllüzyonu” başlıklı köşe yazımda, ABD Başkanı Donald Trump ile Mısır Devlet Başkanı A. Sisi başkanlığında, Mısır'da düzenlenen “2025 Gazze Barış Zirvesi”nin göstermelik bir barış anlaşması olduğunu, bu nedenle zirvede alınan kararların uygulanamayacağını belirtmiştim.

13 Ekim 2025 tarihinde gerçekleştirilen, “Şarm el Şeyh Barış Zirvesi” olarak da bilinen sürecin üzerinden on aya yakın bir süre geçmesine rağmen İsrail Terör Devleti'nin, Lübnan ve Gazze’ye yönelik saldırıları hâlâ devam ediyor. Anlaşmanın ilk aylarında göstermelik de olsa saldırılarını azaltan İsrail, şu ana kadar barış anlaşmasını 3465 kere ihlal ederek, 1045 Gazzeli sivili daha hayattan kopardı.

Şarm el Şeyh Barış Anlaşması” imzalandıktan sonra Gazze'ye yönelik yürüttüğü askeri operasyonlarda farklı bir strateji izlemeye başlayan İsrail ordusu, büyük ve geniş kapsamlı harekatlar yapmak yerine, belirli hedeflere nokta saldırılar düzenlemeye başladı.

Siyonizmin şeytani aklı, imzalanan barış anlaşmasından sonra taraflar arasında gerçek anlamda bir mutabakat sağlanmış, kalıcı bir sulh gerçekleşmiş ve tüm anlaşmazlıklar çözülmüş gibi bir hava oluşturarak Gazze Soykırımını dünya kamuoyunun gündeminden düşürmeyi başardı.

Nitekim B. Netanyahu, iki ay önce yaptığı bir açıklamada: “Korku duvarını yıktık!” diyerek, İslam dünyasına karşı elde ettiği askeri, siyasi ve psikolojik üstünlüğü büyük bir utanmazlıkla ifade etti.

İslam dünyasının kanayan yarası Gazze, Donald Trump’ın Mısır piramitlerinin muhteşem silüetinin önünde yaptığı tiyatral bir barış gösterisi sonunda daha da yalnızlaştırıldı. Sonuç olarak sözde barış sürecinden karlı çıkan, İsrail Terör Devleti oldu.

***

İsrail, Gazze'ye uyguladığı ölümcül ambargoya, barış(!) anlaşmasına rağmen devam ediyor. Yardım tırlarının Gazze’ye girişine, istediği zaman izin veren Siyonistler, hayati önem taşıyan ürünlerin bölgeye girişine müsaade etmiyor. Nitekim, Gazze’nin bazı bölgelerinde açlık ve susuzluk had safhaya çıkmış durumda. İsrail, temel besin kaynaklarının Gazze’ye girişini engelleyerek açlık ve susuzluk silahını ölümcül bir şekilde kullanıyor.

Gazze halkı hayatta kalabilmek için sadece açlık ve susuzlukla değil salgın hastalıklar, fare ve böcek istilası gibi başka sorunlarla da mücadele etmek zorunda kalıyor.

***

İsrail, Gazze'de yaşayan bazı aşiretleri silahlandırarak, Hamas'ın halk nezdindeki otoritesini sarsabilecek muhalif güç odakları oluşturmaya çalışıyor. İsrail'in kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlı Arap aşiretler, Gazze halkına yönelik baskı, şiddet ve sindirme politikası uyguluyor. Adeta eşkıyalık yapan bu gruplar, Kassam tünellerinde gizlenmeye devam eden mücahitleri yakalayıp, işkence ile katlediyor.

İsrail, yakaladığı bazı Kassam mücahitlerini, Hamas’ın otoritesini ve imajını zedelemek için aşiretlere özellikle teslim ediyor.

Bölgeden gelen haberlere göre Gazze'de, Hamas'a muhalif silahlı grupların sayısı giderek artıyor. İsrail’in desteklediği, aralarında çok sayıda eski suçluların da olduğu bu gruplar, şimdilik sayı olarak az da olsalar ileriye dönük büyük tehlike oluşturabilir.

İsrail, Ebu Şebab gibi işbirlikçi grupları kullanarak Gazze’ye uyuşturucu sokmaya da çalışıyor. Savaştan bitkin ve yoksul düşmüş halkı, uyuşturucuya alıştırmak isteyen İsrail, kilolarca uyuşturucu Gazze’ye sokmanın yollarını arıyor. İsrail’le ortak hareket eden aşiretler, uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığından büyük gelirler elde ederek finansman olarak da güçleniyor.

Gazze Polis Sözcüsü Eymen el-Batnici: “Gazze'de uyuşturucuyla mücadele birimi ve uyuşturucu tacirleri arasında bir savaş var.” açıklamasında bulunarak uyuşturucu tehlikesine dikkat çekmişti. Bölgedeki uyuşturucu trafiğinin bir an önce engellenmesi gerekiyor. Aksi taktirde Gazze sadece beden olarak değil ruh olarak da yok olup gider.