0

Son günlerde Rusya ile Türkiye arasında ciddi yakınlaşmalar gerçekleşiyor. Olumsuz rüzgarlar tamamen yok olup, yerini bahar esintilerine bırakıyor. "Türk Akımı" anlaşmasının imzalanması ile ilişkiler eskiden olduğundan çok daha ileri aşamaya geliyor.

Anlaşmanın ugulamaya geçmesi ile birlikte Türkiye'nin enerji sorunu çözülürken Batı'nın enerjiye olan ihtiyacı Türkiye üzerinden karşılanacak. Bu da Türkiye'ye, hem Batı'yı hem Rusya'yı dengeleme imkanı verirken Batı'yı enerji kaynaklarına bağımlılıklarından dolayı gizliden gizliye saldırgan hale getirecektir.

Rusya ile olan diğer stratejik anlaşmalarımızı da gözönünde tutarsak büyük hesapların şimdiden yapılmaya başlandığını gözardı edemeyiz...

Batı dünyası kuduruyor, kudurdukça saldırganlıkları artıyor ve artmaya da devamedecek. Bu saldırganlıkları onları kendi kurdukları tuzakların içine çekecek. Moğolların Anadolu'ya gelip kurdukları tuzaklar içinde yokoldukları gibi çağdaş vampirler de yokolup gidecek.

Batılılar'ın İslam Âlemi'ninin enerji kaynaklarına olan aç gözlüğü onları yokedecek. Bunu yaparken de eskiden olduğu gibi insanlık adına ne varsa tahrip etmekten de çekinmeyecekler.

Bunun için yeni bir dünya savaşı kaçınılmaz gibi görünüyor. Bir tarafta Rusya, diğer tarafta Nato'nun temsil ettiği Batı dünyası. Bir birleri ile kapışmadan, yeryüzünün sükünete ermesi mümkün görünmüyor. Zaten son gelişmeler de bunun habercisi.

Kaçınılmaz bir dünya savaşının düello sesleri yavaştan yavaşa bütün hızıyla yaklaşıyor. Suriye, Musul meselesi aç sırtlanların bahanesi olması için yeterli sebep sayılabilir.

Batı'nın enerji kaynaklarına olan ihtiyacı onları en son Rus Türk yakınlaşmasıyla daha da sardırgan hale getirecektir.

Medya gücünü kullanarak istediği herşeyi manipüle etme imkanına sahip olan Batı'nın tehlikeli oyunları ile başedebilmek için ciddi anlamda bilgi ve enformasyon tekniğine sahip donanımlı entellektüel kitlenin modern tekniklerle mücadele yöntemini kuşanmaya ihtiyacı vardır.

Gelişmeleri onların kurguladıkları araçlarla değil de, kendi değerlerimizle takip etmeye, saf temiz kaynaklarla okuyarak analiz etmeliyiz. Düşünceyi şekillendiren araçlar bozuk ise sağlıklı bir düşüncenin oluşması da mümkün olmaz.

Sağlıklı düşünebilmek için sağlıklı araçlara ihtiyaç vardır.

Her tarafımız onların kurguladıkları medya bombardımanı ile sarılmış halde. Sağlıklı adımlar atabilmek için sağlıklı güşünme gücüne ve sağlıklı verileri insanlara ulaştırabilecek özgür düşünce yollarına ihtiyaç var.

Rusya kendi menfaatlerini düşünüyor olabilir. Biz de kendi menfaatlerimizi düşünmek zorundayız. Elbette Batı'ya karşı yapılan ortak tavır bizi güçlendirecektir. Ama ümmetin menfaatini öncelleyecek oluşumlardan geri durulmamalıdır.

Amerika, Rusya'ya karşı alenen düşmanlığını belirtmekten çekinmiyor, kılıçlar çekilmiş vaziyette. Her an herşey olabilir. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Gizleyemiyorlar iki yüzlülüklerini. Yeni bir dünya savaşının çıkmasını da bu gidişle engelleyemeyecekler.

Şimdi basit bir bakış açısı ile Türk Rus ilişkilerinin seyrini anlamak oldukça güç. Öncelikle Batı dünyasının eşyaya ve değerlere bakış açısını tanımlamak gerekir. Menfaat üzerine kurulu bir medeniyet algısı olan güçlerin işleyemeyeceği cinayet yoktur.

Batı dünyasının diğer toplumlar üzerinde kurmaya çalıştığı son bir asırlık hegemonyanın temelinde şizofrenik derecede üstünlük kompleksleri yatmakta. Kendi varlıklarını koruyabilmeyi ancak diğer toplumları zayıflatarak, çaresiz bırakarak gerçekleştirebileceklerine inanmışlar.

Bu yüzden son bir asırdır bütün planlarını, projelerini bu yanlış inancının sürekliliğini sağlamak için yapmışlar. Neredeyse dünya toplumlarının çoğunluğunu bu sapkınlıklarının kurbanı etmişler, kendi varlıklarının devamlılığı için de her türlü gayrı insani yolları denemekten çekinmemişlerdir.

İslam ülkelerinde gizliden gizliye oluşturdukları yeraltı ve yerüstü teşkilatlanmalarla kendilerine doğal köleler oluşturmuşlar, ahlak mefhumunu hiçe sayan oluşumlarla menfaat odaklı çirkin ilişkiler ağı kurmuşlardır.

Değerlere yeniden anlamlar yükleyip kendi amaçları uğruna yeniden tanımlamışlar, doğru yanlış, yanlış doğru gibi gösterilmiştir. Yıllarca sadece kendi menfaatlerinin gerçekleşmesi için hem kendi inandığı değerlere, hem de insanlığın ortak değerlerine ihanet etmekten çekinmemişlerdir. 15 Temmuz saldırısındaki duruşları buna en güzel örnektir.

Batı dünyası medeniyet algısını kendi menfaatleri çerçevesinde tanımlamış, dünyayı da bu algıya zorlamıştır.

Aklımızı özgürleştirerek yanlış algıların kurbanı olmaktan kurtulabilirz.