Geçtiğimiz hafta, “Gaye Delili”ni ele almıştık. Bu hafta ise, “İnayet Delili”ni incelemeye çalışacağız inşâallahü teâlâ. “İnayet (şefkatli gözetim) Delili” kısaca şudur:

Canlıların; özellikle de insanların ihtiyaç duydukları her türlü nimetin önceden hazırlanmış olması ve hayatlarının devamını sağlayacak sayısız lütuf ve ihsanla kuşatılmış olmaları; sonsuz ilim, irade, kudret ve rahmet sahibi bir Yaratıcı’nın varlığını gösterir. Çünkü canlıların, hayatlarını idame ettirecek imkân ve kabiliyetlerle donatılmış bulunmaları; kâinatta yüce bir “inayet”in yani şefkatli bir gözetimin bulunduğunu açıkça ortaya koyar. “İnayet Delili”nin mantıkî açılımı ve izahı ise, şöyledir:

1) Kâinattaki bütün canlılara; ihtiyaçlarını karşılayan ve yaşamlarını kolaylaştıran sayısız nimet bahşedilmiştir: İnsan dünyaya geldiği anda, kendisine annesi üzerinden süt ikram edilmektedir. Daha sonra kendisine; en çok ihtiyaç duyduğu hava, su, gıda, ışık, ısı ve daha nice nimetler karşılıksız olarak ihsan edilmektedir. Bu durum, canlıların tüm ihtiyaçlarının önceden şefkatle yaratılıp hazırlandığını açıkça göstermektedir.

2) Canlıların ihtiyaçları, daha ihtiyaç hâline gelmeden önce karşılanmaktadır: İnsan için; susamadan suyun, acıkmadan gıdanın, nefes almadan havanın önceden hazır bulunması; dikkat çekici bir “inayet”in bulunduğunu göstermektedir. Bu kadar önemli olan bu nimetlerin önceden hazırlanmış olması, canlıların başıboş ve sahipsiz olmadıklarını göstermektedir.

3) Canlıların zayıflığı ile kendilerine verilen nimetler arasında büyük bir inayet görülmektedir: Yeni doğmuş bir yavru, ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar âcizdir. Buna rağmen onun beslenmesi, korunması, temizlenmesi ve büyütülmesi için anne ve babasının kalbine muazzam bir şefkat ve merhamet yerleştirilmiştir. İşte bütün bunlar, kâinatta hâkim olan bu muazzam “inayet”i âdeta haykırmaktadır.

4) İhtiyaçların karşılıksız olarak verilmesi, şefkat ve lütfu gösterir: Hayatın devamı için zorunlu olan; hava, su, ısı, ışık, toprak, bitkiler ve daha nice nimet bedava olarak sunulmaktadır. Bu kadar büyük ve sürekli bir lütuf, bu nimetleri veren bir Yaratıcı’nın bulunduğunu ve ayrıca kullarına karşı çok merhametli olduğunu göstermektedir.

5) Bu şefkat ve inayet, tesadüflerle açıklanamaz: Bir canlının daha dünyaya gelmeden önce ihtiyaçlarının hazırlanması, doğduğunda kendisine uygun gıdanın sunulması ve hayatı boyunca sayısız nimetin onun hizmetine verilmesi; şuursuz ve kör bir tesadüfle açıklanabilecek bir durum değildir. Kör tesadüf; muhtaç olanı bilen, onun ihtiyaçlarını gözeten ve ihtiyaçlarına uygun nimetleri hazırlayan bir şefkate sahip olamaz.

6) Sebepler de bu şefkatin sahibi olamaz: Anne, çocuğunu emzirir. Fakat süte kaynaklık eden anne, sütü hazırlayamaz. Yağmur yağar, bitkiler yetişir, meyveler meydana gelir; fakat bunların hiçbiri, insanlara şefkat edip onların ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamaz. Dolayısıyla sebepler kendilerine verilen vazifeleri yerine getiren birer vasıtadırlar. Dolayısıyla Onlar, kâinattaki bu yüce inayetin sahibi asla olamazlar.

7) Binaenaleyh kâinattaki bu şefkat ve inayetin, bir sahibi ve gözeteni vardır: Canlıların ihtiyaçlarının önceden hazırlanması, zayıf ve muhtaç varlıkların korunması, yavruların şefkatle büyütülmesi ve sayısız nimetin karşılıksız olarak verilmesi, kâinatta sonsuz bir şefkat ve inayetin bulunduğunu göstermektedir. Kâinattaki bu genel “inayet,” her varlığın ihtiyacını bilen ve ona uygun nimetleri lütfeden bir Yaratıcı’nın varlığını net olarak ortaya koymaktadır.

8) İşte O Yaratıcı, Allahü Teâlâ’dır: Evet, bu sayısız lütuf, rahmet, şefkat ve gözetim; Allahü Teâlâ’nın sonsuz ilmini, kudretini, rahmetini ve hikmetini göstermektedir. Dolayısıyla “İnayet Delili”, Allahü Teâlâ’nın varlığını ortaya koyan önemli aklî delillerden biridir.

“İnayet Delili” sadece dinî bir kabule dayanmaz. O, aynı zamanda akl-ı selîmin de kolaylıkla kavrayabileceği bir hakikati ifade eder. Çünkü insan, hayatı boyunca kendisine sunulan sayısız nimetin, sahipsiz olarak meydana gelmediğini ve bütün bunların her şeye gücü yeten Allahü Teâlâ tarafından ihsan edildiğini çok iyi bilir.

Âyet-i kerîmede şöyle buyurulmaktadır:

“Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkarsanız, onları sayamazsınız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Nahl 18)

(Devamı haftaya…)