Benim 15 Temmuz'un 10. yılında gençlere sormak istediğim asıl soru budur.
Bir daha FETÖ olabilir mi?
Olabilir!
Ama adı FETÖ olmayabilir.
Din adına gelebilir.
İdeoloji adına gelebilir.
Milliyetçilik adına gelebilir.
Modernlik adına gelebilir.
Hatta eğitim, teknoloji veya kişisel gelişim adına bile gelebilir.
İsimler değişebilir.
Ama yöntem değişmez.
Eleştirilemeyen bir lider varsa…
Sorgulanamayan bir hiyerarşi varsa…
Gizli bir örgütlenme varsa…
Devletin hukukundan daha üstün görülen bir talimat varsa…
Mensupların birbirini liyakat gözetmeden kayırdığı bir sistem varsa…
Ve bir insanın aklı başka bir insanın iradesine teslim edilmişse…
Orada durup düşünmek gerekir.
Gençlerimize İtaat Etmeyi Değil, Düşünmeyi Öğretmeliyiz
İşte 15 Temmuz'un 10. yılında yapmamız gereken en büyük mücadele burada başlamaktadır.
Gençlerimize sadece "FETÖ kötüdür" demek yetmez.
FETÖ gibi yapıları nasıl tanıyacaklarını öğretmeliyiz.
Dinini öğrenen ama din adına kandırılmayan…
Devletini seven ama yanlış gördüğünde soru sorabilen…
Bir topluluğa mensup olabilen ama aklını o topluluğa teslim etmeyen…
Liderine saygı duyan ama onu hatasız ve sorgulanamaz görmeyen…
Bilgiye ulaşan ama kaynağını sorgulayan…
Gençler yetiştirmek zorundayız.
Kur'an-ı Kerim insana defalarca düşünmeyi, akletmeyi ve ibret almayı hatırlatırken, bir Müslümanın aklını başka bir insanın iradesine teslim etmesi düşünülebilir mi?
Hakikat şahıslara göre değişmez.
İslam'da hiçbir insan mutlak itaat makamı değildir.
Bu nedenle yeni nesillerimize şu anlayışı kazandırmak zorundayız:
Kişiye değil hakikate…
Gizli yapılara değil hukuka…
Çıkara değil ahlaka…
Örgütsel sadakate değil millete ve devlete sadakate…
15 Temmuz'u Anmak Yetmez!
15 Temmuz'un 10. yılında artık sadece geçmişi konuşmayalım.
Geleceği konuşalım.
FETÖ'nün kaç darbecisinin yakalandığını konuştuğumuz kadar, bir daha böyle bir yapılanmanın nasıl engelleneceğini de konuşalım.
Siyasi ilişkilerini konuşalım.
Ekonomik ağlarını konuşalım.
Uluslararası yapılanmasını konuşalım.
Ama hepsinden önemlisi;
İnsan zihnini nasıl ele geçirdiğini konuşalım.
Çünkü devlet kurumlarını geri alabilirsiniz.
Şirketlere el koyabilirsiniz.
Örgüt mensuplarını yargılayabilirsiniz.
Fakat insanların zihinlerinde oluşturulan kör itaati ortadan kaldıramazsanız, bir yapı gider, başka bir yapı gelir.
İşte bu nedenle 15 Temmuz'un 10. yılında benim asıl sorum şudur:
FETÖ'yü mü bitirmek istiyoruz, yoksa bir daha FETÖ benzeri hiçbir yapının ortaya çıkamayacağı bir Türkiye mi inşa etmek istiyoruz?
Eğer cevabımız ikincisiyse;
Mücadelemizin merkezine sadece güvenliği değil, hukuku…
Sadece istihbaratı değil, eğitimi…
Sadece cezalandırmayı değil, liyakati…
Sadece geçmişi değil, geleceği…
Ve hepsinden önemlisi akleden, sorgulayan, ahlaklı ve iradesini hiç kimseye teslim etmeyen bir nesli koymak zorundayız.
Çünkü 15 Temmuz'un bize bıraktığı en büyük miras yalnızca o gece gösterilen kahramanlık değildir.
Asıl miras;
Bir milletin iradesinin hiçbir kişiye, hiçbir örgüte ve hiçbir karanlık merkeze teslim edilemeyeceğini gelecek nesillere öğretebilmektir.