​Fetihlerle İslam’ın sancağını dalgalandıran şanlı Müslüman Türk Milleti, bir dönem "hasta adam" diye yatağa düşürülmüştü. Toprak ve insan kaybına sebep olan İttihatçılara; Osmanlı’nın sınırlarına siyaset dehasıyla sağlam dikiş atan ve Çanakkale’ye modern tabyalar inşa eden Sultan Abdülhamid’e ihanet eden "İngiliz biberonuyla" beslenmiş Jön Türklere rağmen, Anadolu’nun Müslüman çocuğu vatan için ayaktaydı. Kınalı kuzular, İslam için Çanakkale meydanında kurban olmayı seçmişti. Yeter ki Çanakkale geçilmesin; yeter ki hilafet, İslam âleminin hamisi olmaya devam etsin... Evet, yüz binler; Şeair-i İslâmiye için, İslam âlemi başsız kalmasın diye, ezan için, bayrak için ve imanla yaşamak için kurban oldu.

Allah için, vatan için kurban olmayı seçmiş bir milletin Kurban Bayramı, üç yüz altmış beş gündür. Bu milletin ne boğazı geçilir, ne şehri, ne de imanı... İmanı geçilmez olan bu aziz milletin evlatları, günü geldiğinde yeniden "şehadet delisi" olur; Tevhid’i ilan eden ezanımıza ve şanlı bayrağımıza kurban olur.

​Ah Çanakkale! Ölüme duyulan yürekli sevda, ölümün mahcup kaldığı cesaret, gencecik yaşlarda devleşen iman... Ah Çanakkale! Ruhunu ulvi duygularla süslerken ölümü şehadete vuslat olarak gören, kara toprağın bahtını ak eden şehitler diyarı... Çanakkale; unutulması suç sayılacak kahramanları ağırlayan aziz vatan parçası. Sadece vücutları değil, hücreleri parçalanmış; halen kanayan ve yürek yakan bir yara... Ulvi bir dava için ölüme imece kurulan bu boğaz; günahla kirlenmemiş kulakların halen tekbir seslerini işittiği, vatanseverlerin boğazını düğümleyen bir geçit... Sevdaya yol verdin, düşmana düğümlendin; geçit vermedin!

​Çanakkale; asırlarca İslam’a hizmet etmiş Osmanlı’nın dört bir yanından gelen ana kuzularıyla yazdığı son kahramanlık senfonisidir. Şehadet için görücüye çıkar gibi hevesle meydana atılan delikanlılar ve çilelerle ruhları yorgun düşmüş olsa da son bir gayretle vatan için kükreyen babalar... Yazdığınız destan, tefessüh etmemiş vicdanlarda hâlâ dualarla ve minnetle yankılanıyor.

​Genç ve tertemiz yürekleri Allah ve Resulullah sevdasıyla dolu, ruhu Kur’an ışığıyla aydınlanmış aziz şehitler; size karşı mahcubuz. Top gülleleri göğsünüzde patladığında tek endişeniz vatan ve milletti. Siz nereden bilecektiniz ki; aşkla öldüğünüz bu topraklar üzerinde, gelecekte ülkenin maddi ve manevi kalkınmasından rahatsız olacakların türeyeceğini? Dış mihraklarla kol kola giren içerideki münafıkların ve kriptoların şer ittifakı kurup bu topraklara ihanet edecekleri aklınıza gelir miydi? Vatanın yeniden doğrulmasından ve dimdik ayakta kalmasından birilerinin kimyasının bozulacağını hiç düşünemezdiniz.

​Ey kahraman şehitler! Bir zamanlar yetim kalmış, destansı bir yalnızlığınız vardı. Sene boyunca unutulur; okul kitaplarında sıradan bir hadise gibi, ruhu yansıtılmadan anlatılırdınız. Sadece Akif gibi cesur çığlıkların ve sizinle aynı ruhu taşıyan gerçek vatan evlatlarının diliyle destanlaştınız. Fakat şimdi; şehidine ve tarihine yürekten sahip çıkan, geçmişin ihmallerini telafi eden bir devlet ve Anadolu’dan, hatta dünyanın dört bir yanından ziyaretinize koşan, sizi Fatihasız bırakmayan sevdalılarınız var.

​Sizdeki o ulvi irade, vatanperverlik ve kardeşlik ruhu yeniden filizleniyor. Zındıkaya boyun eğmeyecek, ülkesi için üretecek, değerlerini peşkeş çekmeyecek vatan evlatları, şehadetinize yakışır şekilde size sahip çıkacak. Biliyoruz ki siz sadece toprak için değil; gelecek nesiller ezansız, Kur’an’sız kalmasın diye göğsünüzü siper ettiniz. Sinelerin Allah aşkı ile çarpmasını istediniz; inşallah o sineler hep çarpacak.

​Şükürler olsun ki artık dağların sancısı dindi, her yerde bir bayram havası var; çiçekler bir başka açıyor. Şimdi dikkatler barışa ve ihyaya yoğunlaştı. Gençlik, iman hakikatleri ile meşgul olacak; siz aziz şehitlere layık evlatlar olarak iman yönünden büyük kahramanlıklar sergileyecekler. Ey Çanakkale: Tarihimizin şehitlik kolyesindeki en iri taşı olarak şerefle boynumuzda taşınmaya devam edeceksin inşallah. Senin yirmi üç yıldır milletin yüreğinde yeniden dirilmene vesile olan devlet başkanından da Allah razı olsun.